Bilgi Sozluk'te ogrenmek istediginizden daha fazla $ey var!
Bilgi Sozluk

02.25.07

Basketbolda -Da- 3 Büyükler ve Diğerleri

Posted in SAYI 13 at 22:24 yapan Editor

Yazan: grafolog 

Bu sezon Türkiye Basketbol Ligi 3 Büyükler ve diğerleri şeklinde oynanıyor. Efes Pilsen her zaman basketbolun büyükleri içerisinde yer almış fakat belirli zaman aralıklarıyla rakipleri değişim yaşıyor. Örneğin bundan önceki iki senede rakipleri Ülker ve Beşiktaş’tı. Ülker kapanmasına rağmen Fenerbahçe ile  birleşerek hem Fener’i büyükler sınıfına çekmeyi hem de kendisini büyükler sınıfında tutmayı başardı. Türk Telekom doğru taşların yerine konmasıyla iyi takım olunabileceğini kanıtlarcasına Efes ve Fb-Ülker’le birlikte bu sezonun üç büyükleri arasında kendine yer bulmuş durumda. Beşiktaş ise artık diğerleri grubunda seyrediyor. Zamanında basketbolun en önemli taşlarından olan Galatasaray’ın büyüklüğü ise çok gerilerde kaldı. Geçen sezon Tab Baldwin’in koçluğunda gerçekten güzel basketbol oynayan Banvit’in oyununda yapılan koç değişikliğiyle birlikte ne yazık ki gözle görülen bir düşüş yaşanıyor. Zamanında şampiyonluklara rağmen kapanan Eczacıbaşı ve Tofaş gibi takımları da burada anmadan geçmek olmaz sanırım (Tofaş kapandığı zaman Efes’in en büyük rakibi idi).
Türk Basketbolu’ndaki bu istikrarsızlıklar arasında Efes Pilsen takımının sürekli ayakta kalabilmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı. Rakipleri sürekli değişiyor fakat Efes hep orada durup rakibini bekliyor (gerçi durum bu sene biraz farklı çünkü bir değil iki –gerçekten- ciddi rakibi var). Sanırım bu başarının en önemli nedenlerinden birisi koç istikrarı. Diğer takımların aksine bir koçla uzun seneler çalışıyor Efes ve bunın takıma artıları açıkça görünüyor. Oyuncu konusunda ise son yıllarda fazla gel gitler yaşanıyor. Her sene kadroda büyük değişikliklere gidiyorlar ve ilginç bir şekilde takımın yabancıları bir sene iyi savunmacılardan, bir sene iyi hücumculardan oluşuyor (bu senekiler iyi hücumcu). Koç Oktay Mahmudi’nin oyun sistemi ve disiplini takımı hep Avrupa’da Top 16, Türkiye’de ise play off finalinde tutuyor. Ama Avrupa’da hep Top 16’dan dönülüyor (bu sene de büyük ihtimal öyle sonuçlanacak). Yabancı oyuncu seçiminin biraz daha isabetli yapılması  bu takımı Avrupa’da da Final Four’a taşıyacaktır. Bu sezon yapılan transferlere bir bakalım: Avrupa Ligi sayı kralı Drew Nicholas, Uleb sayı kralı Horace Jenkins ve savunmada sadece bloklarıyla var olabilen Marcus Haislip. Bu oyuncularla savunma zaafı yaşamanız sizi şaşırtmamalı. Sadece Mustafa Abi, Kerem Gönlüm ve Ermal’ın çabası yetersiz kalıyor. Cenk Akyol da savunmada gayretli olmasına rağmen hücumda kendinden beklenen performansı sergileyemiyor. Oyun kurucu pozisyonunda da büyük sıkıntılar var. Cüneyt Erden gerçekten iyi niyetli oynuyor ve iyi bir oyun zekası da var fakat ben Cüneyt’in bir Final Four takımında çok önemli bir rol oynayabileceğine inanmıyorum. Her şeye rağmen Efes takımı Türkiye için yeterli bir kadroya sahip, Telekom veya Fb-Ülker’in onları geçmek için geçen seneki gibi ekstra performaslara ihtiyacı olacak.

