Bilgi Sozluk'te ogrenmek istediginizden daha fazla $ey var!
Bilgi Sozluk

03.02.08

Kendimden Alıntı

Posted in sayı 26 at 03:30 yapan Satolina

Salome

 

Aşk bitti! 26 yaşında karşılaştım bu gerçek ile bu gece, biraz önce, o Bukowski şiiri nasıl da battı gözüme! Yoksa benim olmayan tanrı - Müslümanlarınki olsa gerek - “Sen misin beni reddeden, bana eş koşan ?” diyerek tam da mutsuzluğun kıyısında bir aşağı bir yukarı kürek çekerken ben; yosunlara takılırken, kıyıya çıkamazken, derine gidemezken aslında bir dibe bir yüzeye batıp batıp çıkarken küreklerimi ve kayığımı oracıkta bırakıp, bir türlü alışamadığım tarzı ile Bukowski’yi karşıma koyu mu verdi ? Sormuyorum, ne zaman bu kadar kaderci oldum; hiçbir zaman - her zaman. Erkek olsaydım eğer daha mutlu olabilirdim, 26 yaşında aşkı tüketmiş olmak o kadar da etkilemeyebilirdi beni, hatta Bukowski’yi babam yerine koyabilirdim, “Evet, koçum benim! Güzel tavsiye bir çapkın için”; ama ne yazık ki o “kudret”ten yoksun bırakmış beni kudret. Kadınım hem de kadınlığını iliğine, kemiğine kadar sömürmüş, tüketmiş, yemiş, bitirmiş, harcamış, kırmış, parçalamış, kullanmış, ellemiş, elletmiş, kemirmiş, yakmış, yıkmış, sonra da üzerini örtmüş kat kat toprakla çok korkmasına rağmen nefessiz kalmaktan, kadınlığını bitirip gömmüş bir kadın. Kimse anlatmadı ki bana; “Yavaş, ne bu acele, hayat 30′unda son bulmayacak” demedi kimse saçımı okşayarak, hoş saçımı elletmem zaten, şefkate ihtiyacım yok benim çek ellerini! …belki o zamanlar vardı… Kimse “Gel seninle konuşalım; kadınlığının kıymetini bil, onu koru, büyüt, özenle bak, güzelleştir, tüketmekle büyümeyi birbirine karıştırma” demedi, hoş dinlemezdim zaten; bildiğini okuyan, parmaklarını sobada yakanlardanım ben; hatta sol işaret parmağımdan iz çıkmıyor artık. Bir gün kendimi öldürürsem o parmağımı kullanacağım, faili meçhul bir cinayete kurban gitmek daha yakışır bana; intihar zayıflıktır, ben zayıf değilim. Evet, bedenim zayıf olabilir; memelerim doğurganlığın simgesi gibi durmayabilir; zaten doğuramıyorum bile - ilk defa paradokslardan uzak kaldı üretkenliğim - ama yine de çelik gibi bir iradem var benim. Bir günde fırlattım attım sevdiğim bütün erkekleri sigara paketlerimle beraber, 6. kattan düştüler, kimisi öldü, ölmeyecekler ezildi. Tütün kokmuyor ellerim, bu cümle bile yakışmadı bana, toplumcu olamıyorum. Halkçılık ise daha bir uzak sanki bırak işte beni kendi halime; sen, sen, sen, sen, sen, hey sen de… Yardım çağrısı olduğu yazıyor forum sitelerinde, sekiz tane doktor değiştirdim, hiç kolay olmadı, her defasında ayni sözler, aynı inandırıcılıktan yoksunluk, aynı samimiyetsizlik, duyarsızlık, para verince de sevilinmiyor ki. Bir fallus hükümdarı olsam, ben de beni sevmezdim.

