03.25.07
İslami Kalvinizm ve Kadir Has
Yazan: ankakusu
Son bir kaç yilda yeni bir kavramin dogusunu, türetilisine sahitlik ettik. ‘Islami Kalvinizm’… Nedir, ne degildir demekten önce Kalvinizm nedir ona bir bakalim. Kalvinizm, John Calvin’in ögretisine verilen isimdir. 1509 yilinda dogan ve 1564 yilinda vefat eden Calvin her ne kadar reformist diye anilsada aslen onun amaci öze dönüstür. Protestanlik, Katolik dünyasinin asiri sekilciligine, putperestlige yakin geneleklerine bir isyandir aslinda… Calvin’in yolundan gidenlere Protestan adi verilmistir. Ve bu grup özellikle Bati Avrupa’da etkili olmustur. Kimilerine göre Kalvinizm, Bati Avrupa’nin refahinin ve gelismesinin temel unsurlarindan biridir.
Max Weber, Bati Avrupa’nin gelismesinde Protestanligin rolü oldugunu savunan, bu teorinin mimarlarindan biridir. ‘Der Protestantische Ethik und der Geist der Kapitalismus’ adli eserinde Weber bu teoriyi islemektedir. Ona göre ‘Protestan Ahlaki’ insanlari sert, rasyonel, sistematik çalisan, kazanciyla eglenmeyip bunu tekrar yatirima dönüstüren bireyler yapmaktadir. Ama sanilanin aksine Weber Protestanligin bir sonucu olarak kapitalizmi görmemistir.
Son dönemde Kalvinizmin Islam ile birlikte anilmasi biraz cahilligimizden, daha dogrusu dinimizi ve diger dinleri bilmememizden kaynaklanmaktadir. Gerçi ilk olarak terim Avrupalilara Türkiye’nin ve özellikle Kayseri’nin gelismesini ve ticarete nasil baktigini daha iyi anlatabilmek için kullanilmistir. Dogrusu çok akilli bir terim seçimi olarak gözükmektedir. ‘Anadolu Kaplanlari’ni daha bir sirin gösterme çabasi aslinda… Bu ‘Islami Kalvinizm’ konusunda tek itirazim medyanin, aydin!larin ve milletimizin büyük bir bölümünün bu terimi hemen benimsemis olmasidir. Unutulmamali ki, dinimiz ticarete karsi degildir. Hatta öyle ki dinimiz Ahilik denen kurum/tarikati bünyesinde barindirmistir.
Örnek olarak hep Kayserili verilmektedir. Dinine bagli, muhafazakar olmakla beraber çalisan, üreten, para
kazanan ve tekrar kazandigi parayi is için harcayan insanlarin, son dönemde toplu halde belirtmek icin konmus söz gibi duruyor aslinda.
Aslina bakilirsa Kayserili Islamin gerektigini yapmaktadir. çalismak, üretmek Islamin aslinda tesvik ettigi. seylerdir. Bir takim Islamcilarin yaptigi gibi hiç üretmeden ot gibi yasamak degildir Islam denen din…
Bu Kalvinizm eki aslinda çok gereksizdir. Islamda Ahilik denen bir örgütlenme, teskilatlanma vardir ki aslinda Islamin üretime ve para kazanmaya karsi olmadigin göstermektedir. Ha eger örnek illa Kayseri olacaksa, o zaman da Ahilik daha dogru bir terim seçimi olur, çünkü Ahiligin ilk ortaya ciktigi yerlerden biri, hatta ilk ciktigi yer Kayseridir…
Ahilik, 13. yüzyildan, 19. yüzyila kadar Anadolu’da, Balkanlarda ve Kirim’da yasamis olan Osmanli halkinin sanat ve meslek alaninda yetismelerini, ahlaki yönden gelismelerini saglayan kurulusun adidir. ‘Ahi’ Arapçada ‘kardes’, Türkçede ise ‘eli açik’, cömert ve yigit manasina gelen ‘aki’ kelimesinden türedigi söylenmektedir. Gerçek su ki Ahilik bu manalarin hepsini bünyesinde barindirmistir…
Ahilik, Max Weber’in Protestan Ahlaki diye açikladigi durusun Islami versiyonudur aslinda. Kalvinizmi Weber’in dedigi gibi açiklarsak gerçekten uygundur Ahilik bu tarife. Lakin, Kalvinizm sadece iktisadi açidan benisenemez. Unutulmamali ki Kalvinizm her seyden önce öze dönüs ve/veya reform hareketidir. Peki Islamin reforma ihtiyaci var mi? Hayir…
