Bilgi Sozluk'te ogrenmek istediginizden daha fazla $ey var!
Bilgi Sozluk

03.18.07

Kadın Hakları (2)

Posted in SAYI 16 at 23:34 yapan Editor

Yazan: ya basta viva zapatista

Geçen haftaki yazımızda kadın hakları kavramının tarihsel sürecine ve konunun kabaca bir girişine değinmiş, bu haftaki yazımızda da Türkiye ve ideolojileirn bakış açısına kısaca değineceğimizi belirtmiştik.

Önceliği sanırım ideolojilerin kadına bakış açısına vermek daha doğru olacaktır. İdeolojiler derken sadece belirli ülkelerdeki deneyimlerden yola çıkıyor olsak da bunların genel bir tavır alış olması nedeniyle genelleme anlamına gelmesi de kanaatimce yanlış olmayacaktır.

İlk olarak Ekim Devrimi ile başlayan süreçte SSCB’ye ilişkin bazı bilgilerin verilmesi yerindedir. Kuşkusuz Marksist/Sosyalist/Feminist anlayışın kadına bakış açısının ilerici ve metalaşmayı önleyen bir bakış açısı olduğu ortadadır. Bırakınız Sovyet deneyimini, tüm ülkelerdeki Marksist sol hareketlerin kadına verdiği değerin hiçbir ideolojide olmadığı kadar açık ve samimi olduğu sugötürmez bir gerçektir. SSCB’deki örneklere dönecek olursak; 1917 Sovyet devriminden sonra kadının statüsü yönünde çok ilerici hükümler getirilmiştir. Evlenme-boşanma, çocuk düşürme başta olmak üzere alınan kararlar kadınların özgürlüğü yönünde önemli adımlar olarak karşımıza çıkmıştır.1920 Kasımı ile parasız tıbbi yol ile çocuk aldırma yasalaşımış, 1926 ‘da fiili birleşmelerden doğan çocuklar da evlilik içinde doğmuş gibi meşru sayılmaya başlamıştır. Boşanmada yazılı bir belge ile boşanma yeterli sayılmıştır. Tabi bu verilen örneklerin yanında kuşkusuz yüzlerce ilerici adım atılmış bulunmaktadır. Örneklerin verilmesinin nedeni henüz 1920′lerde bu devrimci hakların kadınlara sağlanmış olmasıdır. Stalin ile birlikte kadına bakış açısı da kuşkusuz değişmiş, 1936‘dan itibaren serbest ve parasız çocuk düşürme kaldırılmış, boşanma ve nafaka zorlaştırılmıştır. Buna rağmen, yinede, kadının cinsel bir obje olmaktan çıkarılması, iş hayatında kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve cinsiyetçi bakış açısının yok edilmesi yönünde ülke genelinde girişilen eğitim atılımlarının olması büyük öneme haiz durumlardır.
1.Dünya Savaşının ertesinde Avrupa ‘da kurulan faşist devletlerde (Almanya, İtalya , İspanya’da ) ise tablo oldukça vahimdir. Buna göre, bu devletlerde kadın, ailede kocaya hizmet etmekle ve devlete de bol çocuk vermekle yükümlendirilmiştir. Nazi Almanya’sı 3K (Kinder,Küche ,Kirchen) ile çocuk,mutfak, kilise dönemini başlatmış ve kadınların her türlü söz hakkını kısıtlayan kurallar getirmiştir. Bu dönemde kız çocuklarıın eğitim-öğretimlerine devam etmeleri engellenmiş, sadece %10′luk bir kota ayrılmıştır. Bunun dışında kadınların görevinin ev işleriyle uğraşma olduğu dillendirilerek dikiş, nakış kursları ve benzeri faaliyetlere yönlendirilmeler başlanmıştır. Faşist İtalya ve İspanya’da da durum bundan farklı değildir. Kadın sürekli ikinci plana atılmış ve karar süreçlerinin dışında bırakılmıştır. Devlet kademelerinde kadınlara yer verilmediği gibi, mevcut kademelerdeki görevlerinden de ya alınmaları ya da bu görevleri bırakmaları sağlanmıştır.
Kuşkusuz modern kapitalist devletlerde ya da daha popüler bir ifade ile gelişmiş devletlerde kadınların haklarının çok daha iyi korunduğu, onlara temel birçok hakkın verildiği ve gene iş hayatında yükselmelerinin ve iş bulmalarının önünün açıldığı gibi iddialar vardır. Ne yazıkki bunların tamamı iyi incelendiğinde özellikle Avrupa ve ABD’de gerek feminist gerek Marksist gerekse işçi mücadelelerinin sonucunda bu hakların kazanılmış olduğu gözardı edilmektedir. Zaten kadınların eşit işe eşit ücret alamama, cinsel bir obje olarak görülerek metalaştırılma, çocuğa bakmakla ve ev işlerini yapmakla yükümlü kılınmaları gibi onlarca ayrımcı ve cinsiyetçi koşullar da bu gelişmiş devletlerin ve kapitalist sistemin içinden çıkarak kendisini varetmiştir. Bu nedenle kapitalizmin paranın saltanatı dışında özgürlükçü bir hava yarattığı ya da kadınların önünü açıcı bir rol üstlendiği safsatası klasik uydurmacalardan biridir.

