04.22.07
Türkiye Demokrasi Tarihinde Kesintiler -III-
Yazan: schumi
(27 Mayıs 1960 ve yeni düzen)
27 Mayıs 1960′ta silahlı kuvvetlerin darbesiyle DP hükümetinin devrildiğini söylemiştik. Fakat ilginç olan bu darbeyi üst rütbeli askerler değil alttan gelen genç kadronun yapmış olması. Zira bu dönemde Adnan Menderes orduda baskın gücü elinde bulunduranların muhalefetini almamak için çabalamıştır. Bunun sonucunda orduda gençlerin ezildiği ve durumdan rahatsız oldukları görülmektedir. Genç askerler darbe girişimini meşrulaştırmak ve ordu içine taraftar kazanmak için Milli Birlik Komitesini kurarlar. Emekli Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel’i de yanlarına alarak darbe girişiminde bulunur ve başarılı olmuşlardır. DP milletvekilleri ve parti yöneticileri tutuklandılar. Demokrat parti yöneticileri tutuklanıp Yüksek Adalet Divanı’nca yargılandılar. 15 kişi idama, 31 kişi ömür boyu hapse, 418 kişi değişik hapis cezalarına çarptırılırken 123 kişi de aklandı. Milli Birlik Komitesi’nin onayıyla DP’nin kurucularından Adnan Menderes, Hasan Polatkan, Fatin Rüştü Zorlu idam edildi. Bayar ve Koraltan ile 11 kişinin idam cezası ömür boyu hapse çevrildi. DP, 29 Eylül 1960′ta kapatıldı.
TBMM 27 Mayıs’ta kapanmıştı dedik, 27 Mayıs’tan 25 Ekim 1961’e kadar ülke yönetiminde TBMM’nin bir etkisi bulunmadı. Bu döneme çeşitli yönetimlerden oluşan ara dönem diyebiliriz. Özellikle 27 Mayıs’tan 12 Haziran’a kadarki yönetim öylesine ilkel, öylesine berbat bir yönetimdi ki bu süre zarfında darbeciler astığı astık, kestiği kestik bir şekilde istediklerini yaptırıyorlardı. 12 Haziran’a kadar süren dönem, bu tarihten itibaren Milli Birlik Komitesi adı altında 6 Ocak 1961’e kadar işlevini sürdürdü. MBK’nın çalışmaları TBMM’nin aksine gizli idi. Bu komite devlet suçlularını(!) yargılamak için bir “Yüksek Adalet Divanı” oluşturmuşlardı. Bu şekilde gerçekleştirdikleri eylemlere bir nevi meşruluk kazandırma amacındaydılar. 13 Kasım 1960’da MBK’nın içinde ciddi bir çatışma söz konusu oldu. Bu çatışma Başkan Cemal Gürsel –MBK başkanı, aynı zamanda devlet başkanı- taraftarlarının, karşıtlarına karşı yapmış olduğu bir darbeyi netice verdi. Bu darbeden sonra sivil yönetime geçme isteği MBK’da da sıkça görüşülmeye başlandı. MBK’nın bundan sonraki amacı bir an evvel anayasanın ve seçim yasasının hazırlanıp sivil yönetime geçilmesi idi. Yeni anayasa 27 Mayıs 1961’e kadar hazırlanamazsa hemen bir Temsilciler Meclisi seçilecekti.
6 Ocak’ta Kurucu Meclis toplandı. Böylece parlamento iki kanada ayrılmış oldu. (Şu anki ABD ve İngiltere örneklerinden kafamızda canlandırabiliriz) Birinci kanadında Temsilciler Meclisi, diğer kanatta MBK… MBK zaten bildiğimiz askerlerden oluşan kurul idi. 13 Kasım’daki iç darbeden sonra sayıları 23’e düşmüştü. Kör-topal devam etmekteydiler. Temsilciler Meclisi ise seçim yapılmasına gerek dahi duyulmadan yalnızca CHP ve CKMP’nın alt kurullarının çok dereceli bir seçimle seçilen vekillerinden oluşmaktaydı. Yani tam anlamıyla bir karışıklığın hakim olduğu meclis idi bu meclis. Bir tarafta askeri kanat, diğer kanatta sivil olması gereken ama demokratik ülkelerde vekil olarak meşruiyeti tartışılacak sivillerden oluşuyordu. Ve 1961 anayasası bu Kurucu Meclis tarafından hazırlanmıştı. 9 Temmuz’da halka sunuldu. Yalnızca %61’lik “evet” kararı alan bu anayasa kabul edilmiş oldu. 15 Ekim’de seçimler yapıldı, yeni TBMM seçildi. Böylece haddinden fazla antidemokratik olan Kurucu Meclis’in varlığı da sona erdi. Yönetim yeniden sivillerin eline geçti. Fakat siyasi yasaklarla, yasak ideolojilerle yapılan bu seçim halka çok fazla da “seçme” hakkı tanımıyordu. “Ya seç, ya da ne bok yersen ye” düşüncesinde olan halk da çaresizce sandıklara gitmişti.
NOT: Yazı biraz düzensiz gibi oldu kusura bakmayın ama yirmi dakikalık bir zaman dilimi içerisinde yazdım. “Ulan yirmi dakikalık konu mu sanki bu?” diyebilirsiniz, haklısınız yirmi dakika değil 20 saat üzerinde durulması, araştırılması gerekiyordu, farkındayım ama idare edin…
Haftaya: 60 darbesinin getirdikleri ve 71 Muhtırası…
schumi said,
Nisan 22, 2007 at 23:06
zuhaha iki defa eklemişsin maliyeci:D
maliyeci said,
Nisan 22, 2007 at 23:24
uheheh çok güzel yazmışsın bir daha okumalı herkes:)
schumi said,
Nisan 23, 2007 at 12:21
zuhaha:)