04.22.07
Gazi Mustafa Kemal Atatürk…
Yazan: ankakusu
-‘Kara Budun’, ‘Mutlu Azinlik’ ve Atatürk düsmanlari-
Yarin 23 nisan… 23 nisan 1920′de Birinci Büyük millet meclisi’nin açildigi tarihi Atatürk çocuklara armagan etmistir. Çocuk bayrami olarak ilk kutlandigi yil ise 1929′dur. 1979 da ise bu bayram uluslararasi bir boyut kazanmis ve baska ülkelerden gelen çocuklarla birlikte kutlanmistir. Tüm çocuklarimizin bayrami kutlu olsun. Atatürk çocuklara bir bayram, bir günü hediye eden nadir liderlerdendir sanirim. Ne mutlu bizlere ki o nadir insanlardan biri bizim aramizdan çikmistir… Ulusal egemenlik ve çocuk bayramimiz kutlu olsun…
Simdi kalkip Mustafa Kemal Atatürk’ün biyografisini size yazacak degilim sizlere. Lakin yine onunla ilgili bazi yanlis anlamalara deginmek istiyorum. Ülkemizde Atatürk’ü ’seven!’ ve sevmeyenler mevcuttur. Açikçasi ben bu iki kesimi de pek sevmiyorum. Durun bekleyin biraz… Vay Atatürk’ü sevenleri sevmiyormus demeyin. Yazinin devaminda demek istedigimi açiklayacagim. Ama öncelikle sevmeyen kesimi anlatmak istiyorum sizlere.
Ne yazik ki, Mustafa Kemal Atatürk’ün herkes tarafindan sevilmedigi ortadadir… Atatürk’ü pek sevmeyen kesim mi? Kimler mi sevmez? Seriatçilar, Kürtçüler, hakiki! sosyalistler, yakinda da AB yalakalari… Size de ilginç geliyor mu, dünün seriatçilarinin bugün AB yanlisi kesilmesi?
Bu kesimler Atatürk hakkinda neler mi söylüyor? Hayir birileri ima ile, baskalarini araci kullanarak dilinin altindaki baklayi yillardir çikaramadi, açik açik iletemedi ben yardimci olayim bu sahislara…
Selanik’te dogmasi nedeniyle Sabetayist oldugu, dinsiz oldugu, Kuran-i Kerim’i yaktirdigi, mason oldugu, annesinin bilmem ne oldugu, babasinin bilinmedigi vs. vs… Hayir sevmeyen kesimden, muhalif kesimden hep bunlari isitiyorum… Sanirim elde tutulur zirvalari pek yok, ne yapsin garipler… Ha bir de ‘eli kanli’ bir diktatörmüs… Ha evet, Bati kaynaklarinin bazilarinin ‘diktatör’ diye nitelendirdigi dogrudur… Lakin ‘eli kanli’ dediklerine, yazdiklarina pek sahit olmadim… Bunu diyenlerin çogu ermeni diasporasininin uçuk kesimindendir… Bunlari yaziyorum ki Ataturk’e muhalif kesimin atesi sönsün diye… simdi dileginiz oldu mu? atesiniz söndü mü?
Simdi sizlere bir de Atatürk’ü çok seven!, sahip çikan bir takim insanlar hakkinda yazmak istiyorum. ‘Ben Ataturkcüyüm, Kemalistim’ diyen insanlar içindeki bazi hiyarlari ve hiyarliklarina deginecegim… Bu insanlarin Atatürkçülük altinda etmedikleri serefsizlik yok… Din düsmanligi Atatürkçülüge siginarak yapiliyor, irkçilik Atatürk kullanilarak yapiliyor… Bakin milliyetçilik demiyorum… Bugün irkçilik bile ne yazik ki Atatürk kullanilarak yapiliyor… Bu insanlar utanmasalar Mustafa Kemal Atatürk’ü peygamber ilan edecekler. Bu tip insanlarin çikardiklari kitaplara bir göz atin. Peygamberlerin tüm vasiflariyla donatiyolar Atatürk’ü… O kadar komik kitatplar var ki… Dileyenlere iletirim kitaplarin ismini…
Ben Mustafa Kemal Atatürk’ün birilerinin yaptigi gibi putlastirilmamasi taraftariyim… Ataturk gönüllerdedir. Putlastirmaya gerek yok… Yine buna ilave olarak yaptigi her hareketin dogru oldugunu düsünmemekteyim… Sonuçta o’da bir insan… Misal fes’in yasaklanmasini dogru bulmuyorum… Ha evet, bu yasak semboliktir belki ama yinede dogru degildir… Ama bana göre bu yanlisi, yaptigi dogrularin yaninda nedir ki?..
