03.23.08
Posted in SAYI 29 at 04:48 yapan Satolina
Dum spiro Spero
Son hatırladığım işlerin karıştığı ve durumun kötü bir hal aldığıydı…
Gözlerimi açmaya çalıştım ama yapamadım, sadece kısık kısık bakışlar atabildim etrafıma karanlıktı çok karanlık belki de gözlerim kararmıştı… Bulanık aklımda bu soruya cevap bulamadım ve tekrar yenik düştüm yorgunluğun ve acının uykusuna…
Suratıma atılan suyla uyandım, su canımı çok yakmıştı… Bu acıyla biraz topladım darmadağın olmuş aklımı. Kafamda şimşek gibi bir merak patladı, Candost neredeydi…
Hani olur ya ani telaşlar, insanın paniklediğini… Kalbinin durma noktasına geldiğini apaçık ortaya döken davranışlar. İşte o davranışlarla bakındım etrafıma. Sol tarafımda oturuyordu.
Kafası önüne düşmüştü. Her tarafından kanlar akıyordu ve boynunun gerginliğinden, kafasının ona ağır geldiğini anlayabiliyordum. Dikkatlice baktım Candost’a elleri oturduğu demir sandalyenin arkasına kelepçeliydi ve ayakları sandalyenin bacaklarına sıkı sıkı bağlanmıştı. Kanlar akmaya devam etti ben sadece izleyebildim. Kaygılı, korkulu ve sonu belirsiz bakışlarla…
Sersemliğimin geçmesine yakın kendimi düşünmeye başladım ve o an fark ettim, benim de ellerim kelepçeli, ayaklarım bağlıydı ve vücudumdaki yüce sıvının beni yavaş yavaş terk ettiğini hissedebiliyordum.
Kare kare fotoğraflar beliriyordu aklımda ve anımsamaya başladım gözlerimi derin bir baygınlığa esir etmeden önceki birkaç dakikayı. İşler karışmıştı, silahlar çekilmişti… Önce Candost’un ense köküne bir sopa inmişti, ben silahıma davranırken bir tane de ben yemiştim o şiddeti yüksek darbeden ve gözlerimi önce karanlığa, sonra da bu izbe, küf kokan lanet depoya açmıştım…
Bir yerlerimin kanadığını ve ağır yaralı olduğumu biliyordum fakat nerelerimden yara aldığımı bilmiyordum. Acı yerini uyuşukluğa bırakacak kadar çok dayak yemiştim ve biliyordum Candost da öleydi ..Biraz sakinleştim ve vücudumu dinlemeye başladım , çok uzun bir süre geçmeden kaburgalarımın kırıldığını anladım, oturmak çok yüksek dozda acı veriyordu . Kendimi dinlemeye devam ettim ve başımın patlarcasına ağrıdığını fark ettim, enseme yediğim sopanın etkisiydi veya suratıma atılan yumrukların. Sanırım burnumda kırılmıştı ve hala usulca kanıyordu. Dakikalar seneler gibi geçerken bacağımın yandığını hissetim, görmeye çalıştım öne doğru eğildim. Kaburgalarım ciğerlerime batıyordu ve tahmin edilemez bir acı çekiyordum. Bacağımda hala yavaş yavaş kanayan bir yara vardı, ne kadar baygın kaldığımı tahmin etmeye çalıştım ama yapamadım. Ama çok uzun olamazdı nede olsa kanım pıhtılaşmamıştı ya da daha ölmemiştim…
Permalink