Bilgi Sozluk'te ogrenmek istediginizden daha fazla $ey var!
Bilgi Sozluk

03.02.08

İzbarço, Ben ve Deniz

Posted in sayı 26 at 04:03 yapan Satolina

SigaraKahveÇikolata

 

*Torbalıdan aldım sapla samanı….Vurdum Selçuk üssstüneee….

— Heeeyyy seni küçük, sevimli, tatlı…

— Bizim ihtiyar deli kıyıya çekiyor kürekleri…

Adıma bir deniz efsanesi yazmaya hazırlanıyor. Bu girişi tanıyorum, susturmalıyım onu! Tamam, taamammm kim olduğumu biliyorum… Siz de acele edin, rakınızı hazırladım efendimiz… Samos’un tepesinde değil ama!

— Hehheyy… Seni seviyorum küçük, sevimli, tatlı… Gökkuşağı alabalığı…

— Söylemiştim! Ne zaman deniz koklasa… Kokla! Koklasana…

— Denizi mi, seni mi ? İkinizin de kokusu aynı, fark etmez di’ mi? Şu tepeden inmeden, hazır yanımdayken seni…

— Balıklar yanıyor seni sersem denizkestanesi!


*Rakımı hazırlamışşş plerosis… Elinden içmek ne güzeldir Samos’un tepesinde değilsee bileee…


…………………….


“Annem bir martıydı… Babamsa deniz…

Ve ben denize sürgün gökkuşağı alabalığı ya da kanatlı denizkızı Plerosis !

Şerefine mavi gözlü sevgili! Şerefine sürüyorum kanatlarımı suyuna ve gökkuşağına sarıyorum seni…

Bil ki, sen bu toprakları ıslattığın müddetçe ve tuzun yaktığı müddetçe tenimizi, mutluyuz biz…

Şerefine sevgili… Şerefine mavi… Şerefine deniz!”

Bu selamlamadan sonra kaldırılan ilk kadeh kırılır ve denize adanırdı sarhoşluğumuz tüm bereketiyle… Ardından, şerefimize…

…………………….

*Aynı sazı çaaalarız, Akdeniz’in üstüüüne…

— Hey İzbarço, küçük balığımı getir bana!

— Elini ver, düşeceksin.

— Düşmekten korkan ben miyim, sen misin ?

— İhtiyar seni ona götürmemi söyledi. Ver elini dedim.

— Heyyy… haaadi gelip eşlik edin türküme.

*Rinna rinna rinnaaa rinnaaanay…

Annem bir martıydı, kanatlandı…

Güzel değildi, zarafet abidesiydi… İnce, uzun parmaklarım onun yadigârı… Hiç unutmadım sesini, kadife balığının teniydi sanki ve çığlığı suyun kayaya vuruşu gibiydi… “Gökyüzünden bir melek indi,” derdi “ve bana seni getirdi…”

“İşte tam bu tepeydi! Benim kadar sancılıydı deniz ve sen köpükleri kadar beyazdın. İşte tam bu tepeydi, baban denizdeydi. Baban… O, uçsuz bucaksız bir denizdi…

Yağmur ılık ılık yağıyordu ve yumuşatıyordu toprağı, siyah bulutlar saygıyla eğilmiş ve çekilmişlerdi kuytu bir köşeye.

Güneş sıcaklığını esirgemedi ne senden ne de benden… Ve rengârenk bir kuşak serildi yoluna…

Masal gibiydi, senin gibi…

Gökyüzünden bir melek indi ve bana küçük bebeğimi getirdi…

Deniz, mavisini gözlerine verdi. Beyaz köpüklerle yıkadım seni.

Güneş neden yakmıyor tenini, hiç düşünmedin mi?”

İşte tam bu tepeydi! Çığlığını hiç unutmadım, suyun kayaya vuruşu gibiydi…

……………..

Bizim ihtiyar deli o gece avuçlarımdan öpüp kayığına bindi. Nereye gittiğini söylemedi.

Bildiğimi biliyordu…

“Mem’in kayığı suyu selamladığında, kolları bir çift kürek… bütün yollar Zin’e giderdi.”

O, kürekleri çekerken ve ardından bakarken biz, türküsünü söylemeye devam ettik.

Biz… İzbarço, ben ve deniz.

*Balıklaaar sınır dinleeeemez gülüm…

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.

Bu sayfanin toplam okunma sayisi. 57
Bu sayfayi $u anda okuyan ki$i sayisi. 1
Bu sayfayi ayni anda okuyan en cok ki$i sayisi. 3
Bu sayfanin bugune ait okunma sayisi. 0
Bu sayfanin en son okunma tarihi. 2008-05-15 06:07:30
Toplamda en cok okunan yazilar. Bugun en cok okunan yazilar. Bu ay en cok okunan yazilar. Bu hafta en cok okunan yazilar. Gecen hafta en cok okunan yazilar. Toplamda en cok okunan sayfalar. Bugun en cok okunan sayfalar.