05.09.07
Sarık Saran Hafiyeler
Yazan: deathless
Osmanlı devletinin son yıllarıydı “Hareket Ordusu” adı verilen birlikler gericiliğe karşı meşrutiyeti korumak amacıyla İstanbul’ a yürüyorlardı. İşte bu ordu komutanının kurmay başkanı genç bir yüzbaşı olan Mustafa Kemal’di. O da diğer subaylar gibi gericiliğe öfke doluydu. Mustafa Kemal 17 Nisan 1909 cumartesi sabahı not defterine şu satırları yazdı:
“ Sarık saran hafiyelerin din perdesi altındaki telkinleri, menfaatten başka bir şey değildir.
Dinin, şeriatın ve vatanın ulusal onurunun gerçek yararı, Kur’an-ı Kerim’in emirlerini ve onun zorunlu hükümlerinden olan anayasayı korumaktır… İşte bizim hareketimiz gibi …”
Atamızın bu küçük notu tuttuğu tarih ile günümüz arasında tam doksan sekiz yıl var. Yüz yıl önce tuttuğu notlarını bile okusak bu gün hangi yoldan nasıl ne ölçüde gideceğimizi tahmin edebiliriz. Bütün bunlar en zor anında Türk milletine bağımsızlığı armağan etmiş ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün notlarında mevcut. Günümüzde gericilik ülkemizin bir numaralı tehlikesi haline gelmiştir milyonlarca vatandaşımız Tandoğan ve Çağlayan meydanlarında gereken tepkileri göstermiş ilke ve inkılâplara olan bağlılığını dile getirmiştir.
Halifelik tartışmalarının yapıldığı gizli görüşme tutanaklarında Atatürk’ün neler söylediğine kısaca bir göz atalım.
“ Bizim dünya yüzümdeki en büyük gücümüz, yeni yönetim biçimimiz ve niteliğimizdir. Halife tutsak olabilir. Halife adını taşıyanlar yabancılara sığınabilirler. Düşmanlar ve halifeler el ele verip her şeyi yapmaya girişebilirler. Ama yeni Türkiye’nin yönetim biçimini, politikasını, gücünü hiç mi hiç sarsamazlar.”
Atamızın da öngördüğü gibi işte bu güç cumhuriyet yönetimidir. Halkımızın bir anlık gaflet uykusundan yararlanan mevcut yönetimin bizi nereye sürüklediği belirsizdir.
Bildiğimiz gibi Türkiye nüfusunun çoğunluğu Müslümanlardan oluşmaktadır. Birçoğunun Allah inancı tam ve derindir fakat bu bazı kişilerin anladığı gibi gerilemeye tekabül etmez. Yobazlık ve dindarlık arasında büyük bir uçurum bulunmaktadır. İkisini birbirinden ayırmak ve ayrılmasına yardım etmek yapmamız gerekenlerdendir. Tekrar bize yol gösteren Atatürk’ün notlarına dönersek:
“Faziletli din âlimleri başımızın tacıdır. Fakat şahsi çıkarları ve adi menfaatleri için yalandan âlim kılığına bürünen birtakım hafiyeler ve çıkarcılar elbette kanun pençesinden kurtulamayacaklardır.”
22 Temmuz 2007 seçim tarihi olup gericiliğe gereken cevap sandıktan çıkmalıdır ve şüphesiz ki çıkacaktır. Zaten biliriz ki muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızda ki asil kanda mevcuttur. Dik durmalıyız daima dik. Dik durmaz gaflet uykusundan derhal uyanmazsak değerlerimiz bitip tükenecek yok olacaktır. Tıpkı İslam âlimi Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin dediği gibi;
¼br /> “Her rüzgârda otlar gibi eğilip bükülürsen.
Dağ bile olsan bir ota değmezsin.”
schumi said,
Mayıs 13, 2007 at 23:53
(Günümüzde gericilik ülkemizin bir numaralı tehlikesi haline gelmiştir)
bir kere gericilik kelimesinin bir tarifi olması lazım. gerici nedir? kimlere denir?
bence ülkemizin bir numaralı tehlikesi malumunuz pkk ve doğu sorunu.. bunu kimse yadsıyamaz.. ikincisi demokratikleşmeyi tam olarak sağlayamamak. hatta birincisi de bunun içerisinde bence.. demokratikleşme tam olarak sağlandığında, kürt sorunu dağlardan inip mecliste tartışıldığında, kürtlerin ve marjinal fikirlerin meclise girmesine izin verildiğinde ve meclis içi, parti içi demokrasi sağlandığında, silah yerine fikirle mücadele edildiğinde bu sorunun aşılacağına inanıyorum..
(Yobazlık ve dindarlık arasında büyük bir uçurum bulunmaktadır. İkisini birbirinden ayırmak ve ayrılmasına yardım etmek yapmamız gerekenlerdendir.) kesinlikle katılanlardanım…
(Atamızın da öngördüğü gibi işte bu güç cumhuriyet yönetimidir. Halkımızın bir anlık gaflet uykusundan yararlanan mevcut yönetimin bizi nereye sürüklediği belirsizdir.) cumhuriyet ile demokrasinin farkının iyi farkına varmak, cumhuriyet için demokrasiyi katletmemek gerekir düşüncesindeyim. demokrasisiz cumhuriyet olmaz, ancak cumhuriyetsiz demokrasi olur. ve demokrasi ister istemez cumhuriyeti beraberinde getirir. anlatmak istediğim demokrasinin tam olarak sağlanması, demokrasinin kurtarılması.. demokrasi kurtulduğunda cumhuriyet zaten kurtulur…
saygılar, sevgiler…