04.08.07
5-10 Mb’lık Ömür Törpüsü Oyunlar
Yazan: sepulturk
Şimdi şöyle bir düşünün bakalım. Sene 1992-93 civarları. Kara kutu lakaplı atari 2600 hangimizin elinde değil? Hangimiz deliler gibi River Raid oynamıyoruz? Ya da biraz daha ilerilere gidelim. Sene 1995-96 hangimiz 8bit’lik TV atarilerimizde (home computer) deli gibi 8-8’i geçmeye çalışmıyoruz Super Mario’da? Ve 2007’ye gelelim hangimiz o basit oynanışlı ama delicesine bağlandığımız oyunları özlemiyoruz?
Vallaha o oyunların tadını bir kere alıp da şimdi özlemiyorum diyen yalan olur. Bu sebepten bu hafta o günlerin çılgın shot’em up’larını özleyenlere ufak bir rehber hazırladım. Birkaç tavsiyem olacak nacizane. Üstelik bu oyunlar şimdi ki PC oyunları gibi 1-2 DVD değil, sadece 5-10 mb’lık dosyalar. Evet oyunlarımıza geçebiiliriz. Lan lan lan yavaş olm binmeyin tepeme.
CRIMSONLAND
En baştan söylüyorum sonra kimse bana vay efendim bu oyunu neden yazdın, aman efendim sınav zamanı edilir mi, okulum bitmiyor gibi serzenişlerle gelmesin. Çok ciddi anlamda bağımlılık yapan bir oyundur kendileri. Oynanış mantığı akıl almayacak kadar basit. Şimdi siz bir askersiniz ve kendinizi tepeden görüyorsunuz. “wasd” tuşları ile yönünüzü belirliyorsunuz mouse ile de ateş edeceğiniz yönü. Yalnız FPS’ler gibi düşünmeyin bu oyun safkan bir beat’em up. Oyunda dev gibi ekranda ufacıksınız zaten. Ve dört bir yandan yaratıklar gelmekte. İlk bölümler kolay kolay geçiliyor. Ama bölümler ilerledikçe insanı çıldırtacak derecede zorlaşıyor oyun. Ayrıca oyunda onlarca farklı silah seçeneği ve level atlama sistemi de var. Her level atladığınızda karakterinize farklı bir yetenek kazandırabiliyorsunuz. Tekrar belirtiyorum iradesine aşırı derecede hakim olmayanlar kesinlikle sınav dönemi filan indirmesin.
WARBLADE
8 bitlik atarilerden “Galaxian”ı hatırlayanınız var mı? Sanırım bir çoğunuz hatırlıyorsunuzdur. Tepeden dur durak bilmeden inen uzaylılar ve aşağıda uzay geminizle onları durdurmaya çalışan siz. Bu oyun tabi ki Galaxian’dan çok daha güzel grafiklere ve oynanışa sahip. Oyunda puan ve para sistemi farklı işliyor. Puan bildiğimiz puan yani bir şeyler alamıyorsunuz onunla. Ama para feci önemli bir faktör. Her şey parayla alınmakta. Adeta level atlama gibi bir şey para. Para kazandıkça yeni silahlar, kalkanlar, game secretlar hede hödöler bir ton şey. Oyun 100 bölümden oluşmakta ve her 100 bölümü bitirdiğinizde oyun “mirror”lanmakta yani düşmanlar sağdan gelmek yerine soldan gelmekte. İlk 25 bölümü oynayıp da “amaaan ne kolay oyunmuş” diyenleri ise 75. bölümden sonra tokat gibi cevaplar beklemekte.
STAR DEFENDER 3
Oyun tıpkı Warblade gibi pek bir fark yok gibi görünüyor fakat oynadıkça ikisinin de tadının ayrı olduğunu anlıyorsunuz. Bu oyunda bir normal silahınız var bir de ekstra silahlarınız var. Bu ekstra silahlar düşmanlardan düştükçe değişiyor ve normal roketten güdümlüye, chain laserdan bulaşıcı mikroba kadar bir çok seçeneğe ayrılıyor. Normal silahınız ise yine düşmanlardan düşen power-up’lar ile gelişiyor. Oyunda bir anda ekranda binlerce düşman beliriyor ve ciddi anlamda insanda sinir filan bırakmıyor. Bu oyunu oynamadan önce çelik gibi sinirlerinizin olduğundan emin olun.
FEEDING FRENZY
İlk başta her şey bir toz bulutuydu. Sonra dünya oldu, sonra denizler tek hücreliler filan derken balık ortaya çıktı. Sonra bu tek hücreliler balığı kıskanıp ona “Frenzy” dediler. Sonra insan oluştu. Tek hücrelilerin balığı üzmesine dayanamayıp Frenzy’nin kontrolünü eline aldı. Onu ilk önce ufak göllerde ufak balıklarla beslemeye başladı. Sonra baktı artık göldeki ufak balıklar yetmiyor bu denyoya aldı denize götürdü. Aç gözlü Frenzy homini de gırtlak takıldı denizde de. Artık devasa bir balık oldu Frenzy. E artık taşınacak gibi değildi bir vinç icat etti insan oracıkta ve vinçle okyanusa taşıdı artık balinayla filan beslenir oldu bizim küçük Frenzy. Zaten daha sonra insanı da yemiş de oyunda bize onu göztermiyorlar.
ZUMA
İşte geldik ofis insanlarının bir numaralı tercihine. Oyun o kadar basit ki anlatmama bile gerek yok. Sadece Zuma diyim siz anlarsınız zaten. ZUMA! Hmmm anlamadınız demek. Neyse anlatim bari Allah kahretmesin. Oturun yamacıma bakim tembel tenekeler. Şimdi efendim siz merkezde oturan boğa gibi oturan bir kurbağayı kontrol ediyorsunuz. Kontrol etmekten derken sadece kendi ekseni etrafında 360o döndürüyorsunuz. Bu kurbağa da kurbağalığını bilmeden etrafa rengarenk toplar saçıyor. Ekranın muhtelif köşesinden de bir sıra halinde renk cümbüşü halinde toplar geliyor ve siz aynı renkteki topları vurup patlatmaya çalışıyorsunuz. Ne kadar kolaymış di mi? Bir de ben Zuma desem anlarsınız dediğimde eblek eblek baktınız. Dağılın lan!!!
Evet arkadaşlar biliyorum sınav dönemi bir çoğunuzun ve bana bu oyunlara baktıktan sonra büyük ihtimal bayağı bi kaptıracaksınız. Ama olsun. Yaşasın kötülük!!!!