Bilgi Sozluk'te ogrenmek istediginizden daha fazla $ey var!
Bilgi Sozluk

03.12.07

8 Mart ve Kadın Hakları (1)

Posted in SAYI 15 at 00:32 yapan Editor

Yazan: ya basta viva zapatista

Bir 8 Mart daha geride kaldı. Dünya Kadınlar Günü kuşkusuz çok önemli bir çıktının sonucudur. 8 Mart’ın nasıl doğduğunu anlatmadan önce kadın hakları kavramına ve bunun tarihsel süreçlerine biraz eğilmekte fayda var kuşkusuz. Bu konuda oldukça fazla konuşulması gereken konu olması nedeniyle birkaç yazı halinde yazmayı uygun görüyorum ilgili sorunsalı. Hatta sıralı bir şekilde yazılara devam edilemese bile ara ara gündem boş kaldıkça hukuksal mevzuata girerek konuya değinebiliriz.

Öncelikle kadın sorunu diye dillendirilen kavramın özünün temel bir cinsiyetçi sorunsaldan kaynaklandığı ortadadır. Bazen ”kadın hakları” bazen de ”kadının insan hakları” terimi kullanılsa da sonuçta aynı şeyin ifade edilmek istendiği kanaatimce aşikardır.

Antik Yunan’ın, demokrasinin ortaya çıktığı yer olduğu görüşü genel bir kanıdır aslına bakarsanız. O feylezoflarıyla ünlü Antik Yunan’da kadınların seçme/seçilme hakkının olmamasıyla başlayan cinsiyetçi bakış açısı günümüzde de kimi sorunların  belki de yaşam kaynağıdır.

Kadın hakları olarak bilinen birçok yasa uluslararası sözleşme ile gündemimize gelen kadının toplum içindeki sosyal statüsü ile ilgili sorunları anlamak için, kadın sorununun ve mücadelesini tarihsel kökenlerine bakmamız da icap eder.

Örneğin ”Ermiş Augustinus (354-430) ‘‘ çocuk doğurmak dışında … kadının erkeğe nasıl bir yararı olabileceğini anlamıyorum’’ derken ; kuzey Afrikalı Hristiyan ilahiyatçı Tertullianus (155-222), ‘‘  sen cehennemin kapısısın’’ diyordu”* kadınlarımız için. İşte demokrasinin, felsefenin ve sair bilimlerin ortaya çıktığı yer ve zamanlarda ayrımcılığın kökenleri de atılmış oluyordu yukarıda sözlerine şahit olduğumuz zihniyet ile.

Kadına yönelik bu bakış açısı tarihsel süreç içerisinde benzer anlayışlarla, Rönesans’dan itibaren başlayan kadın hakları mücedelesinin savaşımı ile geçmiştir. Rönesans bu konuda bir aydınlanma aracı olarak lanse edilirse yanlış olmaz kanaatimce.

”Kadını miras hakkından yoksun bırakmak ve onun statüsünü sürekli ‘’ezilen kişi’’ haline getirmek için burjuva görevliler, Ortaçağın başlarında Fraglitas sexus denilen bir Roma hukuku kuralını uygulamaya başlamışlardı.”**Kuralın özü ”evli kadının, malları idare etme, dava açma haklarına, kocası hasta, gaip ya da ehliyetsiz olduğunda , malların devrinde onun yerini alabilmesi” şeklinde idi. Bu kuralın Aile Hukuku’nun ilk kurallarından biri olmasının yanında, bu hukuk dalının başlangıcının ayrımcılıkla başlıyor olması da dikkate değer bir durumu teşkil etmekteydi.

Aslında Orta Çağ’da da İlk Çağ’dakinden farklı bir durum olmadığı açıktı. Nitekim, 16 yy.’da Fransa’da , evli kadın ehliyetsiz görülür ve kocanın ya da mahkemenin izin vermediği bütün işlemler de batıl olup çıkardı. O zamanlar Fransa’da, kadınların görevi tarif edilirken, ‘’onlar ,gelecekteki rollerine hazırlanacak ,hepsi de kocanın yaşamını kolaylaştıracaktır’’ deniyordu.

Gene 1547 tarihli bir İngiliz bildirisi, kadınlara ‘’gevezelik ve konuşmak için aralarında buluşmayı’’ yasaklıyor, kocalarına da ‘’ eşlerini eve kapatmayı’’ emrediyordu. Tüm bu baskılar sonucu Rönesans ile birlikte feminist düşüncede ortaya çıkmaya başlayacaktı.

