03.04.07
Özgürlük?
Yazan: king of swords
Tarassut altına alınmış zihinler.. hapsedilmiş bedenler.. hiyerarşik düzenin kurbanı olmuş, hareketlilikten, yaratıcılıktan uzaklaşmış durgun bir hayat..
Yaşadığımız hayat için nasıl bir tanım yapacağımı hala bulmuş değilim. Söylenmemesi gereken, hayat için istenilmeyen ne varsa hepsi bir bir geliyor aklıma. Engellemelerin, ağza tıkanan bezlerin beyinlere verdiği uyuşukluk, özgür düşüncenin, hayatın hareketliliğini engellemiş, bedenleri robotlaştırmış durumda.
Herkes artık üç-beş basit sonuca ulaşmak, sadece idame-i hayat için çalışmakta. “Ayda bir-iki bin ytl maaş getirecek işim olsun, evde aşımı pişirecek karım olsun bana yeter sonra rahatla ölür giderim” demekte. Kimse hayatını ve üzerinde yaşadığı ülkenin insanlarına iyi birşeyler yapmak peşinde değil. Kimler çekti aldı elimizden özgür düşüncelerimizi! Artık öyle bir dereceye getirmişler ki bizi, bir yazar Türkiye tarihine altın harflerle yazılması gereken en iyi edebiyat ödülünü alır, düşüncelerinden dolayı yargılarız, ödülünü al aşağı ederiz.. bir profesör Kemalizmin eskidiğinden bahseder, tabuların yıkılması gerektiğinden bahseder, derslerinden menederiz.. biri çıkar islamiyetten bahseder, gerici irticacı diye nitelendiririz.. birisi ateistim der, “vay dinsiz imansız” diyerek kalmayanı yaparız.
İsa’nın doğumundan bu yana 2006 yıl geçti. Nasıl ki eski çağlarda tekerleği bulan, bugünkü arabaları icad edenlere ilham kaynağı olmuşsa, binlerce yıldır gelmiş geçmiş insanların düşünceleri, yaşam tarzları da bugünün insanlarına ilham kaynağı olmalıdır.
Düşünce yapısıyla hayatıma ilham veren filozoflardan biri de Sokrates’tir. Hayatı boyunca kendine göre doğru bildiğini söylemekten sakınmamış, bildiklerini paracı Sofistlerin aksine, sokaklarda, meydanlarda, pazarlarda insanlara duyurmaya çalışmış ve hayatını da bildiğinden vazgeçmediği için, özgürlüğünü kısıtlamaya kimseni hakkı olmadığını düşündüğü için feda etmiştir.
Ölüm cezası, Atina’nın dinsel bir arınma dönemine denk geldiğinden,bir ay ertelenince öğrencilerinden başta Platon olmak üzere onu kaçırmayı tekif etmişler. Fakat Sokrat’ın cevabı en az hayatı kadar mükemmel olmuştur. Atina’yı ulu bir ata benzetmiştir bu büyük feylesof. Ve kendisini de o atı sürekli rahatsız edip uyandırmaya çalışan bir at sineğine benzetmiştir. Bu nedenle kaçmak, düşüncelerinden ve savunduğu fikirlerden vazgeçmesi anlamına geldiğini anlatmıştır talebelerine.
Fikir özgürlüğüne bu kadar düşkün olduğu kadar öğrenmenin de ehemmiyetini yine ölümüne dakikalar kala talebelerine ve gelecek çağlardaki talebelerine ders vermesi takdire şayan ve biz Türk Gençlerine örnek olması gereken bir derstir. Büyük Filozof son anlarında yanından ayrılmayan talebelerinden birinin lir çaldığını görür. Ve lir çalmayı öğrenmeyi ister talebesinden. Talebesinin üzgün bir biçimde onu çalmaya vakit bulamayacağını söylemesi üzerine, ölümüne dakikalar kalmasına rağmen bildirir yine bildiklerini büyük feylesof: “Esas zevk onu çalmakta değil, nasıl çalınacağını öğrenmekte”.
İnsanın yeni birşey öğrenmediğini, sadece bildiklerini gün yüzüne çıkardığını söyleyen Sokrat gibi ben de, “bildiğimiz ve arzuladığımız özgürlük hemen gözlerimizin arkasında. Onu çıkarmak için gözümüzün çıkmasına hacet yok. Ağzımızı tıkayanlara aldırmasak herşey mümkündür”, derim.
ankakusu said,
Mart 4, 2007 at 17:19
bir gün Imam-i Azam’a sormuslar:
‘Imam Muhammed ve Imam Yusuf gibi talebeleriniz de dahil oldugu halde en begendiginiz talebeniz hangisidir?’
Imam-i Azam su cevabi vermis:
‘Talebelerimin hepsi iyidir ama, ama o dört fersahlik yoldan bir mesele ögrenemek için gelen ve en geride oturan kör Türk, bütün talebeler için örnektir.’
dusundumde yattigi yerden bilgi isteyen biri mi daha bilgi asigidir yoksa dort fersahlik yolu her gün kör haliyle gidip gelen mi? hayir bu iki degerli sahsi sidik yaristirma niyetinde degilim…
tabii ki Sokrat’i bir kenara atmayacagiz… okuyacagiz… ama bunu yaparken bir Mevlana’yi, Yunus’u, Haci Bektasi, kör haliyle Edib Ahmedi siktir etmek ne kadar dogrudur? yanlis anlamayin lafim yazinin sahibine degil… bir takim gençlere…
ek olarak yazara diyecegim; Hz. Isa dogali 2006 yil geçmedi, bu hususu arastir dilersen…
son olarak; yazdiklarina katilmamak mümkün degil (Orhan Pamuk hususu hariç)… çok sekilci, ecdadinin aksine hosgorusuz bir toplumuz ne yazik ki… hos sanirim tüm insanlar için bu geçerli… YOO Avrupada böyle degil diyenleri duyar gibiyim, ya neyse… Onlar Bati hayranligina devam etsin…
sevgiler, saygilar.