Bilgi Sozluk'te ogrenmek istediginizden daha fazla $ey var!
Bilgi Sozluk

03.25.07

“Fatih Terim” Olmak

Posted in SAYI 17 at 23:48 yapan Editor

Yazan: grafolog

Tahmin edebileceğiniz gibi kolay bir şey olmasa gerek. Türkiye’nin yetiştirdiği en başarılı, en kariyerli ve hala açık ara en önemli teknik adam Fatih Terim. Peki ama Fatih Hoca’nın diğerlerinden farkı ne? Söylendiği gibi “hadi koçlarım, hadi aslanlarım” şeklinde bir gaz adamı olması mı? Yoksa diğer teknik direktörlerimizden farklı düşünmesi, farklı şeyleri yapmaya cesareti olması mı? Tabii ki  (gaz adamlığı olarak tabir edilen) konsantre konusundan diğerlerinden daha önde olması bir ayrıcalık ama ben onun diğer özelliklerine dikkat çekmek istiyorum. Düşünce olarak, uygulama olarak Fatih Hoca diğerlerinden kaç adım önde, ona bakmak istiyorum.

Fatih Terim’in benim için en önemli olan farklılığından bahsetmek istiyorum en başta. Şu an ligimizde 18 tane futbol takımı var. Doğal olarak 18 tane de teknik adam. Bir o kadar da işsiz olan var, daha fazlası da alt liglerimizde çalışıyor. Diyelim ki son oynanan Yunanistan maçında Fatih Terim dışındaki bu diğer hocalardan herhangi biri Milli Takım’ın başında çıksın. Bu hocaların tümü tek forvet, çift ön libero ile başlardı maça. Belki Ersun Yanal cesaret edilirdi buna, ama ondan da emin değilim. Zaten dikkat buyurun, Süper Lig’in tamamı çift ön libero ile oynuyor. Kenarlarda bulunan beklerin bile neredeyse hiç ileri çıkmadığı dört tane de çakılı defans oyuncusu. Bir de kaleci etti yedi. Takım zaten on bir kişi. Beşiktaş hariç tüm takımlar sağ ve sol açıklarından defansif anlayışı da bekliyor (Tigana’nın ne kadar eleştirildiğini hatırlatmak isterim oyun sistemi nedeniyle). Ondan sonra birbirimize soruyoruz, ligimizdeki futbol neden zevk vermiyor diye. İspanya Ligi’ni, İngiltere’yi izledikçe takımlarımızın halinin ne kadar vahim olduğunu daha rahat anlıyoruz. Bu lig böyle devam ettikçe üç büyüklerden herhangi biri Fatih Terim’in bu oyun anlayışına sahip olsa (ki şu an böyle bir takım yok) kafadan şampiyon olur (bunu Rıdvan Dilmen de söylemişti bir ara, tek ön liberoya dönen şampiyon olur diye).

Hiçbir teknik adamın Yunanistan deplasmanına çıkaramayacağı bir kadroyu çıkardı sahaya. Hakan’la birlikte Gökhan Ünal’ı oynattı forvette. Oynamasına kesin gözle bakılan Tugay ise yedek kaldı. Defansif özelliği olmayan Tümer’e de liderlik rolünü vermişti Fatih Hoca (Tümer mükemmel oynadı). Bu da çoğu teknik direktörün yapmayacağı bir şey. İnandığı adamlardan ne olursa olsun vazgeçmiyor, bunun en iyi örnekleri Hakan Şükür ve Tümer. İşte böyle olunca farklı oluyorsunuz. Ülkenin üst üste en çok şampiyonluk gören adamı ve Türkiye’ye gelen tek Uefa Kupası’nın sahibi oluyorsunuz. Yetmiyor, yabancı teknik direktörlerin tutulmadığı İtalya’ya gidiyorsunuz. Önce Fiorentina’nın, ardından da Dünya’nın en büyük birkaç takımından biri olan Milan’ın başına geçiyorsunuz. Ama yine de unutmayın, İsviçre maçı gibi bir başarısızlıkta yerden yere vurulma ihtimaliniz var. Ben onu yaptım, bunu başardım diyerek işin içinden kurtulamıyorsunuz.

