03.23.08
Anlatıyorum o zaman
Salome
Eve girdim şarjım bitmek üzere, annem aleti kaldırmış, nerede bilmiyorum. aradım sordum “Dolabın üstündeki Nokia kutusunda.” dedi, baktım Philips kutusu o;”Bilmiyorum o zaman.” dedi, suratına kapattım telefonu. Anne senden nefret ediyorum şu anda, bunak zihninden daha da nefret ediyorum, anneannem gibi olacaksın, sen de kim olduğunu bile hatırlamadan geberip gideceksin… Anne çok yalnızım… Anne sevilmiyorum… Anne terk ediliyorum… Yirmi altı yılda bir kere ağlayarak sarılmadım sana… Anne çok yoruldum saklanmaktan… İçimden bir şeyler fışkıracak ve ben engel olamayacağım diye çok korkuyorum… Anne ben duygusuz değilim sadece gösteremiyorum “gitmeyecekler”e… Çok yorgunum haftalardır içiyorum, gözaltlarım hare hare, sapsarı yüzüm, vücudum şiş, ellerim şiş… Canım acıyor anne… Seni seviyorum anne…
Özcan Deniz ve Müslüm Gürses dinliyorsam eğer acı çekiyorumdur gerçekten, kendinden utanmaya bile takati yoksa zihnimin vay halime demektir. Terk ediliyorum ve ben buna katlanamıyorum. Bırak hemen şimdi git, “İstemiyorum seni, zaten sevmedim ki.” ,”Bir anlıktı, alkolün etkisiydi, kaçıştı, aslında yoksun.” de… De ki özgür bıraksın ruhumun gardiyanı ruhumu, kendi kendine işkence etmeyi kessin artık… Çok kanıyorum ve sen tadına bile bakmıyorsun. Terk edeceksen hemen şimdi et, şu anda, bekleme, düşünme… Ah Selami Şahin çalıyor “Sen beni sen sen unutmuş gibisin, ben hala deliyim hala sevdalı.” kesinlikle kendimden nefret edeceğim sonradan bu denli zayıf olduğum için ve elbette arabesk… Neyse önemi yok, nasıl olsa ben deliyim istediğim kadar değişebilirim, kimsenin şaşırmaya hakkı yok…
Sanırım beni terk ediyorsun, daha acili olsun diye; yavaş yavaş. Hak ediyorum; aptal olduğum için. Biraz önce eve girerken yine baktım bir ağaç çiçek açmış bembeyaz, aptal çiçekler, aynı ben iste, aceleci, zamansız, aptal! İlik rüzgâra iki defa maruz kaldılar hop çiçeklendiler, dur bir bekle bakalım geçici mi yoksa gerçekten bahar gelmiş mi? Bu ne heves böyle, ah kadın sen anca acılarını dizginle, hoş onu da beceremiyorsun şu günlerde. Hadi artik terk et beni!
Anlatıyorum o zaman;
Yaş 17… Âşık oldum… O kapıdan içeri girdiği anda aşık oldum; yüzüne, omuzlarına, saçındaki kırlara, sigara sarışına, hüzünlü bakışına, dişlerine, gülüşüne, ellerine… Bir sene altı ay yanından ayrılmadım. Aşkın son damlasını da düşürene dek ayrılmadım. Çok zayıftı, çok ağladı, çok ittirdim, çok ısırdım, çok çizdim… Benim yüzümden yüzünü kaybetti, alnındaki platin yüzünü boydan boya gecen dikiş izleri bana ait, benim yüzümden. Hiç acımadım, hiç üzülmedim, acımasızlığımdan korktum. Beni çok incitti, aşkım bitti ve o her şeyi hak etti. Zayıf erkekleri sevmediğimi fark ettim, egemenliğimi kayıtsız şartsız kabul edenleri sevmediğimi… “İlk aşk fazla da uzun sürmemeli çünkü son aşk olmayacak. “O”nu bulana dek çok “onlar” harcayacağım, ben gidiyorum, hoşça kal…”dedim… Bitti…
