03.23.08
Posted in SAYI 29 at 04:33 yapan Satolina
Ankakusu
Bir kaç hafta önce hatta daha da önce Ergenekon operasyonu başladı. Şöyleydi, böyleydi derken bunun üzerine AKP’ye kapatılma davası açıldı. İddianame basına yansıdı. Yok AKP’nin çoktan kapatılması lazımmış diyeni mı ararsın, AKP’nin kapatılması anti-demokratikmiş diyeni mi, yoksa sempatizanı oldukları partinin kapatılma tehlikesi oluşunca demokrat kesilenleri mi… Hepsi çıktı birden ortaya. Herkesin ne mal olduğu ortaya çıktı… Kimin gerçek demokrasi savunucusu olduğu, kimlerin koftiden demokrat olduğu ortaya çıktı. Yok, şeriat gelecekmiş, yok demokrasiye darbe vurulmuş, halkın iradesi yok sayılıyormuş cart, curt… Bu sözlerin hepsi yanlış demiyorum. Ama…
Ya bir müddet bırakın bunları… Geçin efendim, geçin…
Ben şimdilik geçiyorum.
Yahu görmüyor musunuz, ikiye bölünüyoruz. Bizler, sıradan vatandaşlar bölündük. İki cephenin iktidar kavgası nedeniyle, evet aynen vaziyet budur, bok yoluna bizler gidiyoruz. AKP her zamanki kabadayı tavrıyla, madem siz böyle yaptınız alın o zaman en baba adamlarınızı ki bunlardan İlhan Selçuk’un fikirlerine ve bilhassa vizyonuna uzak olduğumu söyleyemem, gece yarısı toplar sorguya çekeriz dedi. Postaya, çok daha çirkin bir postayla cevap verdi…
Karagöz’ler ile Hacivat’lar çirkin ve tiksinti verici bir iktidar kavgası yapıyor. Ve bizler onların bu kavgası yüzünden galeyana geliyoruz. Durun hele canlar… Durun bir soluklanın hele… Bir kenara çekilin, seyredin bu orta oyununu… Seyredin gölge oyununu… Galeyana gelecekseniz kaybettiğimiz vakit, boşa giden enerji ve zaman’a isyan ederek, galeyana gelin.
Silah ile bölemediler… Kaba, kuvvetle bölemediler… Ama dosyalar bizleri bölmekten beter etti. Kurulu kamplar ortaya çıktı, belirginleşti. Seç diyorlar… Ben iki tarafında yüzüne tükürüyorum. 20–25 yıldan fazla uğraşılan, hatta sağ-sol çatışmalarını yaşayıp bunları geride bırakmış bir milleti şu veya bu şekilde bölme çabalarına, kısa sürede muazzam yol kat ettirdikleri için. Sağ olsun Aklarımız, sağ olsun Beyazlarımız… Beni şaşırtmadınız… Bu bölünme sinsice ilerliyor. Saflar kalabalıklaşıyor, sıklaşıyor. Koşun siz de bir taraf seçin Araf’ta kalmayın. Iki tarafın arasında kalıp iki taraftan da kurşunlanmayın. Kendiniz gibilerini bulun, yürüyün şeriatçı mollaların üzerine, haydi sizde yürüyün küffarın üzerine… Ne duruyorsunuz ?
