04.29.07
Bir Ülkenin Makus Kaderi
Yazan: maliyeci
Laiklik nedir?
İlkokuldan beri bize anlatılan o salak cümle “din ve devlet işlerinin ayrılması…” Nedir bu? Oldukça yetersiz bir tanım bence.
Laiklik dinin devletin işleyişindeki etkisini,adalet sistemi üzerindeki etkileri,toplumsal normların,ölçütlerin belirlenmesindeki etkilerini ayrıştıran,ortadan kaldıran bir kavramdır.Örnek vermek gerekirse bir devlet dairesine işiniz düştüğünde, sen müslümansın gel sana yardım edeyim,sen şamanistsin “senin te a.k yapmıyorum işini” anlayışının önüne geçilmesidir.Aynı şekilde o fikirden olan parti iktidara geldiğinde yandaşlarını hak etmediği yerlere getirmesi,kadrolaşmaya gitmesini önlemektir.
Yani laikliğin özünde objektiflik,akılcılık vardır.Bunun için akılcı bireyler şarttır.Laiklik deyince devletin dininin olamayacağı anlaşılmalı.Bireylerin dininin olmamasını kabullenmek veya kabullendirmek zulumden başka bir şey değildir.Zira bir baş örtülü dini hayatı,dünya görüşü hakkında ne kadar fikir veriyorsa,başını örtmeyen ve istediği gibi giyinen her insanın da o kadar yansıttığı bir dünya görüşü vardır ki bu da devlet adına iş yapan bireylerin hayat görüşlerinden sıyrılamadığını gösterir.
Yani bana kalırsa iş kamusal alan geyiğinden öte bir hacıdan,hocadan,inanan insandan korma meselesidir.İnsanları insan olduğu için sevmekten başka çaremiz yok bu noktada çözük olarak.
Bir çok neden gösteriliyor,sayılıyor muhtıra sebebi olarak. Ama bu iddialar ve laflar zaten yıllardır söylenegelen alışılmış laflar.Neden cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tam ortasında böyle bir müdahale geldi? Neden 4 yılını tamamlayan bu hükümet 4 senedir irticai bir tehlike iken,cumhuriyet için bir tehdit iken müdahale edilmedi de, Cumhurbaşkanı olacak kişi Abdullah Gül olunca böyle bir müdahale oldu?
Evet mesele Abdullah Gül’ün söylediği bir söz veya pek de parlak olmayan geçmişi değil.O karısının taktığı baş örtüsü… Mesele bundan ibarettir.
Müdahalenin bir de zaten derin sancılar içinde kıvranan hukuğumuza vurulduğu bir darbe olduğunu es geçmeyelim.Zaten belli ideolojilerden kafasını kurtaramamış anayasa mahkememizden böyle bir muhtıra sonrası anayasanın gereklerine riayet ederek çıkacak bir karar beklemek çok büyük bir iyimserlik olur.
Beğensek de beğenmesek de hükümet mevcut halkın tercihidir.Bu insanları başımızda görmeyi istemediğimizi belirtmek en doğal hakkımızdır.Lakin hazmedememek ve hakkaniyet ilkelerinden ayrılıp bazı gerçekleri de saptırmak ayrı bir mevzudur.
Askerin siyasete böylesine müdahale etmesi halk iktidarını,egemenliğini gölgeye düşüren ve “biz ne dersek o olur” anlayışının geçmişte olduğu gibi gelecekte devam edeceğinden ve bunun her zaman bir korku unsuru olacağını bize bir kez daha gösterdi.
Benim görüşüm o ki, eğer dindaşı,memleketlisi,eşi,dostu,akrabası olduğu için ülke menfaatlerini hiçe sayan ve peşkeş çekenlere birileri hesap soracaksa bu halk olmalıdır.
Türk siyaset kültüründe ordunun yeri her zaman çok özeldir,bu yadsınamaz bir gerçek.Ama bu geleneğin kırılması ve şu veya bu hükümet gelse de ekonomisinden,hukuk sistemine,ideolojisine kadar sabit bir plan üzerinde belirli kalkınma süreçleri yaşanması için uzun vadeli kararlılık ve uygulamalara ihtiyacımız var.
Erken seçim meselesi var bir de.Olası bir erken seçim ülkeyi kaostan başka bir şeye sürüklemeyecektir.Benden söylemesi.Bu genelin çok aksine bir fikir farkındayım.Ama olacağı söyliyim mi sizlere? Bu süreçte Mehmet Ağar çok büyük bir yara aldı,parti içi çalkalanmalar oldu ve muhtemelen oy kaybedecektir.Yüzde 10 barajını geçememesi muhtemeldir.Bu muhtıra tarihimizde de örnekleri olduğu gibi Akp’nin oyunu artıracaktır,ekmeğine yağ sürülmüştür bir nevi.Yani muhtmelen Akp yeni seçime daha kuvvetli girecektir ki bu tek başına cumhurbaşkanı seçebilmesi demektir.SOnrasını aslında söylemeye bile gerek yok: Darbe!
Bir de solun büyük umudu CHP bu krizde koyduğu tavırla ne kadar özgürlükçü (!) olduğunu gösterdi.İTiraf etmeliyim ki darbe yanlısı ve solcu olduğunu iddia eden gördüğüm tek topluluk CHP oldu.Sosyal demokrasinin tanımı mı değişiyor,biz mi anlayamıyoruz bilemiyorum artık…
Anap cepesinde de durum aynı.Erkan Mumcu konuşmasında sürekli “sosyo kültürel yapı…” deyip durdu.Erken seçime gidilmesini savunurken ne kadar haklı olduğundan bahsetti ve muhtıraya karşı çıkar tek söz dahi edemeden o mikrofonun başından ayrıldı.
Yazık ülkemin yarınlarına.Yazık…
schumi said,
Mayıs 1, 2007 at 15:56
çok güzel bir yazı.. yapılması gereken şey sivil politikacıların, askerin siyasete karışmasına karşı tek yumruk olarak demokrasiyi savunmalarıydı ama görüyorum ki hepsi çıkarlarının peşine düşmüşler. yazık, türkiye’yi kurtarmak iki-üç tane köşe yazarına kalmış demek ki…
selmanertas said,
Eylül 7, 2007 at 18:30
muhtıra tarihimizde de örnekleri olduğu gibi Akp’nin oyunu artıracaktır,ekmeğine yağ sürülmüştür bir nevi.Yani muhtmelen Akp yeni seçime daha kuvvetli girecektir ki bu tek başına cumhurbaşkanı seçebilmesi demektir.SOnrasını aslında söylemeye bile gerek yok: Darbe!
Bakalım söylediğin ’son’ gerçekleşecek mi?