03.09.08
Susmak
Angelus
Ne kadar onur kırıcı değil mi ?
Her kafadan ayrı bir ses çıkar
–Delirdin mi sen, yeter artık, ikinizde kurtuldunuz birbirinizden, rezil mi edeceksin kendini?
Ne kadar onur kırıcı değil mi ?
Ya siz ? Kimsenin sizi anlamayacağından o kadar eminsiniz ki, hani damdan düşenin halinden sadece damdan düşen anlar misali, uzaktan konuşmak öyle basit ki.
–Rezil mi edeceksin kendini?
Oysa bu yaşadığınız durumun rezillikten ne farkı var ki diye düşünürsünüz; Olur olmadık ağlayan, başkalarını bu tavırlarından yargılarken aynı şeyleri yapıp zihnini alkol ile uyuşturan, uyumayan, nefret edilebilecek her şeyden nefret eden bir harabe… Peki, ya bir şans varsa ve onu kullanmak için geç kalıyorsanız, belki O’da sizi bekliyordur telefon başında aramanız için ve belki de O’da sizinle aynı yorumları dinlemektedir şu an.
–Delirdin mi sen, yeter artık, ikinizde kurtuldunuz birbirinizden, rezil mi edeceksin kendini ?
Ne kadar onur kırıcı değil mi ?
Belki en doğrusunu yapıyorsunuz aramayarak, tam atlatmaya başlamışken doğru değildir. İçinde bulunduğunuz cehennemin çoktan bir parçası olmuşsunuzdur, Sen o eski Sen’den çok uzakta, O’nun ardından kalan farklı bir “Sen” olmuş, acınız nasır tutmuş, yaranız kabuk bağlamıştır. Ölüm haberinizi alalı çok olmuştur. Ne gereği var şimdi kapanmaya başlayan yarayı tekrar açmaya ? Kötülük değil mi bu kendinize ? Ama ya aramadığınız zaman elinizdeki o yarayı iyileştirme şansınızı da kaybederseniz ? Bu haksızlık değil mi peki kendinize ? Ya karşınızda da yaraları kanayan ve iyileşmesini bekleyen “O” varsa ? Nasıl bileceksiniz ki bunu ? Evet, belki çoktan unutmuştur sizi, hayatına başkasını da almış olabilir, değer dahi vermiyordur size, aramak olabilecek en büyük rahatsızlığı verecektir belki de ? Peki bunu nasıl bilebilirsiniz, bu bilmezlik içinde çıldırırken hem de ? Zaten o kabuk bağlayan yara da içten içe kanamaya devam etmiyor mu ? Canınız daha ne kadar acıyabilir ki ?
Ne kadar onur kırıcı değil mi ?
Ama en kötüsü de sizi sevmiş olandır. Sizi seven ve unutmak için her şeyi yapmış olan, belki de beceremeyen. Bunun için acısını bastıracak birçok boktan işe bulaşan, ruhsal acısını bastırmak için fiziki acılar çekmeyi göze alan, yerinden yurdundan çok uzaklara kaçan, sadece ve sadece sizi unutmak, yarasını iyileştirmek için, kâğıt kesiği gibi sürekli ve durmaksızın acıtan yarasını unutmak için… Ama uzakta da olsa hissedersiniz acısını, aramak istersiniz, tekrar birlikte olmak imkânsızdır, belki yaptığınız hataların sınırı yoktur. Bahanelerinizi ve nedenlerinizi anlatmanızın da hiçbir faydası olmayacaktır, yaralarınızı birbirinizin yarası ile okşayarak düzeltmeye çalışırsınız, birbirinizi böyle iyileştirmek istersiniz ve o andan sonra bir daha hiç aramaya cesaret edemezsiniz. “Sonsuza kadar” birbirinizin olacakken sonsuza kadar kanayacak olan yaralarınızla baş başa kalırsınız. Sizi uyutmayacak, her anısında daha da sızlatacak, kendisini unutturmamak için elinden geleni yapacak olan yaranızla baş başa kalırsınız ve üstelik ö(z)lüyor oluşunuz da artık kimsenin umurunda değildir. Zaman zaman unutursunuz belki, hatırlamazsınız içinizin kanayan yarasını, çocukken düşüp yaraladığınız kolunuzdaki izler gibidir, acı unutulmuştur ama izi hala oradadır. Ve bilirsiniz, bir daha böyle bir kıyameti kaldıramazsınız. Aslında iflah olmaz bir yalancısınızdır da, tüm bunlara rağmen utanmadan gülersiniz insanların yüzüne, hiçbir şey yokmuş gibi davranırsınız, mutluymuş gibi gözükürsünüz, hayat çok güzelmiş gibi yaparsınız…
Ne kadar onur kırıcı değil mi?
Bir daha da arayamazsınız, aramak için sebep de yaratamazsınız, bu zaten sonradan pişman olacağınız bir eylem olacaktır. Hem zaten hep sonradan pişman olacağınız eylemler yüzünden bu hale gelmediniz mi? Ama ne de olsa bilirsiniz ki onda da aynı yaraların bir benzeri vardır. Birbirinize dokunduğunuzda O’na zehirli kanınızla birlikte bulaştırdığınız bir yara. Sizi acıdan öldüren, içinizde gitgide büyüyen, yeryüzündeki tüm hastalıkları vücudunuzda barındırıyormuş gibi canınızı acıtan, başkaları tarafından fark edilmeyen, yaşamı ellerinizden bıraktıran ve bir gün iyileşmesi için dua ettiğiniz yaralardan…
Ne kadar onur kırıcı değil mi?…