 Ben nasıl başladım, nasıl devam ediyorum! Derdim aşkla bu gece. Aşk beni terk etti; aşk bitti, 26 yaşında felç kalmış gibiyim, 10 sene sonra ne olacak görür gibiyim, 20 sene, 30 sene; ilk defa görür gibiyim, gibi kalmak istiyorum,” gibi” de beni terk ederse, kötürüm vücudumla bile intihar etmeyi başarırım, başparmağım, dur… Sanırım oynatabilirim… Geleceğimi bilmediğim için yaşıyorum, bunu biliyor muydunuz ? Size ne ki! Bir sene sonra mı bilmiyorum; nerede olacağım, kimin yatağında yatacağım, king size olur mu yatak, kedimi de alır mıyım yanıma, nasıl giyineceğim, hangi parfümü süreceğim, orgazm taklidi yapmak zorunda hissedecek miyim kendimi, hangi şehirde hatta hangi ülkede vitrinlere bakacağım boş boş… Boş gözlerle bakmaya alışığım ben hayata, o yüzden hep kaçırdım ya detayları, bütünü, bazen her şeyi. Aşk; sen de terk ettin ya beni! Oysaki hep bekledim, kaç yaşından beri ? dur bakayım; On iki ? On beş ? Dokuz ? Bilmiyorum ama bekledim; her defasında “Bu değil.” dedim, tek hatada “Yok.” dedim “Gerçek aşkım bu değil benim.”, “Mükemmel bekliyor beni, gelecek.”. Ben tükettim, sevdiğim bütün erkekleri, beni seven bütün erkekleri, kendimi, kadınlığımı, aşkı… Hep bekledim, elimdekileri avucumu kapatmayı unuttuğum için bahar rüzgârlarında kaybettim, uçtular, bakmadım, o kadar sarhoştum görmediğim, dokunmadığım çiçeklerin kokusuyla. Ben aşkı kaçırdım, kaç defa geldi, yatağıma oturdu, yanımda uyudu, tuvalete bile giderken benimleydi, bir erkek gibi davrandım; anlamadım, kaybettiğimi anlayana kadar anlamadım… Testosteron fazlam mı var ? O yüzden mi küçük memelerim ?

 Çok erkek, yok erkek, o kadar çok ki erkek, o kadar yok… Neden durdurmadı kimse beni? Ben daha 26 yaşındayım ve yaşımın karesi kadar yalnızım. Yok, bu sıralar hiç okumuyorum, bir haftadır belki on gündür, okumuyorum; hayır okuduklarımdan etkilenmedim, sadece Bukowski, “Çapkinlar için şiir”, sadece Bukowski… Duyarsızlaştım…

