03.09.08
Posted in SAYI 27 at 03:19 yapan Satolina
Ankakusu
Yıllar önce gözümü açmışım… Her bebek gibi bende ağlamışım… Fakat onlar dünyaya geldiklerine, ben ise doğu ve batı arasında doğduğuma ağladım…
Batılıyım desem değilim… Doğulu dersem de olup olmadığım muamma… Batılıyım diyorum sanki yalan söylemiş gibi oluyorum… Doğuluyum diyorum yine sanki yalan söylemiş gibi oluyorum… Peki, batı nedir, doğu nedir? Batı birey, doğu toplum mudur ? Batı akıl ise, doğu kalp midir? Batı beden ise, doğu ruh mudur ? Batı kahkaha ise, doğu gözyaşı mıdır ? Batı gelecek ise, doğu geçmiş midir ? Batı Hıristiyan ise, doğu Müslüman mıdır ? Hangisi tam olarak nedir, ne değildir bilemiyorum…
Düne kadar kendimi doğulu olarak kabul ediyor, ülkemi de bu tarafa koyuyordum… Bizler doğuluyduk ve bunda gocunmaya, utanmaya, sıkılmaya bir sebep yoktu… Biz ruh idik, bedene, maddeye karşı… Biz kalp idik, akıla karşı… Ama bu dündü…
Hayır, artık batılı olduğumuzu düşünmüyorum… Ben… Benim vatanım… Ve hatta belki de benim dinim de doğu - batı arasında… Ve doğu - batı arasında kalmaya mahkûm… Dünde iki aradaydılar, bugünde… Ve bunun değişmesi güç… Ha değişmesi mi lazım? Yo, bence gerekmiyor… Bizim yolumuza buradan devam etmemiz lazım ama… Doğu ve batıyı sentezleyerek ilerlememiz lazım… Bundan çorba mı olur bilmem ama başka çaremiz de ortada görünmemektedir… Biz ne tam bir batılı, ne de tam bir doğulu olabileceğiz… Çünkü tarihimiz buna mani… Çünkü onca asır ettiğimiz göçler buna mani… Çünkü bu günümüz, hayatımız buna mani… Çünkü oluşturduğumuz kültürümüz buna mani… Alafrangalık ile Alaturkalık arasında bir hayat yaşıyoruz…
Aklımız batı ise kalbimiz doğu… Bedenimiz batı ise ruhumuz doğu… Hayatımız batı ise sonumuz doğu… Hedefimiz batıysa bile geçmişimiz doğu… İkisinden de vazgeçmemiz zor… Ama vazgeçmeye de lüzum yok…
Biz hem doğuluyuz hem de batılıyız… Ülkemizin coğrafi konumu nedeniyle olduğu gibi bizlerde doğu - batı arasında bir köprüyüz… Bir doğulu burada batıyı bulur… Batılı ise doğuyu… Doğulu bize batılı, batılı ise doğulu der… Sanki demiyorlar mı ?