Ben bir müddet daha Araf’ta kalacağım. Ama gün gelecek, bir millet uyanacak… Ayağa kalkacak, şahlanacak… Çanakkale’de yaptığı gibi… Orada bir ve birlik olduğu gibi… O gün orada bir tek şakşakçılar yoktu, bir tek yalakalar yoktu, bir tek hayatından memnunlar yoktu… Kara gözlü, analarının biricik cılız kuzuları vardı… Kimse sen sarışınsın gelme, sen karasın gelme, sen sakallısın gelme demiyordu bir başkasına. Vatan ve millet sevdalıları vardı. Kalpaklısı, sarıklısı, bitlisi vardı… Bütün Anadolu vardı. Tüm renkleriyle… Bir yumruk vardı Anadolu evlatlarının insanı sömüren, yiyip, bitiren köpeklere attığı… Ama saymadılar, acısını hala unutamadıkları o yumruğu… Ama sonra bir yumruk daha vardı, Anadolu çocuklarının sömürgeci çocuklarına attığı… Bir daha bu topraklara top’la, tüfek’le gelecek cesaretleri kalmadı. Artık mertçe gelmiyorlar… Aktörler de değişti… Sinsice geliyorlar… Millet uyanmaya başladı biliyorum… Biliyor aslında fesadın nereden geldiğini… Biliyor ama bir olamıyor. Çanakkale’de Anadolu evlatları bir olmuş, Kurtuluş savaşında hürriyetini kimseye muhtaç olmadan, kendi nasırlı elleriyle söküp almıştı… Bitkindi, yoksuldu ama onurluydu… Vatan sevdalıları, millet sevdalıları göğüslerindeki imanla tek başlarına kovdu düşmanı. Hürriyetini kendi eliyle, kendi kanıyla kazandı…
Ama hürriyetini başkasının yardımıyla kazanan insanlar da var. Garip Irak halkı var, Afganistan halkı var… Acaba başkası aracılığı ile elde ettikleri güzellikler kaybettiklerine değer mi ? 5 yıl olmuş ABD Irak’a gireli. 5 yılda, özgürlüğün! Neticesi 1 milyon ölü… Sen göbeğini kesmeyi başkasına, hele hele en büyük köpeğe bırakırsan böyle bir netice ortaya çıkıyor demek ki. O köpek ki ip’e bağlı yüzlerce köpeği var… Irak konusunda sessiz kalanlara bir bakın. Din, din, din diyip yanı başındaki din kardeşlerinin ölmesine, birbirini yemesine ses çıkarmayanlara bir bakın… 5 yıl olmuş… 5 yıl olmuş Irak’a özgürlük! geleli… 5 yıl olmuş Müslüman topraklarına özgürlük! Geleli… Batı ve kuruluşlarının özgürlüğü gelmiş. Artık Irak demokratik ve özgür bir ülke… Halkı da emin ellerde, güvende. Tıpkı dün Bosna’da olduğu gibi… Tek fark burada çok daha fazla insanın güvende olması ve özgürleşmesi… 1 milyon insan artık özgür ve hür vaziyette… Kimse onlara ilişmiyor artık. Ölme tehlikeleri de ortadan kalktı… Güvendeler, emin ellerdeler… Hakk’ın yanında…
Ama ümitliyim… Bahar bu coğrafya’ya da gelecek. Güneşten kavrulmayacağız, soğuktan donmayacağız. Belki bugün gelecek, belki yarın. Yıllarca soğuktu donduk. Şimdi sıcaktan kavruluyoruz. Baharı unuttuk… Birbirimizi unuttuk. Açan çiçekleri, uçuşan böcekleri unuttuk… Elbet bahar gelecek, yeni bir gün doğacak Avrasya topraklarına… İster gücünü Ergenekon’dan alsın, isterse demirci Kawa’dan… İsterse Mecusilikten… Fark etmez… Dağlardan, kırlardan navrız toplayıp bir başkasına verme vakti geldi. Al, sende kutla baharı. Ülkeme bahar gelsin, komşuma bahar gelsin, Orta Asya’ya bahar gelsin… Bir gün doğsun, Avrasya’ya. Bir Nevruz doğsun. Sana da bahar olsun. Bahar ‘bizim’, Nevruz ‘bizim’ olsun…
Ve birlikte karşılayalım baharı, bir Aşık Veysel türküsüyle…
“Esti bahar yeli karlar eridi
Kubarmış dağlarda kar çiçekleri
Kavlettim yar ile ahdim var idi
Birlikte dermeye mor çiçekleri
Baharda coşarsa bu ulu toprak
Vücuda getirir her türlü yaprak
Al yeşil giyinmiş dağlara bir bak
Besleyip büyüten yer çiçekleri
Yürümüş güzeller helke kolunda
Sivrialan köyünde yayla yolunda
Devşirmiş bağlanmış top top elinde
Kokular koynuna kor çiçekleri
Ah senin elinden çektiğim çile
Söyleyip ismini düşürmem dile
Bülbül figan eyler kırmızı güle
Sakın incitmesin har çiçekleri
Veysel’in derdini yazmışlar baştan
Beni yakıp sen kızınma ataşta
Yanakta güllerin fiyatı kaçta
Satmaya getirmez yar çiçekleri”
Essin… Essin gayrı bahar yeli… Essinde hakkıyla analım Âşık Veysel’i… Ne diyordu rahmetli; ‘Ben giderim adım kalır, dostlar beni hatırlasın…’
Permalink