Bilgi Sozluk'te ogrenmek istediginizden daha fazla $ey var!
Bilgi Sozluk

03.02.08

Değişim ve Direniş

Posted in sayı 26 at 03:25 yapan Satolina

Alchoburn

Avrupa Birliği’ne 2005 yılında - uzun uğraşları sonucu - girmeyi başaran Polonya, ikiz politikacıları sayesinde büyük tartışmalara sahne oluyor.

Polonya gibi doğu komünizmi ve batı kapitalleri arasında sıkışmış bir ülkede; komşu ülkeler ile tarih boyunca yaşanan sorunlar, sürekli vatandaşlar arasında ayrıma neden oluyor. Aslında bu durum Slovenya, Ukrayna, Estonya gibi birçok eski doğu bloğu ülkesinde durum aynı şekilde sürmekte. Halkın bir kesimi, daha önce sahip oldukları sosyal hakları ve ekonomik rahatlığı arzularken, bir kısmı ise kapitalizmin getirdiği ticari avantajları değerlendirmekten yana. Gene de, Polonya açısından, her iki taraf da ülkelerine girmiş olan Alman ve Rus tanklarını unutamıyor.

AB gibi ekonomik refah vaadi bulunan bir topluluğa girmek; güzel bir rüya gibiydi Lehler için. Sürekli değişen iktidarların ortak hedefleri, halkın %70’e varan isteği sürekli AB yönündeydi. Değişen kanunlar sonucu ekonomik istikrarsızlın artması, AB’ne açılan pazar payı sonucu büyüyen işsizlik ve milli kaynakların yabancı ortaklıklara kurban edilmesi sonucu rüzgâr tersine döndü. Öyle ki, AB’ne girişlerini belirleyecek son referandumda, Polonya halkının sadece %52’si bu birliğe üye olmaya onay verdi. Üyelik için yapılan referanduma AB yöneticilerinin daha fazla sevindiklerini söyleyebiliriz aslında, Polonya pazarını kaybetmedikleri için.

Bu karşı rüzgarda değer kazanan milliyetçi rüzgardan Kaczynski ikizleri ve partileri PİS (Yasa ve Adalet Partisi, ayrıca okunuşu İngilizcede “işeme”ye benziyor ilginç biçimde) çok iyi yararlandılar. Üyelik sonrası yapılan ilk seçimlerde partileri iktidarı kazanırken; biri dış işleri bakanı diğeri başbakan olan Kaczynskilerin de ilk işi bu kazandıkları gücü AB karşıtı politikaları ilerletmekte kullandılar.

Son kısma kadar Kacynskilerin kapitalizm karşıtı olduğu intibası oluştuğu için söylemekte yarar var: ikizler beyaz saray tarafından oldukça “seviliyor”. Özellikle son dönemde ABD’nin yürüttüğü ve ülkemizde de konuşlandırılması konuşulan “füze kalkanı projesi” konusunda Leh ikizlerin - ülkelerindeki tepkiye rağmen - gösterdiği iş birliği nedeniyle çok sevindikleri aşikâr.

Gene de Kaczynskiler’in en istikrarlı oldukları konunun AB karşıtlığı olduğu kesin. Düzenli olarak AB’ne, onun ekonomik politikalarına karşı olduklarını belirtiyorlar, belirlenen ekonomik ve hukuki düzenlemeleri mümkün olduğunca geciktiriyor ve engelliyorlar. Öyle ki, 2007 ve 2010 yılında yapılması planlanan yeni alımlardan daha çok Polonya’nın sorunları ile ilgilendikleri söylenebilir.

AB yöneticilerini korkutan da bu aslında; milliyetçilik dışı ekonomik bir kaygı… AB’ne şimdiye kadar giren ülkelerden hiçbiri bu denli kararsızlık göstermemişti. Uzun vadeli planlar dâhilinde İsveç birlikten çıkacağını belirtse de; ekonomik açıdan büyük etkisi olmayan, fakat doğu bloğunda önemli yere sahip Polonya’nın gösterdiği bu dengesizlik endişe verici. Euro gibi genç ve istikrarı birden çok ülkenin istikrarına dayalı bir para birimini dolaşıma sokmuş olan AB, yeni ülkelerin aynı kararsızlığı yaşamasıyla zor duruma düşebilir. Bu duruma düşmemek için tedbirli davranıyorlar, giriş koşullarını ağırlaştırıyorlar.

Polonya’nın ABD desteği bulması bu açıdan önemli: birbirine yakın duran, ticari ilişkileri bulunan iki ayrı güç noktasından büyük olanı, küçüğün altını oyuyor; yavaş yavaş içine sokuluyor ve kontrolünü alıyor. 1980’de, Yunanistan üyeliğe kabul edildiği dönemde tamamıyla ABD yardımlarını bırakması istenmişti; bugün ise kodaman kurucu Fransa bile ABD sempatizanı bir popülist milliyetçi tarafından yönetiliyor. Düzenli milliyetçilik körüklemesi zaten süregelen bir plan: eski sorunları ön plana taşıyarak veya inanç kökenli milli akımları oluşturarak ülkeleri, kendilerinin kontrol edebildiği kişilerce yönetmekteler. Ülkeyi yönetenler tam bir vatan hainliği içinde olmasa da kendi menfaatlerini vatan çıkarları önüne koyarak onurlarıyla beraber ulusal kimliklerini de satmaktalar.

Burada karar noktası ortaya çıkıyor: eşitliği yok eden ve tek kutup gibi görünen bu ezici güce katılmak, ne olursa olsun katılmak ne kadar gereklidir?

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.

Bu sayfanin toplam okunma sayisi. 40
Bu sayfayi $u anda okuyan ki$i sayisi. 1
Bu sayfayi ayni anda okuyan en cok ki$i sayisi. 3
Bu sayfanin bugune ait okunma sayisi. 1
Bu sayfanin en son okunma tarihi. 2008-05-21 17:29:00
Toplamda en cok okunan yazilar. Bugun en cok okunan yazilar. Bu ay en cok okunan yazilar. Bu hafta en cok okunan yazilar. Gecen hafta en cok okunan yazilar. Toplamda en cok okunan sayfalar. Bugun en cok okunan sayfalar. Bu ay en cok okunan sayfalar. $u anda okunan yazilar. $u anda okunan sayfalar.