Ülkemizde mutlu bir azinlik var… Bugün bu azinlik Atatürk’ü halkina. milletine geri vermiyor. Vermek istemiyor. Atatürk’ü, kendilerinin haksiz iktidarlarini legalize eden bir duruma da olmasina göz yumuyorlar. Gerek kendilerinin, gerekse tam zit görüste olanlarin propagnadalari sayesinde bugün Atatürk ve Atatürkçülük ne yazik ki bir çok insan için antipatik geliyor. Ne yazik ki buna ben de dahilim. Basit bir örnek vermem gerekirse… ‘Ben Atatürkçüyüm’ diyen herkese süpheyle bakiyorum. Bu hususta önyargilar olusmus vaziyette. Bu adam mutlaka din düsmanidir diye aklima geliyor… Sakin yanlis anlamayin sorun Mustafa Kemal Atatürk’te degil, sorun bu tip insanlarda… Ilginçtir Atatürk’e güya sahip çikan kesim ile Atatürk’e düsman kesime verecegim cevaplar Atatürk’ün ayni sözleri olacaktir.
Misal mi? Islam, peygamber efendimizi ve din hakkindaki sözlerini buraya aktarmak istiyorum. Bakalim Atatürk’e din düsmani diyen kesim ile Ulu Önder’in adini kullanarak din düsmanligi yapan kesimler hakli mi, haksiz mi?
Atatürk bir konusmasinda sunlari söylüyor Islam hakkinda; ‘Bizim dinimiz en makul ve en tabii dindir. Ve ancak bundan dolayidir ki, son din olmstur. Bir dinin tabii olmasi için akla, fenne, ilme ve mantiga tetabuk etmesi lazimdir. Bizim dinimiz bunlara tamamen mutabiktir.’ Din hakkinda; “Din gerekli bir kurumdur. dinsiz uluslarin devamina olanak yoktur. yalniz surasi var ki; din, Allah ile kul arasindaki bagliliktir.” Türkler ve Islamiyet hakkinda; ‘Türkler, Islam olduklari halde, bozulmaya, yoksuluga ve gerilemeye maruz kaldilar. Geçmisin batil aliskanlik ve inanislariyla Islamiyeti karistirdiklari ve bu suretle gerçek Islamiyetten uzaklastiklari için, kendilerini düsmanlari’nin esiri yaptilar. gerçek Islamin çok yüce, çok kiymetli gerçeklerini almamakta inatçi bulundular. Iste gerilememizin belli basli sebeplerini bu nokta teskil ediyor.”
Yine Islamiyet hakkinda; ‘Biihassa bizim dinimiz için, herkesin elinde bir ölçü vardir. Bu ölçü ile hangi seyin bu dine uygun olup olmadigini kolayca takdir edebilirsiniz. hangi sey ki akla mantiga ve milletin menfaatine uygundur, bilinizki o bizim dinimize de uygundur. bir sey akla, mantiga, milletin menfaatine ve islamin menfaatine uygunsa kimseye sormayin, o sey dini’dir. eger bizim dinimiz aklin ve mantigin uydugu bir din olmasaydi, mükemmel olmazdi, son din olmazdi.” büyük bir inkilap yapan hz. Muhammed(s.a.v) e karsi beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koydugu fikirleri, esaslari korumakla tecelli edebilir.’