Yaş 19… âşık oldum… Arkamı döndüm, onu gördüm, ağır çekime geçti hayat, bana baktı, âşık oldum; gözlerindeki öfkeye, saçlarının sertliğine, dimdik duruşuna, yıkılmayışına, otoritesine, sigarasızlığına, çapkınlığına… Yedi ay ayrılmadım yanından. Çok kırdı, çok incitti, çok yordu, her şeyi çoktu. Aldatmasın diye hiç uyumadım, nöbet tuttum yedi ay… Duygularımı saklamayı, güçlü olmayı, güvensizliği, vurmayı, tetikte olmayı biraz biraz aklıma soktu… Sonra yaz geldi; iş için gitmesi gerekti-üç ay-göze alamadım, ayrıldım yanından. Aşk ayak parmaklarımdan saç tellerime kadar bütün vücudumdan beslerken kendini bitti çünkü o gitti. 24 yaşındaydım unuttuğumda tam olarak, ispati 26’da. Gittim, aynı sıcaklıkla karşıladı beni, öptü dudağımın kenarından ve benim kalbim ritim değiştirmedi… Bitti…
Yas 20… Sevdim… Zaman geçti sevdim… Beni sevişini, yanından ayırmak istemeyişini sevdim… Bir sene on ay yanından ayrılmadım; sevgisinin-sevgimin son kırıntısını süpürene kadar ayrılmadım… Sonra âşık olmayı özledim, sevgiyi tükettim, yetmedi. Bana “Evleneceğim kadın.” dedi, korktum, tiksindim, ne hakla! Ben daha 22 yaşındayım ve “O”nu bulamadım, âşık olacağım yeniden, defol simdi… Kırdım, yaktım, yıktım, koparttım… 25 yaşımda beni unutmadığını fark ettim, hırslıydı, yaşattığım acıyı unutamadı. Gittim yanına kendimi sundum ona ve unuttu beni…
Yaş 22… Âşık oldum… Başka bir ülkede, bambaşka bir ülkeden, esmer mi esmer bir adama âşık oldum; saçlarının karasına, gözlerinin çocuksuluğuna, incinmişliğine, ellerine, tenine, bana bakışına, dokunuşuna, öpüşüne, beni hayatına sokmayışına, eski sevgilisine, annesine, babaannesine, ablasına, ülkesine, şehrine, diline, zekâsına, aklına, oto-kontrolüne, kibarlığına, nezaketine, yaşına, kokusuna, pürüzsüzlüğüne, kadınsılığına, umursamazlığına, esprilerine, gizemine… Âşık oldum… tam iki sene yanından ayrılmadım, “Asla bitmeyecek.” dedim; aldattım affetti yine aldattım yine affetti, “Bitmeyecek.” dedim… Bekledim beni hayatına sokacağı günü sabırla; “Hah tamam şimdi oldu.” dedim, iki gün sonra evi temizlemeye başladı uyanıp, anladım “Sıkıldı.”, kalktım gittim, yine hayatına giremedim. İki yıl bekledim. Bir gün “Gitmeyi düşünüyorum.” dedim, “Gitme.” demedi, anladım ki “O” değil… Gittim… Altı ay da uzaktan baktım; “Belki özler.” dedim,”Dön.” der dedim… Olmadı… Bitti… Noel’de mesaj attı aylar sonra ilk defa sesi çıktı “Tanrı sana her istediğini versin” demiş, hiçbir zaman anlamamıştı zaten Hıristiyan olmadığımı… Tanrı bana istediğimi vermedi… Kapıyı sessizce kapatmayı, suyu şişeden sessizce içmeyi, yavaş hareket etmeyi, özenmeyi, acele etmemeyi, yatak toplamayı, duygularımı dirgenlemeyi, güçlü olmayı, kadın olmayı, ağlamayı, insanları fark etmeyi, yer vermeyi, garsonla konuşurken gözlerinin içine bakmam gerektiğini, güzel kremler kullanmayı, kendimi sevmeyi, en önemlinin “Ben” olduğunu, yapayalnız da yapabileceğimi, “Hayır” demeyi, Portekizce şarkıları ondan öğrendim hep. Değiştim, döndüğümde kimse tanımadı beni. Bir kısmını unuttum ama çoğu kaldı. Bana yönetmem gerektiğini gösterdi ve ben artık güçlü bir kadınım! Bir keresinde “22 yaşındasın üzülme daha zamanın var” dedi,” Ben 25 oldum ama gecen ay.” dedim gülerek; “Sen benim için hep 22 kalacaksın” dedi… Eve gidince ağladım… Ona ağlamazdım ben, güçsüzlüğü sevmezdi, ama o bana ağlardı zaman zaman… Bitti…
Yas 26…ve âşık olduk… Biz! “O” ?
Bitmesin diye anlatmayacağım…
Terk etme…