04.29.07
Umudun Tükendiği An
Yazan: schumi
Bildiğiniz gibi bir kaç haftadır darbeler üzerine yazıyorum. Darbelerin ülkemize zararlarını, ülkemizi nasıl geri götürdüğünü, nelere mal olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Amacım yıllarca baskıyla, zulümle, “yönetmek bizim işimiz, siz burnunuzu sokmayın, koyun gibi oturun oturduğunuz yerde” düşüncesiyle apolitikleştirilen gençliğin yakın tarihimizde yaşananları elimden geldiğince öğrenmesini, demokrasiden, sivilleşmeden, sivil iradeden korkmaması gerektiğini anlatmak, bir nebze de olsa halen demokrasiye ve demokrasinin, hukukun üstünlüğüne inanan insanların, gençlerin var olduğunu göstermek.
Evet, umutluydum. Tüm baskı ve zulümlerin geçmişte kaldığını düşünenlerdendim. 21. yüzyılda, küreselleşen, olabildiğince demokratikleşen, olabildiğince özgürleşen dünyada; AB yolundaki Türkiye’de baskıcı militarizme halkımızın bir daha izin vermeyeceğini; demokratı, ulusalcısı, muhafazakarı, komünisti, sosyalisti, liberali ile tek bir yumruk olarak karşı çıkacağını, demokrasiye müdahale edilmemesi için sivil politikacılarımızın her ne kadar farklı görüş ve ideolojide olsalar da demokrasiyi, militarizme karşı şiddetle savunacağına inananlardandım.
Ama galiba yanılmışım… Evet, Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin 1. Turunun gerçekleştiği Cuma gününün gece yarısında ordu bir kez daha görevini yerine getirdi(!) ve ben de dahil olmak üzere pek çok kişinin bu umudu boşa çıktı… Daha da önemlisi ordunun bu bildirisine sivil politikacılırımızın vermesi gereken tepkiyi tam olarak vermemesi idi benim umudumu boşa çıkaran. Hemen hemen tüm politikacılarımızın böyle bir kaos durumunda bile “nasıl olur da ben bu karışıklıktan bir çıkar sağlarım” zihniyetiyle hareket etmeleriydi beni en çok yaralayan. Tek tek isim saymamıza gerek yok. Cumhurbaşkanlığı seçimine ve Genelkurmay’ın bildirisine ilişkin medyayı takip eden herkes zaten politikacılarımızın nasıl bir çıkar sağlama çabası içerisinde olduğunu görmüştür. Maalesef demokrasiye karşı yapılan bu saygısızlığa sert tepkiler vermesi gereken “sözde demokrat liderler”, oportünist yaklaşımlarla ve pragmatist davranışlarıyla demokrasi adına en az Genelkurmay’ın bildirisi kadar utanç verici bir tutum izlediler… Onların bu tutumları da beni ve benim gibi belki de ütopik düşünen insanları hayal kırıklığına uğrattı. Ve umudum kayboldu. Bizim akıllanmamız için daha kaç yüzyıl geçmesi gerek bilemiyorum. Biz galiba hak etmiyoruz insanca yaşamayı, özgürce düşünmeyi, özgürce istediğimiz dine inanmayı, özgürce düşündüğümüzü ifade etmeyi… Belki içten içten istiyoruz, ama kesinlikle hak etmiyoruz…
NOT: Aslında sürecin nasıl buraya kadar geldiğini ve özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi ve bildiri üzerine teoriler, tahliller yapmıştım başta. Ama düşündüm ki tahlil yapsam ne olacak? Köşe yazarları, politikacılar, akademisyenler TV, gazete ve haber sitelerinde yüzlerce, binlerce tahlil yaptılar ve halen de yapmaktalar. Yazdıklarımı sildim ve içimden geldiği gibi yazdım…
Haftaya: Darbelerle ilgili yazmaya devam…