Bunlari söylemis olan Ulu önder hakkinda din düsmani demek, onu ismini kullanarak din düsmanligi yapmak ne kadar dogru ve vicdanli bir davranistir? Tabi bazi yobaz kesimler eskisi gibi güce sahip olamadiklarindan yapiyorlar bunu. Simdi birileri Hilafeti niye kaldirdi o zaman, tekke ve zaviyeleri niye kapattirdi o zaman diye sorabilir… Evet belki bunlar ilk etapta din’e karsi yapilmis hareketler gibi gözükebilir. Lakin senin tekkelerin ve zaviyelerin ne kadar Islam’di? Kaç molla ve seyh isyan etti yeni cumhuriyete, senin davana? Kaç mollan Ingiliz mandasi olmayi savundu? Peki düsündüz mü bunca dini kullanan hain içinde binlerce dini bütün insanlarin, seyhlerin, mollalarin Atatürk ile Milli Mücadele döneminde bu vatan için çarpistiklarini?
Lakin iyi ki kaldirilmis tekkeler ve zaviyeler diyorum ben bugün. Aradan onlarca yil geçmesine ragmen göz yumularak faaliyet gösteren tarikatlarin durumu hiç dini sevdirecek türden degildir. Tarikatlar pazarlama sirketi gibi islev görüyor ne yazik ki. Ne yazik ki diyorum, çünkü adini kullanadiklari sahislar çok degerli kisilerdir. Hilafete gelince, bu hususta Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle cevap vermek istiyorum; (…) ‘Halife ve bütün dünya kesin olarak bilmelidir ki, bugi.in var olan ve korunmakta bulunan Halife’nin ve halifelik makaminin gerçelcte ne dinî ve ne de siyasî bakimdan hiçbir anlami ve varolma gerekçesi yoktur. Türkiye Cumhuriyeti safsatalarla varligini ve istiklâlini tehlikeye atamaz. Bizce, hilâfet makami olsa olsa tarih bir hâtira olmaktan öteye bir önem tasiyamaz. Türkiye Cumhuriyeti devlet adamlannin veya resmî hey’etlerin kendisiyle görüsmelerini istemesi bile, Cumhuriyet’in bagimsizligina açik bir tecavüzdür’. Atatürk’ün Halife olmasini isteyen müslümanlara ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk su cevabi veriyor; (…) Rasih Efendi Misir’a ugravarak Ankara ya döndü. Benimle görüsmek isteyerek sunlari söyledi : “Gezdigi ülkelerde Müslüman halk benim halife olmami istiyormus… Yetkili Islam heyetleri, bana bu dururumu bildirmek üzere Rasih Efendi ‘yi vekil etmisler.” Rasih Efendi’ye verdigim cevapta, Müslümanlarin bana olan baglilik ve sevgilerine tesekkür ettikten sonra dedim ki : “Zâtalîniz din bilginlerindensiniz. Halifenin devlet baskani demek oldugunu bilirsiniz. Baslarinda krallari, imparatorlari bulunan halkin bana ulastirdiginiz dilek ve tekliflerini ben nasil kabul edebilirim. Kabul ettim desem, buna o halklarin basinda bulunanlar razi olur mu? Halifenin emir ve yasaklari yerine getirilir. Beni halife yapmak isteyenler emirlerimi yerine getire bilecekler midir? Durum böyle olunca, anlami ve fonksiyonu olmayan asilsiz bir sifati takinmak gülünç olmaz mi?
