01.28.07
Bosna Sevdasi
Yazan: ankakusu
Mutlaka sezmis veya farkina varmis olanlar vardir. Ben Bosna ve Bosnaklari çok severim. Bu hafta biraz günlük tadinda yazacagim.
Ben çok küçükken dedemin arabasina bindigimde bir kaset çalardi. Ilahi!, ki ilahi demek dogru olmaz neyse, kasedini koyar yola öyle devam ederdik. Ilahilerin biri Bosna’da olan savastan, dökülen kanlardan, Bosnanin yanmasindan bahsederdi. Sonra Emrah’in sesine benzeyen sese sahip bir çocuk Bosnak bir çocugun agzindan hikayesini, dramini anlatirdi. Sözlerini tam hatirlayamiyorum. Bosna yaniyor diye bir sözü kalmis aklimda. Bugün hala o ilahimsinin sözlerini bulamadim…Bu ilahiyi duymamdan büyük olasilikla önce televizyondan Bosna savasina dair görüntüleri izlemistim. Oradan oraya sürüklenen bir yarali veya ceset bugün bile gözümün önüne gelir. O zamanlar Bosna neredeydi bilmiyordum… Tek bildigim müslüman olduklariydi. Ha bide bayraklarina isinamamistim, ki hala o eski beyaz bayraklari hosuma gitmiyor. Yeni bayraklari daha hos.
Okula basladim… Bir kaç sene sonra bir Bosnak kizla ayni sinifa düstüm. Bilmiyorum neden ama o kiza ilk gün isinmistim. Hatta asik olmustum mavi gözlerine. Galiba o ilk askimdi, bilemiyorum simdi. Mas mavi gözlerinde, o ilahideki çocugun sesi ve masumlugu vardi sanki. Beni alip götürüyordu… Hatta babama bir Türkün, Bosnaliyla evlenip evlenemeyecegini sordugum hatirliyorum… Çocuk akli iste…
Lise’ye kadar tanidigim tek Bosnali oydu. Sonra lise’de bir kaç Bosnali ile daha tanistim. Çogu agirbasli, düzgün adamlardi. Sadece annesi Sirp olan çocuk uçuk biriydi. Hayir bunun sebebi annesi Sirp oldugu için degil… Annesini çocuk yasta kaybetmesi, ilgisizlik… Iste belkide digerlerinden daha farkli oldugu için bu Bosnak ile çok iyi arkadaslik kurdum. O bana Bosnakça, ki Hirvatca ve Sirpça’dan pek bir farki yok, bende ona Türkçe ogrettim. Tabi bunlarin çogu küfür oldu… Bir çok ortak kelimemiz oldugunu farkettik… Bunun üzerine dillerimizi ögrenmi istegi daha bir artti… Okulda ders degil bir birimizle dil alisverisi yapiyorduk… Benim bildigim kadariyla, sirf Hirvatçada 8000’e yakin Türkçe kelime varmis. Düsünün Bosnakçada bu sayi çok daha fazladir. Hos, genç nesil o eski Türkçe kelimeleri pek kullanmiyormus. Orta yas ve üstü Bosnaklar konustuklari vakit daha çok kelime tanimaniz daha büyük bir olasilik…
Genç olsun, yasli olsun Bosnaklarin ortak bir özlelligi var; hepsi agirbasli, hepsi savasin travmasini yasiyor gibi… Hatta hepsinin masum, sakin bir surat ifadesi var. Her zaman sessiz her zaman düsünceli gibiler… Orta yas ve üstünde ise bu sukunet daha bir belirgin… Savas hakkinda hiçbiri pek konusmak istemiyor. Ama Hollanda’da bugün bile Srebreniça’da yasananlar gündemden düsmedigi için iki laf etmeleri kaçinilmaz oldu… Hollandalilarin yaptiklari serefsizlikten dolayi hala gündemdedir, yoksa Bosnaklari sevdiklerinden degil. Sadece Bosnak baba, Sirp anneden olan arkadas biraz mizahla babasinin Mücahitlerle birlikte savasa katildigini anlatti… Sonra düsündüm… Bosna savasi böyle bir seymis demek… Ana ve babanin kökenleri bile savasabiliyormus birbiriyle…