Bizler doğunun ve batının bittiği ve başladığı noktadayız… Ve bizim gibi milyonlarca insan var, doğu - batı arasında… Gurbetçiler var doğu - batı arasında… Balkanlar’daki Müslümanlar var doğu - batı arasında… Buna Kafkasya’dakileri de ilave edebiliriz herhalde… Doğu ve batı arasında kıvranıp yolunu bulamayan milyonlarca insan… Yolunu bulamamış milyonlarca insan…
Oysa kendilerini iki seçenek ile kısıtlamaları gereksiz… Çünkü bir üçüncü yol daha var… Birileri burun kıvıracak olsa bile bu ikisinin sentezi… Ha sentez denir mi denmez mi bilmem ama bana, bilhassa bizim için, en doğru çıkış yolu olarak gözüküyor… Çünkü ne gökte ne de yerde sığınabileceğimiz bir yerimiz yok… Mahkûmuz arada kalmaya… O halde yerimizi araya yapmalıyız… Doğu mu cennettir yoksa batı mı bilmem… Doğu mu cehennemdir yoksa batı mı bilmem… Ama bizim dünyadaki Araf’ta olduğumuz kesin…
Peki, sentez nasıl olacak? Peki, dünyadaki Araf’ta hayat nasıl olmalı? Açıkçası bu sorular kafamı meşgul ediyor hala… Fakat şu an yaşadığımız hayatların fazlaca değişeceğini tahmin etmiyorum… Karşılıklı bir tutam sevgi ve saygı ilave edilebilir… Ve yapmamız gereken batıya veya doğuya giden yolların ikisini de tercih etmemektir… Hem batıya hem doğuya gidecek bir yol izlememiz gerekmektedir… Yolun sonu, ya batının ve doğunun güzellikleriyle dolu olacak… Veya tam tersi ikisinin yanlışlarıyla dolacak… Belki de her ikisinin de her hali olacak… Ama bu son dediğim belki de olabilecek en kötü ihtimal… Çünkü ortada bir ahenk kalmayacak… Çünkü ahenk olmazsa tekrar bir araya gelme zorlaşacak…
Doğu - batı hususundaki düşüncelerimi netleştirmek için daha önce batı hakkında yazmış olduğum ve doğu - batı arasındaki farklılık ve yanlışlara değindiğim bir yazı ile devam etmek istiyorum…
(Batı) bireyciliği öne çıkarmasının etkisi var mı bilmiyorum ama ki bence var, insanlarında, batılı olmayanların aksine, daha çok psikolojik sorunlar olan zengin, kapitalist ülkeler topluluğu.
Doğuda ise batının aksine sosyolojik sorunlar daha bir öne çıkmaktadır. Bu konuda doğunun, toplumu bireyin üstünde görmesi en büyük sebeptir.
Belki de bunu en iyi gösteren örneklerden biri, biraz garip bir örnek olmasına rağmen, işlenen cinayetler ve motifleridir. Batılıların işlediği cinayetlerde psikolojik sebepler hemen ortaya çıkmaktadır. Çünkü isledikleri cinayet vahşicedir ve aslında her hangi bir motifi de yoktur.
Oysa doğuda cinayet işleme nedenleri psikolojik nedenlerden dolayı değil, sosyolojik nedenlerden dolayı işlenmektedir. Kan davası, namus cinayetleri vs. bunlara örnektir mesela.
Baktığımızda batının merheminin doğuda, doğunun merheminin batıda olduğunu görebilmekteyiz.
Batı, bireye önem vermekle kalmayıp, bireyin başarılı olmasının önemli olduğunu vurgulamakta, bu uğurda çalışılması gerektiğini savunmaktadır. Oysa her insan hayatta başarılı olamaz. Sistem ne kadar mükemmel olursa olsun bu böyledir. Dolayısıyla batıda bu başarısız birey mutsuz olacak, depresyona girip psikolojik sorunlarla boğuşacaktır. Oysa aynı kişi eğer doğuda yaşasaydı, bu bireyin başarısızlığı batıda olduğu kadar bir problem olmayacaktı. Çünkü doğuda ’toplum’dan biri olmak sizleri aralarına almalarına kâfidir. Bu nedenle bu kişinin başarısızlığı fazla göze batmayacak, kişiyi mutsuz etmeyecekti. Batı’nın yapması gereken şey, ’birey’in ’toplum’ içinde yaşamasını sağlamaktır. Daha doğrusu, batı tüm ’birey’lerin bir ’bütün’ olduğunu aşılamalıdır. Bugün Batı insanı, bazı ülkelerde bilhassa, bireyselleşmeyi de aşmış “bencil”leşmiş vaziyettedir. Bencillik batılıların bir özelliği olmuştur. Bencillik, başarıya giden her yolu mubah saymayı beraberinde getirmiştir.