Efendiler, açik ve kesin olarak söylemeliyim ki, Müslümanlan hâlâ bir halife korkulugu ile ugrastirip aldatmak gayretinde bulunanlar, yalniz ve ancak Müslümanlarin ve özellikle Türkiye’nin düsmanlaridir. Böyle bir oyuna kapilip hayal kurmak da ancak ve ancak cahillik ve gaflet eseri olabilir…
Su bir gerçek ki Atatürk’ün din düsmani gösterilmesi iki zit kesimin isine yariyor. Yobazlarin ve din düsmanlarinin… Yine bu iki zit kesimin isine gelen bir baska yalan ise Mustafa Kemal Atatürk’ün Batililasma sevdalisi oldugu yönündeki propagandalardir.Yok Atatürk yasasaymis Batili olurmusuz AB’ye girermisiz gibi masallar anlatiliyor. Son dönem de ise eski seriatçi yeni AB’ci kesimde kendi menfaatlerini düsünerek bu düsüncelere destek veriyor. Oysa Atatürk Batililasma taraftari miydi? O yasasaydi bizler AB’ye girme ihtiyaci hissedermiydik acaba? Efendim Atatürk’ün devrimlerini birileri Batililasma çabasi olarak göstermek istiyor. Oysa Atatürk’ün hedefi ‘muasir medeniyet’ idi. Batili gibi olma, davranma degil…
Batililasma yozlasmadan baska bir sey degildir. Her toplumun kendine ait ananeleri, gelenek ve görenekleri vardir. Bizim kültürümüz Bati degil Dogu kültürü olduguna göre ve bu çabalar baska kültüre geçis olduguna göre, yozlasmadir.
Bir toplumun birligini koruyan ne yasa’dir, nede baskidir. Toplumun birligini koruyan çogumuzun o küçümsedigi, tu kaka dedigi gelenek ve göreneklerdir. Dindir, dildir, adab’tir, hukuken yaziya dökülmemis ama toplumun büyük bölïmünün benimsedigi kurallardir. Bunlarla oynanirsa yozlasma ve cozulmenin baslamasi kesindir.
Her insan toplulugunun ihtiyaci ayni olacak veya olmali diye bir sey söz konusu degildir.
Anadolu insanina Bati saksakcilari ve Batililar, kardesligi, insanligi ögretmeye kalkmasin. Bati’nin her bokuna sinek gibi atlayan sözde aydinlarin propagandasina kanmamak gerekir.
evet farkindayim, çagdaslasma için Batinin bir çok degerlerini (aslinda sadece Batinin degil tüm insanligin) almak zorundayiz. Bu da ilk bakista Batililasma çabasi gibi gözükecektir lakin bunlar tüm insanligin örnek almasi gerekenlerdir.
Bundan öteye gidilmesi zarardir, yozlasmadir.
ayrica biz kiçimizi bile yirtsak Batili olamayiz, olamayacagiz (cok sukur). Bizi anlamak, tanimak ve içine almak istemeyen toplumlara yavsamakta ne oluyor? Yüzsüzlük bu olsa gerek…
bu kadar gururumuzu yerlere sermeyelim.
Dogu’lu oldugumuzu kabullenelim…Inanin bana Dogu’lu olmak utanilacak bir sey degildir.
‘Mutlu Azinlik’ artik onlar beyaz midir, ak midir bilmem ama halkin degerlerini benimsemedfigi için Atatürk Bati yandasi biri oldugunu savunuyorlar. Iktidarlarini, toplumun benimsemesi zor seyleri yine Atatürk’ü kullanarak dayatiyorlar insanlara. Oysa su sözler Atatürk’ün sözler degil midir? “… Hepiniz bilirsiniz ki, Avrupa’nin en önemli devletleri, Türkiye’nin zarariyla, Türkiye’nin gerilemesiyle ortaya çikmislardir. Bugün bütün dünyayi etkileyen, milletimizin hayatini ve ülkemizi tehdit altinda bulunduran, en güçlü gelismeler, Türkiye’nin zarariyla gerçeklesmistir.
Güçlü bir Türkiye varligini sürdürseydi, denebilir ki Ingiltere’nin bugünkü siyaseti var olmayacakti. Türkiye, Viyana’dan sonra Peste ve Belgrat’ta yenilmeseydi, Avusturya/Macaristan siyasetinin sözü edilmeyecekti. Fransa, Italya, Almanya’da, ayni kaynaktan esinlenerek hayat ve siyasetlerini gelistirmisler ve güçlendirmislerdir.”