Bosna savasi hususunda Türkiye Cumhuriyetinin diledigim, bekledigim ve istedigim kadar yardim etmemei Bosnaklara ben halen üzmektedir. Ha evet, devletin yardimlari az sayilmaz ama yinede bence çok eksik. Bosnaklar bize irken yakin olmaktan daha yakin… Bosnaklari daha iyi korumamiz, daha iyi kollamamiz gerekirdi… Madem Osmanlinin mirasi, borçlari bize kaldi…Iste bu insanlarda Osmanlinin yadigaridir bize… Kaderlerine terk ettigimiz yadigarimiz…
Ha sunuda ilave etmek isterim… Yildirim Bosna gibi, çogunlukla Bosnaklarin yasadigi bir yerin, olmasi beni ne kadar mutlu ediyor bilemezsiniz. Gerçekten çok hosuma gidiyor bu durum. En azindan Bosna Savasinda Türkiye ne yapti? diye soranlara elde tutulur bir kelime edebiliyorum. Hos oradaki Bosnaklar sanirim savastan önce gelmislerdir ya neyse…
Bosnak gençleri, tanidiklarim bilhassa, pek dinini bilmiyor. Konu açilinca müslümanim diyor ama o kadar. Erkeklerde durum, bayanlara nazaran iyi. Ama kiz çocuklari dinlerinden gerçekten bihaber. Bunun sebebi nedir bilemiyorum… Ama bildigim bir sey var o’da biz Türk milletini bizden çok sevmeleri… Osmanliyi, bilhassa Fatih Sultan Mehmet’i, öve öve biteremiyorlar. Bence Fatih Sultan Mehmet bizden çok onlara layik…
Bosna’da bir çok Osmanli eseri halen ayaktadir. Osmanli en çok eser biraktigi ülkelerden biridir Bosna. Bunlardan bir tanesi var ki hepiniz mutlaka duymussunuzdur… Mostar Köprüsü… Bosnaklarin, ‘eski köprü’ anlamina gelen ‘Stari Most’ dedikleri köprü… Bir kaç sene önce Türkiye’nin yogun ilgi ve destegiyle onraildi ve faaliyete geçti. Bugün çok önemliymis, çok iyi bir özellikmis, çok muazzam bir seymis gibi hep anlatir dururum; biliyor muydunuz, köprünün açilisinda ilka atlayan kisi benim bir arkadasimin akrabasidir… Eee, ne olmus diyeceksiniz belki, haklisiniz… Belkide Bosnaya dair tek, birey olarak, bagimi öyle kurdugum için hiç sikilmadan, utanmadan her yerde söylüyorum bunu…
Efendim, eskiden belli Bosnak erkekler nisanlilarina sevgi ve cesaretlerini kanitlamak için köprüden asagi atlarlarmis. Bugün çok sükür tekrar bunu yapma imkanina kavustular. Bunun disinda ilave etmek isterim ki, köprü sanilanin aksine Sirplar tarafindan degil Hirvatlar tarafindan bombalanip yikilmistir…
Mostar köprüsünu bakin nasil anlatmis bir kisi;
Mostar koprusu
mostar…ve onun taci olan koprusu…
sadece ustunden gecilen bir kopru mu bu?
sadece altindan bir suyun, bir nehrin gectigi bir kopru mu bu?