Görüldüğü üzere cinsiyet ayrımcılığı ve dolayısıyla kadın hakları sorununun kendisi İlk Çağ ile birlikte gelişen bir tarihsel sürecin sonucu olarak kendini varediyordu. (Belki bir başka yazıda sosyalist, faşist, liberal devletlerde kadınların statüsü ve kadına bakış açısıyla ilgili bir konuyu ele almakta yarar olabilir.Fakat çok geniş olan bu konuda, en azından bu yazıya ilişkin olarak konuyu uzatıp dağıtmamak gerekir elimizden geldiğince diye düşünüyorum.)

İşte günümüze kadar çeşitli baskı, mücadele, kimi zaman kan ve gözyaşı ile gelişen bu süreç 8 Mart’ların da yaratıcısı olmaya soyunuyordu.

27 Ağustos 1910 tarihinde Kopenhag’da toplanan II. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda, Feminist-Marksist kuramın öncülerinden Clara Zetkin, her yıl bir günün, kadınlar günü olarak ilan edilmesi gerektiğini açıklıyordu. Zetkin 8 Mart tarihini de kendisi öneriyordu.

Bir kitaptan alındığı şekliyle tarih şu şekilde önerilmişti: ”Tarih olarak 8 Mart’ın seçilmesinin nedeni Birleşik Devletler’de o gün gerçekleşen olaydı. New York kentinin iğne işçileri sendikalarındaki çoğu sosyalist olan kadın işçilerin liderliğinde 8 Mart 1908 Pazar günü bir kadın eylemi için çağrı yapıldı. Manhattan’da, Lower East Side’ın tam ortasındaki Rutgers Meydanı’nda yüzlerce kadın oy hakkı talep etmek ve güçlü iğne işçileri sendikalarının kurulmasını gündeme getirmek için toplandı. 1908 eylemi çok başarılıydı ve hemen ülke dışındaki sosyalist kadınların ve Clara Zetkin’in ilgisini çekti. Zetkin bu eylemden esinlenerek Kopenhag’da Amerikalı kadınların gösteri yaptığı günün Uluslararası Kadınlar Günü ilan edilmesini ve her yıl 8 Mart’ın bütün ülkelerdeki kadınların eşit haklar için mücadelesine adanmasını talep eden önergeyi hazırladı. Önerisi delegelerin çoğunluğu tarafından kabul edildi ve ertesi yıl, 1911′de ilk Uluslararası Kadınlar Günü gerçekleştirildi”.***

Görüldüğü üzere 8 Mart herhangi bir günü singelemiyordu dünya kadınları için; yani bir mücadele anının ölümsüzleştirilmesiydi. Ülkemizde de ilk 8 Mart Türkiye Komünist Fırkası öncülüğünde 1921 yılında “8 Mart Kadınlar Bayramı” adıyla Ankara’da kutlanmıştı. O dönemden bugüne çeşitli kereler siyasi nedenlerle kesintiye uğrasa da, 8 Mart’lar kutlanmaya ve her geçen yıl güçlenen kadın hareketiyle birlikte daha da anlamlı şekilde somut talepler üretilerek kutlanmaya devam ediyor. Belki hala karma etkinliklerde kadınlardan çok erkekler yer alıyor, belki hala kadınlar polis/koca-sevgili/aile baskısıyla karşı karşıya kalıyor; fakat bir feylezofun dediği gibi ”aslolan dünyayı anlamak değil, onu değiştirebilmektir”.

Tüm kadınlarımızın (bayan değil!)  8 Mart Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü**** kutlu olsun. Haftaya bu konuda Türkiye ve ideolojiler üzerine eğilmek üzere, hoşçakalın.
*Tanilli, Server ; Ne Olursa Olsun Savaşıyorlar, Alkım Yayınları/2006
**aynı eser.
***Derleyen Foner, Philip S.,”Clara Zetkin: Seçme Yazılar” , ABD Komünist Partisi’nin yayınevi olan International Publishers’in yayınlarından çıkan bir kitap.
****8 Mart’ın adının ”Dünya Kadınlar Günü” mü, yoksa ”Dünya Emekçi Kadınlar Günü” mü olduğu tartışması her yıl yaşanıyor ne yazıkki. Benim anlayışıma göre önemli olan niyetin kendisidir burada. İşçi-emekçi kadınlar üzerinden doğan bu günü isteyen istediği şekliyle kutlamalı ve kadınlarımıza gereken değeri sağlamalıdır.

Š

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.

Bu sayfanin toplam okunma sayisi. 3101
Bu sayfayi $u anda okuyan ki$i sayisi. 1
Bu sayfayi ayni anda okuyan en cok ki$i sayisi. 5
Bu sayfanin bugune ait okunma sayisi. 0
Bu sayfanin en son okunma tarihi. 2008-05-17 07:04:09
Toplamda en cok okunan yazilar. Bugun en cok okunan yazilar. Bu ay en cok okunan yazilar. Bu hafta en cok okunan yazilar. Gecen hafta en cok okunan yazilar. Toplamda en cok okunan sayfalar. Bugun en cok okunan sayfalar.