Ülkemizde de kadın hareketi Osmanlı zamanında 1800′lerin sonunda başlamış ve 1900′lerin başında şekillenmesini tamamlama aşamasına girmiştir. Kemalist Devrimden önce de kadın hakları alanında gelişmeler yaşanmış, birçok kadın da bu uğurda can vermiştir. İttihat ve Terakki’nin 1917 yılında çıkardığı Aile Kararnamesi, evlenme ve boşanmada kadınlar için biraz daha yumuşak kurallar getirirken, 1919’da yerine geçen tutucu hükümete değin bu döneme göre kısmen ilerici hükümler varlığını korumuştur. Kuşkusuz bizlere resmi tarih içinde öğretilen kadının statüsündeki gelişmenin Kemalizm ile geldiği anlayışı tam anlamıyla gerçeği yansıtmamakta, belki de biraz abartılmaktadır. Çünkü yukarda da değindiğimiz gibi bu alandaki asıl gelişme süreci İttihat ve Terakki ile başlamıştır. Yani Kemalist Devrim kimi önemli atılımlar, devrimler gerçekleştirse de kadınlara tüm hakların tepeden, hiçbir talep olmaksızın verildiği iddiası yanlıştır.

”Kentli üst ve orta sınıf kadınlardan oluşan femminist bir hareket vardı. Teal-i Nisvan, Müdafaa-i Hukuk Nisvan ve Asrı Kadınlar cemiyetleri kurulmuştu. 1913 tarihli Medeni Kanun (Hukuk-u Aile Kararnamesi) İstanbul’da ilk kız lisesinin kurulmasını ve kadınların İstanbul Üniversitesi’ne kabul edilmelerini sağladı.
Savaşın erkek işgücüne etkileri nedeniyle, birçok ülkede olduğu gibi kadınlar kendilerine iş hayatında daha fazla yer buldular. Bu dönemde Kadınlar Çalıştırma Cemiyet-i İslamiyesi kuruldu.
İttihat ve Terakki rejimi 1916′da Şeriat Mahkemeleri’ni kaldırdı. 1917′de kadınlara boşanma hakkı verdi.
Kadınların durumunu iyileştiren ilk adımlar İttihat ve Terakki rejiminde atılmıştı. Cumhuriyet rejiminin bazı adımları ise geriye doğruydu. 1926′da kabul edilen Ceza Yasası’nın 468 ve 469. maddeleri kürtajı yasakladı.  Kürtaj, 1983′e kadar yasa dışı kalacaktı. Kadınlar ya sürekli çocuk doğurmaya ya da kaçak ve sağlıksız kürtaja mahkum edildi.”*

1926 Medeni Kanunu ile de kimi haklar olmadık derecede kısıtlanmıştı. Örneğin, kadın, ancak kocasının izni ile evin dışına çıkabilirdi. Tabi diğer yasalardaki ayrımcı hükümleri de gözden kaçırmamak gerekir. Örneğin, evlilik dışı ilişkiye giren kadına, erkekten daha fazla ceza veriliyordu; barda çalışan bir kadına tecavüz etmenin cezası, ”namuslu” bir kadına tecavüz etmenin yarısı kadardı.

Nezihe Muhittin tarafından 1921′de kurulan Kadınlar Halk Fırkası, Ankara’nın yasaklamaları sonucu kapatılmıştı. Muhittin, partinin kapatılması üzerine 1924′te Türk Kadınlar Birliği’ni kurmuş ve fakat kadınların politik hayata daha fazla müdahale etmesi için çalışma yürütürken hükümetin baskısıyla görevden düşürülmüştü. Daha da ilginç olanı 1934′te kadınlara oy hakkı verilmesiyle birlikte  TKB ”ihtiyaç kalmadığı” bahanesiyle kapatılıyordu.

Görüldüğü üzere siyasi duruşun neticesinde bir şekillenme söze konudur. Kemalist rejimin en önemli devrimi kadın hakları alanında kuşkusuz seçme-seçilme hakkının olsa da sürecin geneline baktığımızda değişik sorunların da ortaya çıkarıldığı ve kadın haklarında gerilemeler yaşandığı aşikardır. Tabi tüm bu söylenenler ”Kemalizm kadın haklarını olduğu gibi geriye götürmüştür” şeklinde anlaşılmamalı, verilen temanın önemi anlaşılmalıdır.

Ülkemizin bugünkü durumuna da yazımızda yer kalmadığı için değinemedik. Haftaya bir aksilik olmazsa bu konuya devam edeceğiz. Saygılar.

*Cem UZUN, Kemalizm Sol Değil, Anti-Kapitalist Yayınları, Haziran 2004.

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.

Bu sayfanin toplam okunma sayisi. 1395
Bu sayfayi $u anda okuyan ki$i sayisi. 1
Bu sayfayi ayni anda okuyan en cok ki$i sayisi. 5
Bu sayfanin bugune ait okunma sayisi. 0
Bu sayfanin en son okunma tarihi. 2008-07-24 15:14:42
Toplamda en cok okunan yazilar. Bugun en cok okunan yazilar. Bu ay en cok okunan yazilar. Bu hafta en cok okunan yazilar. Gecen hafta en cok okunan yazilar. Toplamda en cok okunan sayfalar. Bugun en cok okunan sayfalar. Bu ay en cok okunan sayfalar. $u anda okunan yazilar. $u anda okunan sayfalar.