degil…
bu kopru bir kopru…
medeniyet koprusu… insanlik koprusu… baris koprusu…
dogu ile bati’nin koprusu… islam ve hristiyanligin koprusu…
komsunun, komsuya baginin koprusu… hac’in hilal’le bulusmasinin koprusu…
altindan saf ve piril piril akan neretvanin koprusu… muamer ile jelena’nin koprusu…
neretva’nin ugruna ozan oldugu kopru… kuslarin ugruna muzisyen oldugu kopru… baliklarin ugruna feda olduklari kopru… insanlarin ugruna kan olduklari kopru…
kopru deyip gecmeyin…
mostar koprusu dogu’nun bati’ya yaptigi en buyuk naniktir… islam’in hristiyanligi tefe koyup calmasidir… barbar’a medineyet dersidir… avrupaya insanlik dersidir… bu ders oyle buyuktur ki binlerce kez yikilsa binlerce kez direlecktir…
ne nanigi demeyin…
barbarlarin bu kopru’yu yikmalari gecici bir sureyle bag koparmistir sadece… ama bu oyle bir bag, oyle bir kopru ki her zaman direlecketir… cunku bu insanligin koprusudur… islam hosgorusunun, hristiyan yobazligina attigi en buyuk tokattir… ve her yikildiginda, yine gulup gececek, nanik yapacaktir islam, barbara… cunku biliyor o artik, insanlik koprusu yikilsa bile her daim direlecektir…
hristiyani muslumana, muslumani hristiyana kavusturmaktan baska…
korkmasinlar, kardesce yasasinlar demekten baska…
baska bir gayesi yoktu bu koprunun… sonra dusmanlik, kin cikarttilar, yetmedi yiktilar, yikmaya calisdilar, nispet yapar gibi sehre kocaman hac taktilar…
oysa bu koprunun bir sucu yoktu: insani, insana kavusturmaktan baska…
Bosnaklarin ve tüm Bosnanin saygi ve sevgi ile andigi Aliya Izzetbegoviç’i kaybettik bir kaç sene önce. Tek tesellim kanallarimizin buna kayitsiz kalmamasi olmustur. Cenaze törenini canli yayinda vermeleri gönlüme az da olsa su serpti. Okuduguma göre Aliya’nin anneanne veya babaannesi Türkmüs… Hos olsada, olmasada far etmez. Bugün onun gibi bir adamin ailesi ülkemizde ikamet ediyor ya… Bu bile yeterli benim için…
Símdiye kadar anlattiklarim, sevgiydi… Lakin bir kitap okudum… Hayatim degisti, demiyecegim ama buna benzer bir sey yasadim… Nihat Genç’in ‘Karanliga okunan ezanlar’ kitabinin önemli bir kismi Bosna’ya dair… O kitabi okuduktan sonra Bosna ve Bosnaga olan sevgim bir sevdaya dönüstü… O kitap, içi dolu sevgi olan bardagi tasiran son damla oldu… Sevgim tasti, sevda oldu… Bagrima açilmis yara oldu…
Kafamda kurguladigim Bosna seyahatinin gerçeklesmesi farz oldu benim için… Mutlaka bir gün Allah izin verirse, bir gün dahi olsa, Bosnaya gidecegim… Aile bireylerine yari saka, yari ciddi bu yaz Bosnaya gidecegim diyorum ama pek sicak bakmiyorlar. Hatta annem nedenini kendi dahi bilmedigi sebepten dolayi Bosnalilari sevmiyormus… Inanamiyorum ya… O insanlar sevilmezde kimler sevilir? Ne demek ya Bosnaklari sevmiyorum? Neyse fasist tarafim kabariyor sanirim bu hususta… Ama bundan dolayi fasist damgasi yiyeceksem raziyim…
Belki bir kaç Bosnali agabeyin yönlendirme ve yardimlariyla ciddi ciddi Bosna-Türkiye maçina gitmeyi düsünüyorum. Hirvatistan ve Sirbistani söyle veya böyle gördüm, Bosnayi göremeden ölmek bana yakisir mi? Yakismaz… Hos maça giderken Bosnadan pek bir sey görecegimi zannetmiyorum… Ama yinede Aliya’nin, Sari Saltuk’un diyarinda olmak beni mutlu edecektir…
Kisa bir süre önce farkettim ki, Bosna ve Bosnaliya olan sevdali tek ben degilmisim… ülkemizde, çok sükür, benim gibi bir çok ‘deli’ varmis… O delileri górdükçe daha bir mutlu oluyorum…
Inanin bana daha anlatcak bir çok husus vardi…