02.25.07
Dadaist Doğaçlama / Dadaist Improvisation
Yazan: nick nicki nickince
Yirmi dokuz harf + q, w ve x; birden sıfıra kadar rakamlar ve onlarca başka tuş önümde. En iyi kombinasyonla onlara basıp dünyanın en anlamlı yazısını yazmamı bekliyorlar. İsteklerinin ne kadar büyük bir haksızlık olduğunun farkında bile değiller. Dünya bu kadar anlamsızken benim, koca evrende bir toz tanesi kadar fark edilmez, bir o kadar değersiz, bir o kadar etkisiz olan benim, nasıl olur da o kadar anlamlı bir yazı yazmamı beklerler ki? En az tüm eğitim hayatın boyunca seni desteklemiş ebeveynlerinin senden başarı beklemesi kadar adil… ya da oğlunun katili için idam isteyen bir annenin isteği kadar adil.
¼br /> Hayat bu kadar anlamsızken sanatta anlam mı aramak gerekiyor acaba? Sanmıyorum.¼br /> Birinci Dünya Savaşı’nın ikinci senesiydi. İçlerinde Tzara’nın da bulunduğu zamanının önde gelen edebiyatçıları Zürich’te bir kafede toplandılar. ‘Hayat anlamsız, hayat acımasızca, sanat neden anlamlı olsun ki? Sanat hayatın bir yansıması değil midir?’ hepsi lafın nereye gittiğini anlamışlardı ve hemfikirlerdi. Masada duran Fransızca-Romence sözlüğü eline aldı içlerinden biri, rastgele bir sayfa açtı. Önüne çıkan ilk kelime, bu akımın tanımlayıcısı da olacaktı: ‘Dada’. Bundan sonra Dadaizm, karşıt akımlar konvoyunda önde gelenlerden olacaktı. Hem de öyle bir dalga olacaktı ki, Che gibi, Punk gibi pazara sokulamayacak, ‘commercial’dan uzak durmayı başaracaktı. Sistemin çarklıları böyle hareket ediyordu, sisteme karşıysan, sistem seni içine alırdı. Küba devriminin lideri, dünyanın dört bir yanında sosyalizmin en büyük simgesi olan Ernesto Che Guevara’nın kolyelerinin, t-shirtlerinin en çok satan ürün olması, ‘hippi(!)’lerin kliplerde oynatılması, punk’ın yaygınlaştırılması… hepsi bu stratejinin bir parçasıydı. Hatta Franz Ferdinand denenin ‘Take Me Out’ isimli şarkısını Dadaizme armağan etme çabası, bu konuda Dadaizm’e oynanan tek oyundu, ve- çok şükür- başarısız oldu. Peki ne diyordu Dadaistler? Anlamsız dünyanın anlamsız evrensel dilinde konuşuyorlardı:
‘Hayattaki her şey gibi, Dada gereksizdir.’ Bu sözler Dadaist Manifesto’nun yazarı Tristan Tzara’ya ait. Yani akımın kurucusuna. Bile bile, boş olduğunu söyleye söyleye neden bir akım kursun ki bir insan?¼br /> Çünkü onlar, hayat bu kadar anlamsızken, ‘evrende bir toz tanesi kadar fark edilmez, bir o kadar değersiz, bir o kadar etkisiz olan’ kendilerinin bir şeyleri değiştirebileceğini savundu. Çünkü onlar, ağızdan çıkan tek bir kelimeyle milyonlar ölürken, ‘bu dünyaya çocuklarını’ getirmek, bu dünyaya yaratmak istemediler. Onun yerine kustular. İçlerindeki nefreti kustular, ama şiddetle değil. “Anti-ART”la… Kimisi Mona Lisa’ya bıyık çizdi, kimisi şuna benzer satırlar yazdı:“Humsad jumbalo kumbar varabar gartur,
Gar beragar hukmelop satarar verag jumba.”
Hayat bizi sınamaya, oyunlar oynamaya, zorlamaya ve yeni engeller koymaya devam ederse, akım çığ gibi büyüyecek gibi geliyor…
“Neden iki tren yayı arasındaki mesafe 143.5 cm’dir? Neden bu sayı? Daha kolay akılda kalan bir şey olamaz mıydı? 145 gibi belki?”
Kurallar koyulu, oynamak zorundasın.
Ya kurallara uyarsın,
Ya da kurallarını kendin yaratırsın…
Not: Yazı doğaçlama gelişmiştir. İkinci kere okunmamıştır, okunmayacaktır. Başlık yazının sonunda konmuştur.