Türk Telekom ise bu sezon Efes-Ülker hegemonyasını kıramaya çalışıyor. Takımın kimyası hiçbir Türk takımında olmadığı kadar iyi durumda. Onların en önemli avantajı bu. Belki diğer takımlardaki kadar büyük yıldızları yok ama ihtiyaçları olan her şeye sahipler. Haluk Yıldırım ve Alper Yılmaz takımın ağabeyleri. İkisi de bu oyunu ortalamanın üstünde bir oranda biliyorlar ve savunma özellikleri de bulunmakta (zaten Alper savunmasıyla ünlü olmuş bir oyuncu). Tutku Açık kariyerinin en iyi dönemlerini yaşıyor. Hiçbir zaman olmadığı kadar efektif oynuyor ve bu takıma doğal olarak pozitif yansıyor. Muratcan takımın patlayıcı gücü, bir dış oyuncu olmasına rağmen ribauntları, blokları ve penetreleri ile takımına müthiş bir katkı sağlıyor. Erwin Dudley ve Jan Jagla ise takımın en büyük sayı silahları. Bu iki hazır Türkiye’deyken onları iyi izleyin derim, birkaç seneye daha büyük takımlarda görebilirsiniz onları. Derrick Alston da tecrübesi ve sayılarıyla takıma katkı sağlıyor. Bütün bu noktalar doğru bir şekilde birleştirilince ortaya hem Türkiye’de  hem de Avrupa’da yoluna başarıyla devam eden bir takım ortaya çıkarıyor. Diğer takımlar için başarılı bir model değil mi, ne dersiniz?
Geçen sezon gelen şampiyonluğun ardından kapanan Ülker, Fenerbahçe ile birleşerek basketbol arenasından çekilmediğini gösterdi. Aslında Ülker’in Galatasaray ve Beşiktaş sponsorluklarıyla onlara da büyük yardım ettiğini unutmamak lazım. Fenerbahçe ve Ülker’in kadrolarının birleştirilmesiyle ortaya çıkan kadro Aydın Örs’ün ellerine teslim edildi ve ilk yorum şu oldu: “Bu kadar çok yıldız oynarsa sadece Aydın Örs’ün koçluğunda oynar”. Evet kadro fazla sayıda yıldızdan oluşuyor ve ortaya gerçek bir takımın çıkartılması gerçekten çok zor. Oyuncuların nerdeyse tamamı topu elinde istediği için iyi bir kimya sağlanamamış durumda. Bu nedenle Ömer Onan, Semih Erden, Rasim Başak gibi savaşçı oyuncuların yanına yapılan Eddie Basden transferi bence takımın en önemli transferi. Euroluague tarihinin en ribauntçu ismi Mirsad, eski günlerinden biraz uzak gibi görünüyor. İbrahim ise bu yaşından sonra oyununa yenilikler katmaya çalışıyor. Eskiden kendisine hazırlanan pozisyonlarda şut kullanan İbo artık başkalarına pozisyon hazırlıyor ve biraz daha fazla ribaunt alıyor. Mrsiç ise takım kaptanı olmasına rağmen oyuna banktan dahil oluyor ve bu onun yaşında birisi için dezavantaj. Oyuna soğuk girdiği için ısınana kadar tekrar kenara geliyor o yüzden bu sene eskisi gibi peşpeşe sıraladığı üçlüklerden daha az izliyoruz (yine de Mrsiç Mrsiç’tir, atmaya başladı mı tutamazsınız). uzun oyuncular içerisinde sayı tehdidi olan tek isim Kambala bir süre takımını sırtlamayı başardı. Bir süre diyorum çünkü ilk doping testi pozitif çıktığından beri oynamıyor. Kambala’nın yokluğunda Semih, Oğuz ve oyunun hücum yönünde yetersiz kalıyorlar. Bu Fener’in en büyük handikapı. Bir diğer sorun ise Solomon. Hangi maçta ne yapacağı belli olmuyor. Euroleagu’de kimi maçlarda son periyottaki oyunuyla maçı kazandırıyor(du), ertesi maçta ise çok kötü bir son şut tercihi ile maçı kaybettiriyor(du). Geçmiş zaman kullanıyorum çünkü Fb-Ülker Top 16’ya kalamadı. Ülker, Euroleague’in ilk yılında beri her sene ilk turu geçmişti fakat Fener’le birleştiği ilk senede tur atlayamadı. Fenerbahçe’nin laneti bu olsa gerek? Yine de bir Fenerbahçe klasiği olarak takım Türkiye’de en önemli şampiyonluk adaylarından biri. Bir Türkiye klasiği (yoksa Fenerbahçe klasiği mi demeliydim?).

Bu üç takımın tekelinde olmasına rağmen gerçekten güzel bir lig izliyoruz bu sene. Herkese iyi seyirler ve iyi eğlenceler.

1 Yorum »

  1. grafolog said,

    Şubat 25, 2007 at 23:10

    yazıyı yazarken aklımda olan fakat sonradan unuttuğum bir şeyi eklemek istiyorum:

    ibrahim kutluay’ı euroleague’de üç numara pozisyonunda oynatan her takım hüsran yaşamaya mahkumdur. ibo avrupa’da başarıya ulaştığı takımların hepsinde iki numarada oynuyordu. fenerbahçe’nin euroleague’deki en büyük handikaplarından birisi ibo’nun mecburen üç numarada oynamak zoruna kalmasıydı. haa, türkiye ligi’nde durum ne olur derseniz, ben de ibo üç numarada çok fazla eksik kalmaz derim.

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.

Bu sayfanin toplam okunma sayisi. 523
Bu sayfayi $u anda okuyan ki$i sayisi. 1
Bu sayfayi ayni anda okuyan en cok ki$i sayisi. 3
Bu sayfanin bugune ait okunma sayisi. 0
Bu sayfanin en son okunma tarihi. 2008-07-20 19:25:30
Toplamda en cok okunan yazilar. Bugun en cok okunan yazilar. Bu ay en cok okunan yazilar. Bu hafta en cok okunan yazilar. Gecen hafta en cok okunan yazilar. Toplamda en cok okunan sayfalar. Bugun en cok okunan sayfalar. Bu ay en cok okunan sayfalar. $u anda okunan yazilar. $u anda okunan sayfalar.