Fatih Hoca’nın bu şekilde bir derdi olsaydı, zaten Milan’dan ayrıldıktan sonra Galatasaray’ın başına (kovulmasına rağmen parasını almaya devam ediyordu ve bu para Galatasaray’ın verdiğinin çok üstündeydi), en zor dönemde de tekrar Milli Takım’ın başına geçmezdi. Başarısızlığı ve eleştirilmeyi göze almalısınız. Bunlara göğüs gererek daha da büyürsünüz. Daum gibi, Tigana gibi en ufak bir başarısızlıkta futbolcuları suçlamakla ya da “bir önceki teknik direktör takımı iyi çalıştırmamış” diyerek bir yere varamazsınız, başarıdaki payınız kadar başarısızlıktaki payınızı da görebilmelisiniz (burada Zico’nun hakkını yememek lazım, bu konuda o da Fatih Hoca kadar saygıyı hak ediyor ama diğer konularda onun tırnağı olamaz).

Galatasaray’daki ilk sezonuna kötü başlamıştı Fatih Hoca. Ama arkasında ona inanan bir yönetim vardı ve kötü başlayan sezon şampiyonlukla tamamlandı. Onu üç şampiyonluk daha ve bir de Uefa Kupası izledi. Sonra yaşanan İtalya macerasından ardından Galatasaray’a dönüş yaptı ve bu sefer Özhan Canaydın yönetimine yem oldu. Canaydın önce Terim’i getirerek, ardından da Terim’i kovarak başkanlığa seçildi. Ama Fatih Hoca saygınlığını burada da korudu, hatta benim için en büyük saygıyı burada kazandı. Hemen bu konuyla ilgili, Terim ve Canaydın arasında geçen ve pek bilinmeyen bir diyaloğu anlatmak istiyorum:

Terim’in ikinci Galatasaray macerası hiç de istediği gibi gitmemektedir, ve yönetimin seçim dönemi yaklaşmaktadır. Terim’in gönderileceği haberleri ayyuka çıkmış fakat Canaydın sürekli hocalarının arkasında olduğunu belirtmektedir soranlara. Yine alınan bir mağlubiyet sonrası Fatih Hoca Canaydın’ın yanına gider ve şunları söyler:
“Başkanım, takımım kötü bir dönemden geçiyor, farkındayım. Ve sizin de seçim döneminiz yaklaştığı için, size dört tane seçenek sunuyorum:
Birincisi, isterseniz hemen istifa edebilirim. İkincisi, seçim sonuçlanana kadar çalışır, seçim sonrası takımı bırakırım. Üçüncüsü, isterseniz sezon sonunda takımı bırakırım. Ve dördüncüsü, sonuna kadar beraber savaşırım.”
Canaydın Terim’e bakar ve şöyle der:
“Sen ne diyorsun hoca bu konuda?”
Hocanın cevabı kısa ve etkileyici olur:
“Başkanım size sunduğum seçenekler üçe inmiştir, son seçeneği unutabilirsiniz!” Başkanın kendisine inanmadığını gören Fatih Hoca bu cümleyi sarf etmiş ve cevap beklemeden odadan ayrılmıştır. Gerisini sanırım hepiniz biliyorsunuz..

Ben inanıyorum ki Milli Takım’ımız Fatih Terim’le birlikte, şimdiye kadarki başarılarının daha büyüklerine ulaşacak. Yeter ki onlara istedikleri ortamı verebilelim. Çok bir şey de istemiyorlar aslında, istedikleri sadece rahat bırakılmak. Onları rahat bırakalım ve kazandıkları zaferlerin zevkini çıkarmaya bakalım.

Meraklısı için bir not: eğer geçen haftaki yazımı okuduysanız, çok fena patladığımı göreceksiniz. Evet, Terim’in sahaya süreceği kadro tahminimde yanıldım, onun gerçek karakterini göz önünde bulundurmadan tahminlerde bulundum. Onu diğer hocalarla karıştırarak bir hata yaptım yani farkındayım. Fakat asıl söylemek istediğim şu: ben kimim ki! Yani ben hata yapsam, ya da Fatih Hoca’yı övsem veya diğer yazılarımda yaptığım gibi birilerini eleştirsem ne olur ki? Sadece fikirlerimi yazıyorum buraya ve bir kez daha yazayım: Fenerliler pek sevmez Fatih Hoca’yı, ama ben bir Fenerbahçeli olarak Fatih Hoca’nın Türkiye için çok büyük bir değer olduğuna inanıyorum. Lütfen değerini bilelim.

 

KOBE ARTIK DURDURULMALI MI

Biraz takip edenler bilir, Kobe Bryant şu sıralar çıldırmış durumda. Adam son dört maçında 225 sayı attı, yanı maç başına 56,25 sayı. Dört maç üst üste 50 sayı barajını geçen ikinci oyuncu ünvanının sahibi oldu (Jordan üst üste en fazla üç kez 50 sayıyı geçebilmişti). Kobe şu an tartışmasız ligin en büyük skor tehdidi.