“… Bir seyin zarariyla, bir seyin yok olmasiyla yükselen seyler, elbette, o seylerden zarar görmüs olani alçaltir. Gerçekten de Avrupa’nin bütün ilerlemesine, yükselmesine ve uygarlasmasina karsilik, Türkiye gerilemis, düstükçe düsmüstür. Türkiye’yi yok etmeye girisenler, Türkiye’nin ortadan kaldirilmasinda çikar ve hayat görenler, zararli olmaktan çikmislar, aralarinda çikarlari paylasarak, birlesmis ve ittifak etmislerdir. Ve bunun sonucu olarak, birçok zekalar, duygular, fikirler, Türkiye’nin yok edilmesi noktasinda yogunlastirilmistir. Ve bu yogunlasma, yüzyillar geçtikçe olusan kusaklarda, adeta tahrip edici bir gelenek biçimine dönüsmüstür. Ve bu gelenegin, Türkiye’nin hayatina ve varligina araliksiz uygulanmasi sonucunda, nihayet Türkiye’yi islah etmek, Türkiye’yi uygarlastirmak gibi birtakim bahanelerle, Türkiye’nin iç hayatina, iç yönetimine islemis ve sizmislardir. Böyle elverisli bir zemin hazirlamak güç ve kuvvetini elde etmislerdir.”
“…Oysa güç ve kuvvet, Türkiye’de ve Türkiye halkinda olan gelisme cevherine, zehirli ve yakici bir sivi katmistir. Bunun etkisi altinda kalarak, milletin en çok da yöneticilerin zihinleri tamamen bozulmustur. Artik durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak için, mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün isleri Avrupa’nin emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakim zihniyetler ortaya çikti. Oysa hangi istiklal vardir ki yabancilarin nasihatlariyla, yabancilarin planlariyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemistir. Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkisanlar, zehirli sonuçlarla arsilasmislardir. Iste Türkiye de, bu yanlis zihniyetle sakat olan bazi yöneticiler yüzünden, her saat, her gün, her yüzyil, biraz daha çok gerilemis, daha çok düsmüstür.”
“…Bu düsüs, bu alçalis, yalniz maddi seylerde olsaydi, hiçbir önemi yoktu. Ne yazik ki Türkiye ve Türk halki, ahlak bakimindan da düsüyor. Durum incelenirse görülür ki, Türkiye Dogu ‘ maneviyati’yla sona eren bir yol üzerinde bulunuyordu. Dogu’yla Bati’nin birlestigi yerde bulundugumuz, Bati’ya yaklastigimizi zannettigimiz takdirde, asil mayamiz olan Dogu ‘maneviyati’indan tamamiyla soyutlaniyoruz. Hiç süphesizdir ki bu büyük memleketi, bu milleti, çöküntü ve yok olma çikmazina itmekten baska, bir sonuç beklenemez (bundan).”
“… Bu düsüsün çikis noktasi korkuyla, aczle baslamistir. Türkiye’nin, Türk halkinin nasilsa basina geçmis olan birtakim insanlar, galip düsmanlar karsisinda, susmaya mahkummus gibi, Türkiye’yi âtil ve çekingen bir halde tutuyorlardi. Memleketin ve milletin çikarlarinin gerektigini yapmakta korkak ve mütereddit idiler. Türkiye’de fikir adamlari, adeta kendi kendilerine hakaret ediyorlardi . Diyorlardi ki “Biz adam degiliz ve olamayiz. Kendi kendimize adam olmamiza ihtimal yoktur.” Bizim canimizi, tarihimizi, varligimizi bize düsman olan, düsman oldugundan hiç süphe edilmeyen Avrupalilara, kayitsiz sartsiz birakmak istiyorlardi. ‘Onlar bizi idare etsin’ diyorlardi.”
