01.28.07
Sergey Angelus’a Sordu…
Hazırlayan: sergey
Sözlüğümüz bir parçası olan ve her hafta çok güzel sayılarla karşımıza çıkan tuzluk dergisinde bendeniz Sergey de her hafta bir yazarımız ile yapacağım röportajlarla sizlerin karşısında olacağım. İlk konuk olarak hiyerarşi gereği sözlüğümüzün moderatörlerinden Angelus ile birlikte olduk ve kendisine sözlükten özel yaşamına, moderatörlükten o çok sevdiği vapurlara kadar bir çok soru yönelttik.
Sergey: Öncelikle sözlükte moderator olmak nasıl bir duygudur? Ne oluyor moderatör olunca uzayıp kısalıyor muyuz?
Angelus: Olmayan biri için “abi ne güzel her şeye hakimsin adam uçuruyosun, entry siliyorsun” tadında oluyor mod. Olunduğu vakit ve bir takım işle alakalı atraksiyonlar gerçekleştirmeye başladığınızda kronik baş ağrısı sahibi oluyorsunuz, yani öyle süper bir olay değil. tavsiye etmem.
Sergey: Nedir bu baş ağrısının sebebi acaba? Sonuçta hepimiz normal hayatta işi gücü olan, okuyan insanlarız. Neden bu tip şeylerle uğraşırız ki ?
Angelus: Baş ağrısının sebebi ne İsa nın ne de Musa nın halden anlamamasıdır. Ha evet gayet anlayışlı, gayet uyum içerisinde birlikte olduğumuz arkadaşlarımız da var ama münferit olarak ortaya çıkan “e hocam sen entrymi silmişsin ama kesin bana bi garezin var senin ondan sildin” yaklaşımı tüm moralinizi bozabiliyor. Her zaman olmasa da. E desem ki ben o yazara “seni hayatımda kaç defa gördüm, kaç defa oturup iki çift laf ettik de bu döngü sonrası sana önlenemez bi garez oluştu bende” ne der bana merak ediyorum.
Sergey: Aynı sıkıntı biz gammazlarda da var aslında. Bir uyarı mesajı attığımız kişilerden bazen küfür derecesinde sözler duyabiliyoruz. Yazar alımlarında biraz daha seçici mi davranmak gerekiyor, her 10 entry gireni yazar yapmamak mı lazım?
Angelus: Bunun 10 entry ile falan bi alakası yok ki. Sadece yönetici arkadaşlarımız bilir ama çok örneği vardır 10 tane canavar gibi entry kasıp 11. entryde “angel kuzum a.k.” senin” diyen. Tabi angel izafi bi durum diğer yöneticilerin de ismi geçebiliyor. E bu arkadaşlar kavun da değil ki koklayalım o nedenle deneme yanılma yöntemine devam ediyoruz.
Sergey: Cidden zor bir iş yaptığınız, ve bazı kadir kıymet bilmez insanlar oldu mu da insanın şevki kırılıyordur mutlaka. Ben biraz da günlük yaşantınıza gelmek istiyorum. Ne yapar Angelus gerçek hayattaki adı ile Tümay Demir. Nasıl kazanır hayatını?
Angelus: Evet gerçek hayat. Tabii zaman zaman karıştırdığımız oluyor gerçek hayatımız hangisi . Pc başında da sevdiğimiz, özlediğimiz, birlikte olmak istediğimiz insanlar var pc nin dışındaki hayatta da. Bazen “gerçek hayat” konusunda seçim yapmak durumunda kalıyoruz ama senin bilmek istediğin konuya gelince yatırım danışmanı olarak çalışıyorum, yaşamımı idame ettirecek seviyeden biraz daha üst noktada güzel bi kazancım var. Kredi kartlarımın borcunu ödeyebiliyorum en azından.
Sergey: Yatırım danışmanlığı gibi bir iş yapıyorsunuz, eve zihinsel açıdan yorgun bir şekilde geliyorsunuz ama baktığımız zaman en çok entry giren yazarlar sıralamasında adınız nasıl en yukarılarda yer alabiliyor şaşıyorum. Aynı zamanda da işin bir de yönetim olayı var. Zor olmuyor mu hepsini bir arada götürmek?
Angelus: İnan sözlük başında yorulan zihnimi para kazanmak için uğraştığım işimle dinlendiriyorum, dinlenen zihnimi tekrar sözlükte yoruyorum ki bu da dediğin gibi zaman zaman girilen entry sayısına yansıyabiliyor. Tabii bir haftada 100 entry girdiğin zaman sözlüğün yönetimi ile alakalı bir sorun olmuyor rahat bir şekilde duruma hakim olabiliyorsun kaldı ki ben tek değilim diğer moderaötler jediler ve gammazların şahane ispiyonları ile yürüyor bu iş. Yoksa “her şeyi ben üstlenecem hocam, atlas gibi dünyayı omuzlayacam” derseniz bu istek hayalden öteye gitmez.
Sergey: Çok doğru aslında “küçük denizlerin hepsi benim” mantığı ile bir yere varamıyor insan. ( Şerefsizce bir gülümseme ile ) Deniz demişken vapurlara gelmek istiyorum ben.Nedir bu vapur sevdası ?
Angelus: Baki kalmış vapur sevdasına cenk-erdem beylerden duyduğum bir replik ile durumun pekişmesi hadisesidir esasında. Öyle derin, felsefi bi anlamı yok ama hiç işim olmadığı halde sırf vapura binmek için anadolu yakasına geçtiğim çok olmuştur tabii durumdan istifade geri dönerken de.