 Aşk yok, olmayacak, “fuck buddy”im en azından yalnızlığıma ortak, o da yalnız ama şanslı en azından bir hikâyesi var, geçmişi var, aşkı var; benim ise elimde kullanılmış erkekler, ambalajları açılmış, biraz oynanmış, sonra kenara firlatılmış çünkü vitrinde daha güzeli görülmüş, daha değişiği görülmüş, daha kusursuzu, daha hatasızı… Bazen daha çirkini, daha eskisi, daha kullanılmışı, ikinci eli, şapkalısı, bastonlusu, bavullusu, gözlüklüsü… Çok şımarttılar beni, ah anne, benim derdim hep seninle… Nasıl izin verdin bu kadar tüketmeme ? Keşke almasaydın onca “Barbie”yi bana, keşke “İstiyorum!”a net “Olmaz!” deseydin, keşke tutarlı olabilseydin, anne; üzülme senin yüzünden sadece deli değilim ben, genetiğimiz bozuk bizim; görüntü var ses yok! “Haydi gidelim.” demeyecek biri; yoo yoo kesinlikle karamsarlık değil bu, biliyorum anladım, Bukowski artik önemli hayatımda, unutmazsa elbette bir Japon balığından ödünc aldığım beynim; evet yazıyorum biliyorum, güzel yazıyorum, ileride yazar olacağım, olmayacağım, sadece kendimi fazla önemsiyorum, küçük dünyamda, kendi dünyamda hep kraliçeyim ben; kim değil ki ? Eskiden saçlarımın arasında yılanlar yaşıyor zannederdim, omzumdaki dövme o düşünceden yadigâr, hâlbuki kuyruğunu ekletmesem de olurdu meleğin… İntihar girişimime az kaldı, ikinci defa, Sylvia Plath on senede bir, ben beş sene; bu demek oluyor ki 62 yaşıma kadar yaşayacağım, nasıl mı yaptım o hesabı ? Bilmiyorum, sanırım kendimi fazla zeki zanneden bir ahmağım ben. Hey doktorlar! Azıcık alsanız su endişeyi içimden, derin nefes almaktan yoruldum, kalp atışlarım düzene girsin istiyorum. Aşk yok artık, tükettim, kendimi, bedenimi… Eskiden ne kadar da diriydim, güzeldi bedenim, bacaklarım, karnım, mürekkepsiz, izsiz, lekesiz… Şimdi ise yollar var, iğne izleri, renkler, şekiller, yazılar, kesikler, mor salkımlı damarlar, portakal kabuğu girintileri, çıkıntıları, pütürler, lekeler… Anne yok hayır, ben serseri değilim… Hayır, motosiklet sürerken ölmeyeceğim; hayır, nemfomanik değilim; hayır, lezbiyen ilişkim yok; hayır anne, göğüs ucumu deldirmedim; hayır, boş vermedim; hayır, onunla yatmadım; hayır, kimseyi kırmadım; hayır, o kadar da bencil değilim; hayır, dayıma benzemiyorum; hayır, alkolik olmayacağım; hayır, başka kedi getirmeyeceğim eve; hayır, seni sevmediğim doğru değil; hayır, yalan söylemiyorum…

 Uyumalıyım, iyi değilim; neden aşk yok onu bile anlatamadım. neyi tükettim, neye üzüldüm, neden acı çekiyorum, neden bu denli umutsuzum, neden deliyim, neden kadınlığımdan nefret ediyorum, neden bu denli utanmazım, neden çıplaklıktan rahatsız olmuyorum, neden ağlayamıyorum, neden aşk beni terk etti, neden gelmeyecek, neden savunma mekanizmalarım bu denli mükemmel çalışıyor… Hiçbir şeyi anlatamadım, yine başaramadım, yine tutarlı olamadım, yine giriş yok, gelişme yok, sonuç yok, sistem yok, düzen yok, ana fikir yok, noktalama yok… Bir bok olmaz senden, kimse senin sevişmelerini okumaz!

 

2 Yorum »

  1. sigarakahvecikolata said,

    Mart 3, 2008 at 12:42

    Kafanız karışmış sizin. Dert etmeyin, Aşk uçucudur zaten.

    Mmm… ya da edin; kokusu bile sinmemiş üzerinize.

    Diplerdennot: Cennetim ve Cehennemim yedi kat içim’de. Yedi kapı ardım’da.

    -Hangimiz biraz Tanrı değiliz ki!

  2. alchoburn said,

    Mart 3, 2008 at 22:55

    Bu gene de daha gerçekçi bir yazı.

    Geçtiğimiz haftaki yazılara nazaran söylüyorum tabii bunu, onlar bana yontulmamış ve kaba göründü; bu kesinlikle güzel.

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.

Bu sayfanin toplam okunma sayisi. 126
Bu sayfayi $u anda okuyan ki$i sayisi. 1
Bu sayfayi ayni anda okuyan en cok ki$i sayisi. 3
Bu sayfanin bugune ait okunma sayisi. 0
Bu sayfanin en son okunma tarihi. 2008-05-17 08:07:34
Toplamda en cok okunan yazilar. Bugun en cok okunan yazilar. Bu ay en cok okunan yazilar. Bu hafta en cok okunan yazilar. Gecen hafta en cok okunan yazilar. Toplamda en cok okunan sayfalar. Bugun en cok okunan sayfalar.