Ve yine su kisa ama öz söz onun degil midir? ‘Türkiye bir maymun degildir. Hiçbir milleti taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlasacak, ne Batililasacaktir. O, sadece özlesecektir’. Bati yanlilarini, AB’ciler okuyun bunlari. Kendi çikarlari ugruna ‘Mutlu Azinlik’ halki hep hakir gördü. Onu horladi. Kara Budun’dan adam çikmaz dedi… Çiksa çiksa katil, hirsiz, tobaz veya fasist çikar dedi durdu. Kara Budun mu? Kara Budun eskiden Türklerin fakir kesime, yoksul kesime, isçiye, köylüye verdikleri deyimdir. Bunun karsiligi ise soylu, soplu olan zengin Ak Budun’dur… Yani Beyaz!’lardir…
Nihat Genç sunlari söylemis Kara Budun hakkinda; “Kara budun; diyelim asirlar boyu isyan etti, ayaklandi. Ya da Osmanli iktidarina asker verdi. Kara Budun kalabalikti, gençti, öfkeliydi, atlari ve oklari vardi. ama son iki yüzyildir; atlarin ve oklarin yerine yazarlari matbuat geçmeliydi, olmadi. Kara Budun bir nevi intikam alir gibi çakallasti. aganin, beyin köpegi, mafyanin tetikçisi oldu. iktidarlarin bekçisi oldu. Ideolojik hareketlerin kitlesi oldu. Kara Budun yüzyillardir sahipsizlige dayanamadi. Bu halkin bozulmasi demek. artik kaynasan, kivillasan, can havliyle ona buna saldiran kalabaliktan söz edebiliriz. Hakli demek çok zor. Sag iktidar elli yildir Kara Budunla ayakta; onu cahil tutarak. artik Kara Budun demiyoruz, “çakal kültürü” diyelim. Yine fedakar, sadik ama hepsi geçimini saglamak için artik aganin, beyin eskiyaligini yapiyor. hatta en aci sey Kara Budun’un kendi yetistirdigii evlâtlari, yazarlari; agaya, pasaya kapikulu olmus durumda…” Kismen yazdiklarina katiliyorum. Lakin bu düsünceler bahsettigim ‘Mutlu Azinlik”in isine yariyor. Kara Budun’u her olay da, cinayette topyekün karalamasina imkan veriyor…
Vurun Kara Budun’a…
Kara Budun evet cahildir, evet egitimsizdir… Ama vatani. milleti için herseyi yapar Kara Budun… Vatan, millet sevgisi en üsttedir. Kara Budun duygusaldir, çabuk gaza gelir… Vatan, millet, Sakarya dendiginde kanmayacagi kimse yoktur.
Ülkesine yaptigi kötülügün farkinda degildir… Anlayamaz… Kizanlari da anlamaz… O tetigi, o biçagi onlar için çekmemis midir? Bu vatan için çekmemis midir?
Beyin tasimaz kimilerine göre… Beynini gelistirmesi için imkan bulabilmis midir acaba? Sen egitme, yetistirme ondan sonra köpür dur… PKK’nin ortaya çikmasini sosyo-ekonomik nedenlere baglayanlar acaba hiç düsündü mü, devletin bugün Istanbul, Ankara, Izmir ve bir kaç sehir hariç bir yere adam gibi bir yatirim yaptigini?