Islamiyet öyle bir din ki dinamizmini her an koruyabilmektedir. Yenilige açik bir dindir. Bu yüzden köklü bir reform hareketi Islamiyette söz konusu degildir ve olmamalidir…
Bakin ‘Islami Kalvinistler, Orta Anadolu’da Degisim Ve Muhafazakarlık Rapor Özeti’nde bazi Kayserili is adamlari neler söylemis. ‘Islami Kalvinistler’ diye tabir edilen insanlar aslinda benim bildigim Islam’dan daha degisik seyler söylemiyor. (…) Kayserili işadamlarıyla, şehirlerindeki gelişme başarısının nedenleri tartışıldığında, kendi kültürlerini Lewis tarafından listelenen ekonomik erdemlere çarpıcı biçimde benzer terimlerle tanımladıkları görülüyor. Mustafa Boydak, iş yaklaşımını Hazreti Muhammed’den alıntı yaparak açıklıyor: “Rızkın, yüzde doksanı ticaret ve cesarettir.” HES Kablo Fabrikası üretim müdürü Bekir Irak ekliyor “dini bütün bir insanın çok çalışması yararlıdır”, “bir fabrika açmak da, ibadet sayılır”. Peygamberin, Müslümanlara nerede olursa olsun bilim ve teknolojiyi elde etmelerini söylediğini belirtiyor. İpek Mobilya’nın kurucusu Saffet Arslan, “Modernlikle geleneksel olma arasında siyahla beyaz gibi bir fark görmüyorum. Modernlikten anladığım, zamanımda, bulunduğum yüzyılda yaşadığım ve yeniliğe açık olduğum.” Merkez Çelik genel müdür yardımcısı Şevket Ganioğlu, “dinimizin ticareti öne çıkardığı” noktasının altını çiziyor. Hacılar Belediye Başkanı Ahmet Herdem, “Peygamberin kendisi de bir tüccardı” diye ekliyor, “tüccar toplumunda dindar olmak doğal”. Bu toplum önde gelenleri ve diğer pek çoğu, çok çalışmanın ve kendine yeterliliğin, tasarruf ve yatırımın, bağış ve toplumsal hizmetin, muhafazakar yaşam tarzının ve toplumsal güvenin, güçlü aile bağlarının ve de gelecek nesilerin eğitimine yatırım yapmanın erdemlerini vurguluyor.
Kayseri’de görüştüğümüz bir grup insan ise, çarpıcı bir biçimde kendi toplumlarının özelliklerini Kalvinizm’e ve Protestan çalışma etiğine gönderme yaparak anlatıyor. Önceki Büyükşehir Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, Kayserilileri çok çalışan Protestanlarla karşılaştırıyor ve “Kayseri’yi anlamak için önce Max Weber’i okumak gerek” diyor (Weber, 1905 yılında yazdığı “Protestan Etiği ve Kapitalizmin Ruhu” adlı makalede, Kalvinizm’in “fani dünyadaki sofuluğu”nun modern kapitalizmin yükselişinde ilk kıvılcımı oluşturduğu öne sürüyordu). Tekstil şirketi sahibi ve Müstakil Sanayiciler ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Kayseri şubesinin müdürü olan Celal Hasnalcacı şu açıklamayı yapıyor: “Anadolu kapitalistlerinin yükselişi, sahip oldukları Protestan iş etiği sayesinde oldu. Müsriflik yok, spekülasyon yok, karlar yeniden yatırıma aktarılıyor.”
Bunun disinda Islamiyette zaten Protestanlikla örtüsen, Protestanligi Hristiyanlarin ortak ögelerinden çikaratarak düsünürsek dahi, örtüsen, ortak yönler çoktur. Bu tür olusum veya hareketlere reform hareketi denmesi pekte dogru degildir. Ha kapitalizm dinimizle bagadasir mi? Su bir gerçek ki kapitalist sistemin her ögesi bagdasmiyor. Bu ‘Islami Kalvinizm’ kavramida biraz Islami kapitalist sisteme zorla sokma çabasi gibi gelde bana… Evet kapitalist sistemden bazi ögeleri kirparsak bir seyler çikiyor ortaya…
Peki ya Kadir Has?…
Bu hafta çok üzüldügüm bir haber aldim… Kadir Has’in vefat haberi… Allah rahmet eylesin… Tüm medya eli açikligindan, bu vatan, bu topraklar için yaptiklarindan övgüyle ve giptayla bahsetti… Diger zenginlere örnek diye dedi durdu… Kadir Has zamanimizin en büyük Ahi’siydi belkide… Öyle ya Ahiligin kalelerinden biri memleketi Kayseri degil miydi?..