Sergey: Ama bu vapur olayı en azından beni ve meslektaşım Myysteriouss’u öyle bir sardı ki bir ara google’dan vapur resimleri bulup birbirimize yolluyorduk.
Angelus: Evet evet aynı durum bizlere de bir dönem vapurlar, vapur iskeleleri olarak sirayet etmişti. Nihayetinde insanın sevdiği herhangi bir şeyle ilgilenmesi kadar leziz bir şey yoktur heralde.
Sergey: Gerçekten çok doğru. Bir de benim merak ettiğim bir konu daha var. Biz Angelus’u hep pc başında veya sözlükte görüyoruz. Siz de her normal insan gibi pijamalarınızı giyip tv karşısında uyuyakalmaz mısınız?
Angelus: Uyku konusu evet. Zaman zaman sevmediğim bir olgu olsa da uyuyorum ki ertesi gün ağzı yüzü şişmiş bir şekilde patron karşısına çıkıp fight club sendromu yaşamamak için lakin dediğiniz tv durumu pek cezbeden bir durum da değil onun yerine yine dediğim gibi pc. başında, sözlükte veya şimdi anlatmak istemediğim bir takım özel meşgaleler ile dinlenme hadisesini gerçekleştirebiliyorum. Pijama ayrıntısı ise zaman zaman oluyor.
Sergey: Anladığım kadarıyla zamanınızın çoğu çalışmak ve sözlükle uğraşmakla geçiyor. Peki sözlük içerisinde en beğendiğiniz yazarlar kimlerdir ? Özellikle her entrysini takip ettiğiniz birisi var mı sözlük içerisinde?
Angelus: Var tabii olmaz mı. Tüm nesillerden takip ettiğim, kafamda belirginleşmiş olan yazarlar var lakin sözlük içerisinde belli bir statüde olan birisinin bunu belirtmesi uygun olmayabilir ama yine de bi cevap olabilecekse şayet kendi entrylerimi beğeniyorum hatta bir iki sene önce yazdığım bir entry ile karşılaştığımda “ne güzel yazmışım, elime sağlık, peh peh peh” dediğim olmuştur.
Sergey: Tüm nesiller dediniz de bazı yazarlar arasında ” yeni gelen nesiller sözlükte kaliteyi düşürdüler” gibi bir kulis var. Ne düşünüyorsunuz bu konuda ?
Angelus: Bu geyikleşmiş bir mevzudur, her sözlükte gerçekleşmiştir ama ben inanmıyorum. Böyle bir şey olduğuna zira kimse “Cambridge üniversitesi sözlük yüksek bölümü” mezunu olarak gelmiyor. Her yazar ilk geldiğinde bocalayabilir, format dahilinde olmayan bir tarzda yazabilir, yapılan uyarılar ve yazarın gözlemleri neticesinde doğru yolu bulur potansiyel olarak içinde var olan ortalama yazarı ileri seviyeye çıkartıp şahane bir yazar olabilir, sıra ile olabilecek bir durumdur bu. Sözlüğün kalitesini falan düşürmez aksine süreç devam ettikce sözlüğü daha da iyileştirebilir.
Sergey: Son olarak sözlük içerisinde yakında bir değişiklik olacak mı diye soralım ve bu röportajımızı da burada bitirelim.
Angelus: Değişim hiç durmadan devam eden bir süreç bizim için. İndependence her an “hocam şöyle leziz bir durum var hemen hayata geçirelim bana müsade” diyip süper bir yenilik sunabilir bize , bizim için de sürpriz bir durumdur bu. Bekleyip göreceğiz her şeyi.
Sergey: Vakit ayırdığınız ve sorularıma verdiğiniz bu içten yanıtlar için çok teşekkür ediyorum size.
Angelus: Bilmukabele.
Bu röportajdan çıkarılacak derse gelirsek ve bunu sözlük dili ile anlatırsak..
sergey said,
Ocak 28, 2007 at 16:52
en sonda yazılı olan sey cıkmamıs. buraya yazayım onu da.
maliyeci said,
Ocak 28, 2007 at 17:19
auaheehe sen yoruma yazınca da çıkmamış. bkzlı şeyleri kabul etmiyo sistem zannımca.. ben 2 kere denedim olmuyo..
sergey said,
Ocak 28, 2007 at 17:24
o zaman
bkz : moderator de olsa ınsan ınsandır
bkz : hayat hakikaten garipmis vapurlar falan
nick nicki nickince said,
Ocak 28, 2007 at 21:22
eline ve fikrine sağlık sergey…
artık angelus orda uzakta bi adam değil, bir parça da olsa tanınan bir insan.
nice angelus’lara:D
sergey said,
Ocak 29, 2007 at 16:32
Haftaya sozlugumuzun seker mı seker gammazlarından Myysteriouss la beraber olacagız kısmet olursa…
sepulturk said,
Ocak 29, 2007 at 20:26
ya şimdi moderatorlügü filan bırak da benim kenarda birikmiş bir miktar param var(20 milyon kadar)(napim bu kadar biriktirebildim alla alla). ben şimdi onla nasıl bir yatırım yapsam. ben diyorum ki şöyle denize nazır bir ev alim. hani şu monopoly evlerinden, küvetin yanına koyarım olur biter deniz manzarası da. olur mu yav öyle iyi bir yatırım?