Doğuda bireyin toplum karşısında pek bir önemi yoktur. Önemli olan bireyin değil, toplumun kurallarıdır. Bundan dolayı birçok birey yapmak istemediği birçok işi yapmaktadır. Çünkü toplumdan dışlanmamak için bu şarttır. Doğunun bu yanlışının, batıdaki gibi olması illa şart değil, bireye toplumdan da dışlamadan bireyselleşme imkânı sunması gerekmektedir. Toplumdan gerçekten kopmak isteyen bireyler zaten isterse hemencecik kopar. Doğunun tarihi ve felsefi altyapısında bu müsamaha mevcuttur.
Benim için ideal olanı, doğunun yapması gerekendir. Çünkü bireyselleşmenin belki de en ileri olduğu Hollanda’da bugün bir “Hollanda kültürü”nden bahsetmek zordur. Kültürel değerleri bir hayli eksilmiş, bir elin parmaklarıyla gösterilebilecek kadar azalmış ve ülke neredeyse sadece Amerikan kültürünün etkisi altında kalmıştır. Oysa Türkiye gibi bir ülkenin, bilhassa coğrafi konumundan dolayı, ortak kültüre, birliğe ve beraberliğe ihtiyacı vardır. Gerçi öyle olmasa bile ben yine tercihimi ayni düzenden yana seçerdim. Çünkü bireyselleşme sadece topluma değil, isteyerek veya istemeyerek de olsa ortak kültüre de isyandır. Her birey kendi kültürünü ortaya çıkardığı vakit ortak kültür kaybolur ve bireyler başka kültürlerin etkisi altına kolayca girebilir ve farkında olmadan “ortak” başka bir kültürde buluşur. Batı’da bu yeni “ortak kültür”, “Amerikan kültürü” olmaktadır. Bu durum, bireyin (ortak) bir kültürden yoksun yaşayamayacağına delalettir. O halde, başka (emperyalist) kültürlerin ekmeğine yağ sürmenin bir anlamı yoktur.
Batının ve doğunun bu farklılığı birazda kapitalizm ve komünizm’in farklılıklarından birini andırmaktadır. Çünkü komünizm de aslında doğu gibi toplumcudur. En azından iktisatta öyledir. Komünizmin yanlışı ise, bilhassa Sovyetlerin, bireye ve hatta topluma en ufak ekonomik bağımsızlık vermeden, onları mutlu edebileceğini savunmasıdır. Oysa maksat insanların huzuru ve mutluluğu ise, ister sosyal olsun, ister ekonomik olsun bireyin özgürlüğünü sağlamak şarttır. İşin komik tarafı, ülkemde özgürlük diye anıran komünistlerin olması… Bence iktisadi konuda izlenmesi gereken yol, kapitalizmi mümkün olduğu kadar sosyalistleştirmektir…
O halde formül şu; sosyal hayat ve düzende doğuyu, modern olana dek, batılaştıracağız (ki bu aslında sadece modernleşme olmalıdır, batılılaşma değil)… İktisatta ise Batı’yı mümkün olduğunca doğulaştıracağız, evet… Yani, doğu azıcık “bireyselleşecek” ve batıdan aldığı iktisadi sistemi mümkün olduğunca “toplumcu” yapacak, doğulaştıracak…
Doğu - batı arasındaki bu yol bizi ya doğuracak ve tekrar serpilmemizi sağlayacak, ya da batıracak… Belki batıda olsaydık işimiz daha kolay olurdu… Belki tam bir doğulu olsaydık işimiz daha kolay olurdu… Ama değiliz işte… Hayır, korkmuyorum, çekinmiyorum, gocunmuyorum ikisinin arasında kalmaktan… Üzülüyor ve ağlıyorum sadece… Doğu ve batı karşısında hayata 1 – 0 yenik başladığıma… Ve başladığımıza… Ne doğu kabul ediyor beni, ne de batı… Arada kalmışım… Ama yine biliyorum ki ikisine de iki gol birden atmak imkânsız değil…
Permalink