Kadir Hasoglu’nun da bir çok zengin Kayserili is adami gibi hikayesi Adana’ya göçle baslar… Cahil, egitimsiz babalarinin hikayesiyle baslar… Sonra servetleri büyür, büyür…
Egitime özellikle, ne kadar para yaptigi medya’ya yansidi… Burada tekrar iletmek hos olmaz.. Bazi zenginler vardir, zenginlikleri göze batmaz… Kadir Has öyle biriydi… Sakip Aga’da öyleydi… Neden mi?… Evet zengindiler belki, belki halkin bulamadigi nimetlerle doluydular… Ama onlar sirf kendi nefislerini düsünerek hareket etmediler… Kendi deyimleriyle ‘Bu topraklara olan borçlarini’ ödemeye çalistilar… Ülkesi için tas üstüne tas koymamis, bir fidan dikmemis onlarca zenginin aksine bu vatana olan borçlarini ödemek için çirpindilar… Serveti öbür tarafa götürülmeyecegini fark etmislerdi onlar… Kar’in hayir ve iyilikte oldugunu kavramislardi… Namin yürümesinin, hayir için yapilan binalarda, kültür merkezlerinde, egitim merkezlerinde oldugunu biliyorlardi…
Egitimsizligi, fakirligi görmüs olan adamlar ne yapiyorsa yapiyor bu topraklar için… Anadolu’nun bagrini, yasamini bilenler ne yapiyorsa yapiyor bu topraklar için… O hep hor görülen, ‘tasra’li zenginler yapiyor ne yapiliyorsa bu vatan için…
Simdi düsünün tüm bu insanlarin yaptiklarini dini zayif olanlar yapar miydi?.. ‘Yobaz!’in zengini bu topraklara karsiliksiz yardimlar, hayirlar yapiyor… Sizler tu, kaka demeye devam edin… Kayseri’de devletin yaptigi okul orani, saglik ocagi orani o kadar düsük ki… Çok büyük bir kismi basta Kadir Has olmak üzere hayirsever is adamlarinin, zenginlerin eseri… Kayseri bugün dahi Ahilik denen kurum/tarikatin kalesi oldugunu haykiriyor…
Anadolu’nun her yerinde oldugu gibi Kayseri’de de devlet besi geçmeyecek sayida yatirim yapmistir… Ama ‘Yobaz!’ Kayseri tipki, ‘Yobaz!’ Konya gibi kendi isini kendi gördü… Bugün Kayseri Avrupai bir izlenim yaratiyorsa insanlarda bunda devletin bir derhem katkisinin oldugu meçhuldur… Kayseri’nin en büyük sansi pes pese, son 50 yilda, çaliskan belediye baskanlarini seçmis, seçebilmis olmasidir… Ve bugün Kayseri yerel yönetimleri, belki fazla dert olmayisindan sehirde, her sene bir bahaneyle sehri santiyeye çevirip, yollari delip duruyor… Ve anliyoruz ki ‘Anadolu Kaplan’i olmak kolay olmuyor…
Kadir Has ise Kayseri’ye kazandirdigi muhtesem eserlerle asla unutulmayacaktir… Sakip Sabanci daha ön planda olan bir Kayseriliydi lakin, Kayserili Sakip Aga’yi sevsede sehrine fazla katki yapmadigindan elestirdi hep… Kadir Has ise hemserilerinin gönlünü çoktan aldi… Umarim Kadir Has Satdyumu 19 Mayis’a yetisir… Keske ecel biraz daha geç gelseydide o eserinide göseydi Kadir Has… Bundan bir kaç hafta önce dayimla Kayserisporu konusuyoruz… Ben ’stad yapildiktan sonra Kadir Has iki tane’de futbolcu alir’ demistim… Iste tüm Kayserili emindi onun sehrine her alanda yapacagi katkidan… Alistirmisti Kayseriliyi yaptigi hayirlara… Türkiye Kadir Has’i unutmayacak… Kayseri seni asla unutmayacak…
“Pırlanta gibi iş bırakıyorum. Kira getirecek mallar, mülkler bırakıyorum. Vasiyetim birbirinizden ayrılmayın, beraber olun. Beraberlikten kuvvet doğar. Ayrılırsanız işi kötüye götürürsünüz. Sakın bozmayın bu işi. Siz oturun, bıraktıklarım kendi kendine para getiriyor.” Sabah’a son röportajını veren Has, Türkiye’nin en önemli sorununun eğitim olduğunun altını çizmiş ve kendini “Türkiye’nin Napolyon”u olarak tanımlamıştı: “Napolyon ‘para, para, para’ diyordu. Ben de ‘eğitim, eğitim, eğitim’ diyorum. Tüm bu bağışları ise doğduğum, büyüdüğüm, bana iş olanakları sağlayan ve kazandıran memleketime borcumu ödeyebilmek için yapıyorum.” Demirel’in teşvikiyle 1997′de Kadir Has Üniversitesi’ni kurduğunu anlatan Has, en büyük gururunun üniversite olduğunu söylemişti: “Ne kadar zengin olursan ol öldükten sonra iki metre kaput beziyle iki metre toprağın altına gireceksin. Eğer bu hayır işlerini yapmazsan kimse seni hatırlamaz, öldüğün gün unutulursun. Ama 100 yıl sonra o okullarda, o üniversitede benim adım yaşayacak. ‘Bu adam kimmiş’ diyecekler.”
Kadir Has tüm is adamlarimiza gerçekten bir örnektir… Öyle ya, Akbank hisselerinin tamamini kurdugu Kadir Has Vakfina birakan o degil mi?…
Allah rahmet eylesin…
(Gelecek hafta Islami Kalvinizm denen gereksiz kavrami Kayseriden bakarak incelemeye çalisacagim insallah.)