04.22.07
Sanal Gerçekliğe Doğru
Yazan: sepulturk
İnsanoğlunun en büyük hayalidir yaşayamadığını yaşamak. Bunu sebeplerini tekrar yazmayacağım şimdi. Geçen haftaki yazımda değinmiştim. Bu hafta bu amacımıza nasıl ulaşabiliriz ve bugüne kadar nasıl ulaştık ondan bahsedeceğim. Hazır mıyız? Van tu tiri foro…
İlk olarak halk arasında atari salonu olarak bilinen ama asıl adı “arcade salonu” olan mekanlara bir yollanalım. Silahlı makineleri getirin aklınıza. Uzi şeklinde silahlar bağlı olurdu makinelere ve biz de hedef alarak düşmanlarımızı indirirdik. Ya da içine girdiğimiz arabaları düşünün. Karşımızda bir ekran elimizde bir direksiyon. Kendimizi bir yarışçı gibi hissederdik. Gerçeği yaşatırlardı bizlere. Bunlar başlangıçtı tabi sadece. Onlardan sonra karşımıza dev asa maskeler çıkardılar. Bu maskeleri taktığımız zaman gözümüzün dışarıyla teması tamamen kesilirdi. Bir ekranı görürdük sadece ve harekete duyarlı olan maske kafamızı oynattığımız yere göre ekrandaki görüntüyü kaydırırdı. Bunlar hala ne kadar yaygın bilmiyorum ama devasa boyutlarıyla kullanışsız oldukları bir gerçek.
İleri ki yıllarda da adını tam olarak bilmediğim camdan devasa bir küre çıktı ortaya. AR-GE aşamasındayken tanıtılan bir üründü. Yarı saydam küre altındaki bulunan 3 adet harekete duyarlı topun üstünde duruyordu. Oyuncu kişi bu dev kürenin içine atıyordu kendisini ve yürümeye başlıyordu. Küre döndükçe üstünde durduğu harekete duyarlı toplar dışarıdan 3 adet projektörle küreye yansıtılan görüntünün de ilerlemesini sağlıyordu. Evet bence de ultra saçma bir girişimmiş. Zaten o günden sonra da daha haberini duymadım bu aletin.
Bunların hepsi palas pandaras ortaya atılmış ve devamlılığı pek sağlanamamış ürünlerdi. Ama sanal gerçeklikte artık farklı bir boyuta geçmek üzereyiz. Bu tarz işlerle bir yere varılamayacağını gören Philips şu anda çok yavaş ilerleyen ve ilk meyvelerini tadabildiğimiz bir teknoloji üzerinde çalışıyor. Ambilight olayını duymuş olmalısınız. Adını bilmeseniz bile dediğim zaman “anam ben vallaha biliyodum” diyeceksiniz bir çoğunuz. Reklamlarda bir LCD televizyonunun arkasından ışıklar saçan modelini tanıtıyor Philips uzun süredir. Ekranda olan görüntünün renklerini ufak bir işlemci vasıtasıyla çözdükten sonra televizyonun arkasındaki ışık kaynaklarıyla bu renklere uygun tonları duvara yansıtma mantığıyla çalışan bir sistem. Fakat bu sadece başlangıç. “Ambix” isimli bu teknolojinin ileriki safhalarını da Philips geçtiğimiz aylarda duyurdu. Artık hemen hemen herkesin evinde home theatre sistemi var. Aynen o şekilde çalışıyor sistem. Evin muhtelif köşelerine ışık kaynakları konuluyor ve yine o an gösterilen görüntünün renklerine uygun ışıklar yayılıyor odaya. Bu da bizler için atmosfere daha sağlam bir giriş demek oluyor.
İşin aslı bu kadarla da bitmiyor tabi ki. Gerçekliği tam olarak hissetmemiz için görüntüden sonra olmazsa olmaz bileşen nedir? Tabi ki koku. İşte Ambix’in en büyük olayı bu. Bize sanal olanı gerçeğe dönüştürmek için koku imkanı da sunacak bu teknoloji. Çalışma prensibi ise renkleri yansıtma prensibiyle aynı. Nasıl bütün renkler 3 ana rengin türevleri ise koku için de aynı şey geçerli. Odamızın bir köşesine bu üç ana kokuyu koyacağız ve bunların türevleriyle o an oyunda veya filmde geçen mekanın kokusunu hissedebileceğiz.
Evet görüldüğü gibi sanal gerçekliğe bizi en çok yakınlaştıran firma şu an Philips. Ha bunların haricinde yok mu yani sanal gerçeklik önerisi diceksiniz. Var tabi ki. Eğer isterseniz ufak elektrik akımı veren mouselardan edinebilirsiniz tabi manyak filan değilseniz.
Not: Bu yazı için Philips’ten yüklü bir para alınmıştır.
zozan said,
Nisan 26, 2007 at 17:07
bu kokan televizyonda film izlenmez artık. adam filmde tuvalette sıçıyosa biz bok kokusu mu duycaz yani. vay halimize.
serpil götünden teknoloji uydurma lan.
sepulturk said,
Nisan 27, 2007 at 01:07
ulan bak son bi kaç haftadır bana taktın kafayı oyarım vallaha adamı