Karadeniz’e devlet ne getirmis? Iç Anadolu’ya ne getirmis? Dogu ve Güneydogu da hiç bir halt yok zaten… Olaylari birine yikip bu isten siyiracaklar derken aynisini biz yapiyoruz… Diyelim ki bu insanlar tu, kaka… Ee sonra? Sonra ne olacak? Bitti mi olay burada? tabi nasil olsa kolay,
vurun `Kara Budun`’a…
Kara Budun’un çikardigi katilleri, serefsizleri savunmuyorum ben. Kara Budun’u savunuyorum. Ve bunu ‘Mutlu Azinlik’a karsi daima yapacagim. Kara Budun çünkü onlardan çok daha cana yakin, çok daha mert ve cömerttir. Ezilir ses çikarmaz… Itilir, kakilir ama vatanina, devletine yamuk yapmaz. Mütevazidir… Ve ‘Mutlu Azinlik’tan çok daha Anadoluludur… Mutlu Azinlik Atatürk’ü asil sahiplerine geri vermelidir… Çünkü, köylü milletin efendisidir… Çünkü, egemenlik kayitsiz sartsiz milletindir…
Atatürk’ü oyunlarina alet etmek isteyen ve onu karalamaya çalisanlara bir çift laf edip yazimi bitirecegim… Kimse sag’in ve sol’un belkide ittifak ettigi, nadir insanlarin en önemlisine laf atarak, veya ima ile bu biraz sancili olsa da süregelen birligi bozmasin… Bozmaya çalismasin… Bizi bir eden bir Ata’miz kaldi ona’da laf etmeyin…I
Interaktif ortamlara bir bakin… Asiri milliyetçi Yunani, asiri milliyetçi Ermenisi, Vahhabisi, asiri milliyetçi Sirbi ve PKK’lisi, seriatçisi birbiriyle yarisiyor Atatürk’e hakaret etmede… Ittifak ediyorlar… Hayir her dediklerini ima ile iletmek ne kadar dogru? Hayir cünkü muhalif kesimin zirvalari bellidir de ondan soruyorum bunu…
Bu sahislarin agziyla kimse konusmaya kalkmasin… Tipki onlar gibi hep ezik kalacaktir… Düsmanimin, düsmani dostumdur diyerek ilginç ittfaklar kuracaktir mutlaka… Kurmuyorlar mi sanki? Görüyoruz bunlari… Hatta bulundugumuz ortamlarda bile görüyoruz… Daha dün birilerinin kullandigi kavramlari, bugün hiç beklemedigimiz insanlar papagan gibi tekrar ediyor, yaziyor…
Atatürk’ün elinin kanini bilmem, ama birilerinin götü fena kaniyor…
ya basta said,
Nisan 23, 2007 at 10:33
m. kemal’i sevmeyenler arasında sosyalistleri saydığından dolayıdır ki sana cevap vereceğim; ama önce şunu söyleyeyim ki yazdığın yazıda -hoşlanalım, hoşlanmayalım- bazı kişi ya da gruplara küfür, hakaret edersen bu yazının inandırıcılığını etkiler. ve zorlamaya başlar; aynı en son cümledeki ”götü kanamak” ifadesinde olduğu gibi.
bunun dışında m. kemal’i sevenler ve sevmeyenler şeklinde bir ayrım yapmanı doğal karşılıyorum; çünkü sağ siyaset bu ülkeyi hep iki kutuptan birine ait olmaya çalışmakla ördü. nasıl ki 14 nisan mitinginde ya milliyetçi, darbeci olacaksın ya da takiyeci, siyasal islamcı kutuplaşmasında olduğu gibi. sosyalistler açısından 28 şubat sürecinde de, bu gibi ”ötekileştirici” ve her ikisi de neoliberalizmden beslenen politik hatlarda da bir taraf olma durumu olamaz. sosyalistler -ki kastım antikapitalistlerdir- üçüncü bir yolu inşaa ederler ve emekçilerin lehine olan politik hattı savunurlar. şimdi m. kemal hususunda da sosyalistlerin tavrını iyi görmek lazım. kemalizmi savunmayıp,kemalizme karşı olanları, m. kemal düşmanı gibi göstermek yanlıştır ve klasik kemalist sağ cenahın çizgisinin ötesine geçemeyecek bir hamledir. kişileri sevmek ya da sevmemek onların politik görüşlerinden ya da yaptıklarından ayrı bir şeydir. sosyalistlerin çok çok büyük bir çoğunluğu (böyle diyorum çünkü sevmeyenler gerçekten olabilir) m. kemal’e karşı sevgi duymadığı gibi kin besleyip, nefret de etmemektedir. m. kemal’e getirilen en önemli eleştiri noktası politik hattının anti kapitalist olmadığındandır. ayrıca ulus yaratma düşüncesiyle milliyetçilik yapan bir politik hattı da desteklemesi solun düşünülemez. yukarda saydığım iki ana ilke solun temelden karşı olup, aksini savunduğu ilkelerdir. sol kendisini çıkar çatışmaları üzerinden ya da kişisel husumetlerden değil, alternatif siyasi çizgisi üzerinden vareder. mustafa suphilere karşı m. kemal’in aldığı kararları, yaptığı konuşmaları ve en son icraatı da unutmamak gerekir. ama bu bile bir nefret nedeni değildir. nefret ve kin farklı bir şeydir.