 Benim kısaca bahsetmek istediğim konu şu: bu aralar herkes şunu söylüyor:
¼br />
“Biri Kobe’yi durdursun!”

Yahu neden durdurmak istiyorsunuz bu adamı? Bırakın bildiği gibi oynasın, atabildiği kadar atsın. Oyunun seyir zevkini yükseltsin. Nedir bu adamdan istediğiniz? Michael Jordan haricinde yeni maçını bu kadar heyecanla beklediğiniz birisi oldu mu hiç? Şahsen benim olmadı. Son iki maçına herkes “yok artık bu sefer 50 atamaz” diyerek baktı ama o herkesi yanılttı. Şimdi sırada Golden State maçı var ve GSW ligde savunma yapmayı sevmeyen takımların başında geliyor. Ne dersiniz, acaba üst üste beşinci 50 sayıyı görebilir miyiz Kobe’den? Hiç belli olmaz bu adamın sağı solu.. Bu adamı durdurun demek yerine tarih yazılırken ona şahit olmak daha güzel değil mi?

Meraklısı için bir not daha: Tarih yazıyor dedim diye Kobe’yi MJ’den büyük saydığım düşünülmesin. MJ benim için tartışılmaz tarihin en iyi basketbolcusudur. Şimdilik Kobe için, MJ’den sonra tarihin gördüğü en iyi ikinci skorer (dikkat: sadece skorer) diyebilirim. En iyi ikinci basketbolcusu demek için sanırım biraz daha yolu var. Ve o yolu kat edebileceğini düşünüyorum, çünkü henüz 29 yaşında…

6 Yorum »

  1. maliyeci said,

    Mart 26, 2007 at 00:55

    kobe’nin 29 yaşında olduğunu duyunca jordan’ın rekorlarına göz dikmesinden korktum şimdi ne yalan söliyim.. attığı giriyo arkadaş (mırsiç-3 anladın sen onu grafolog anladın)

  2. maliyeci said,

    Mart 26, 2007 at 00:56

    ya bu tümer manyak oynadı ama en manyak olayı maçta bence orta sahada liderliği de üstlenmesiydi.iyi bir teknik adamın elinde neler oluyor.. tümeri geride pres bile yaparken bile görmek müthişti.

  3. grafolog said,

    Mart 26, 2007 at 16:46

    fenerbahçe’de bu liderliği üstlenenen bir oyuncu olsa, yüzde yüz şampiyon olurlar çünkü fener’in türkiye ligi için tek eksiği lider oyuncusunun olmaması. tümer klüplerinde neden böyle oynayıp takımı şampiyonluğa götürmüyor anlamıyorum (bu söylediğim hem fb hem bjk için geçerli).

    bu arada; mrsiç-3, yerr:)

  4. sepulturk said,

    Mart 26, 2007 at 19:22

    kobe amca GSW maçında 43 attı. 50 sayıyı geçemedi. bu adam için ne düşündüklerimi buraya teker yazmama gerek yok sanırım. zaten kobe’nin başlığına en çok kim yazmış ve neler yazmış bakarsanız anlarsınız. “50 sayı atıyor ama asisti yok, bütün topları o kullanıyor” gibisinden fütursuz laflara ise sadece gülüyorum. lakers’ın kobe 50leri atmaya başlamadan önceki serisine bakın(7-0 mağlubiyet) bir de 50 atmaya başladıktan sonraki serisine bakın(5-0 galibiyet). diyecek pek bir şey yok. sayfalar dolusu yazarım bu konuyla ilgili ama şimdilik bu kadar yeter. ha illa bok atarcak olursa bu adamla ilgii buradan atsın boku ben cevabını veririm yine.

  5. maliyeci said,

    Mart 27, 2007 at 00:21

    abi kobe atmasın de ne yapsın. adamın x factor ü açılmışken atsın dursun işte:) attığı giriyo…

  6. grafolog said,

    Mart 29, 2007 at 20:40

    abi adamın x factor hiç kapanmıyo ki, makine mübarek:)

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.

Bu sayfanin toplam okunma sayisi. 399
Bu sayfayi $u anda okuyan ki$i sayisi. 1
Bu sayfayi ayni anda okuyan en cok ki$i sayisi. 3
Bu sayfanin bugune ait okunma sayisi. 0
Bu sayfanin en son okunma tarihi. 2008-05-15 17:33:45
Toplamda en cok okunan yazilar. Bugun en cok okunan yazilar. Bu ay en cok okunan yazilar. Bu hafta en cok okunan yazilar. Gecen hafta en cok okunan yazilar. Toplamda en cok okunan sayfalar. Bugun en cok okunan sayfalar.