bu konu başlı başına bir yazı konusu aslında. unutmamak gerekiyor ki m. kemal bir pragmatistti. dış politikasında da iç politikasında da milliyetçi sözlerinde de bu gayet iyi görülebilir. zaten ismet inönü ile de politik görüşlerindeki bir çok ayrım buradaki düşünce farklılıklarından kaynaklanır.
yazının son kısmında da hızını alamayıp da milliyetçiliğin nasıl ırkçılığa evrildiğini görmeni isterim. işte milliyetçilik ırkçılık değildir, ama onun anahtarıdır dediğimiz, ülkemizde de yaşanan aşırı milliyetçi tavrın tezahürü burasıdır. saygılar.
ankakusu said,
Nisan 23, 2007 at 14:24
koskoca yazida sosyalistler sadece bir defa geciyor… o’da hakiki! sosyalistler olarak… bununla sosyalistlerin bir kismini kast ettigimi nasil anlamadin hayret… eger tum sosyalistlere demis olsaydim ‘hakiki!’yi kaldirir sosyalistler diye yazardim sadece… bak misal; seriatcilarin basinda hakiki veya buna benzer bir sey yok… cunku biliyorum ki seriatcilarin icinde Ataturke sempatiyle bakanlar yok denecek kadar az’dir… sosyalistlerde bu durum soz konusu olmadigindan hakiki! yi onunu yazdim… bilhassa kendine hakiki! sosyalist biziz, diyen gruplar icinde daha fazla var Ataturke sicak bakmayanlar… kastim tum sosyalistler degildi…
yazinin icerigi ise Ataturke dusman bir grupla, seven! bir gruptan bahsediyor… bu gruplarin ayrimini da bilhassa din ve Islam ve batililasma konusunu isledim ki asil anlatmak istedigim gruplar ortaya ciksin diye… dikkat edersen ben Ataturku seven! leri de elestiriyorum… ve onlari da pek sevmedigimi soyluyorum…
yazinin son kisminda milliyetciligin nasil irkciliga dondugunu anlatirsan sevinirim… irkci bir soylemde de bulunmadim okudugum kadariyla… kast ettigin son cumle ise onun neresinde irkcilik var anlayamadim? ha evet, hakaret dogru degildir kesinlikle… gunluk hayatimda, siyaset disi konularda, hakaret kullanimim sifira yakindir… ama neresi irkciliga donmus bir aydinlat beni… ucu sana dokunduysa, alindiysan kusura bakma, ozur dilerim…
Ataturku seven ve sevmeyen ayrimini kisa sure once okudugum yazi uzerine yazdim.. bu ayrimi ben de tasvip etmiyorum pek… yine Ataturku seven! bak normal sevenler degil seven! kesimin es geçtigim bir yanlisidir… bu hususta haksiz oldugunu söyleyem..
seni tuzlukta yorum yazarken gormek beni sasirtti… anladin sen onu…
sevgiler, saygilar
ankakusu said,
Nisan 23, 2007 at 14:33
ayrica Mirsait Sultan Galiyev’i, ornek aldigim sosyalistlerden biri oldugunu gayet iyi bildigin halde neden lafimin tum sosyalistlere oldugu gibi bir anlam cikarmak istedin anlamiyorum..
sevgiler, saygilar.