Bilgi Sozluk'te ogrenmek istediginizden daha fazla $ey var!
Bilgi Sozluk

02.17.08

ALİ…

Posted in SAYI 24 at 04:11 yapan Satolina

Ankakusu 

İkinci el eşya satan bir dükkânda, kitap reyonunun karsısındayım…
Eski, püskü onlarca kitap var karşımda… Şöyle bir göz gezdirirken kitaplardan bir tanesi dikkatimi çekiyor… ‘Al beni’ diye haykırıyor sanki…
Kitabın hemen sırtını çevirdim ve okumaya başladım…

Günter Wallraff isimli bir Alman gazeteci sanki bir Türk’müş gibi Alman fabrikalarına giriyor ve çalışıyor… Kendini herkese Ali diye tanıtıyor…
Ve Türk olarak yaşadıklarını kitapta detaylı bir şekilde anlatıyor… Alman meslektaşlarının söyledikleri hakaretleri, Türk isçilerin maruz kaldığı ırkçılığı ve ayrımcılığı anlatıyor… Türk kılığında çektiği zorlukları, eziyetleri anlatıyor…

Ali… Ali ‘yüce, ulu, yüksek’ anlamına geliyor… Ama Ali’ler… Ama Ali’ler, neyse…

Kitap 1985 yılında çıkmış… Orijinal adi ‘Ganz unten’… O zaman kaç paraya satılıyordu bilmiyorum ama neredeyse bedavaya satın aldım kitabi…
Onca eski, püskü kitap ve eşya içinde sanki bir mücevher, sanki bir hazine bulmuş gibiydim…

Sevinçle bisiklete atladım ve eve doğru yol aldım… Daha öncede bir kaç sefer kitap almıştım o dükkândan… Ama hiçbirinde alışveriş yaptıktan sonra bu kadar mutlu ve heyecanlı dönmemiştim… Eve gidip hemen kitabi okumak istiyordum… Anneme de bulduğum bu kitaptan bahsetmek istedim…
Ki aslında ne yaptığımı, ne ettiğimi sormadan anlatan bir tip değilimdir…

Neyse…

Eve gelince anneme kitaptan bahsettim… Annem fazla tepki vermedi fakat ‘galiba bunun filmini de çekmişlerdi’ dedi… Kısa bir araştırma yaptım, gerçektende bu kitabin yine ayni isimle filmi de çekilmiş…
Kitabı rastgele açtım, okumaya başladım…

94. sayfa… Günter Wallraff, Ali Levent Sinirlioğlu olarak, çalıştığı bir fabrikada, kantine, tuvalete Alman meslektaşlarının yazdığı ırkçı sözleri neşretmiş… Hepsi bilindik, üç aşağı beş yukarı her embesilin uydurabileceği, ırkçı cümleler…
İşte ‘En iyi Türk, ölü Türk’tür’, ‘Bütün Türklerden nefret ediyorum’, ‘Bodrum’da bir Türk olacağına yatakta 1000 sıçan olsa dahi iyi’ gibi embesillerin ürettiği onca kelam…

Bunları okuyunca şaşırdığımı söyleyemem… Ama aklıma sadece bir tanesi takıldı… Söyle yazmış Almanlardan biri; ‘Bütün Türkleri ve onlarla birlikte olan bütün Alman kızları asmalı’… Kitap çıkalı 23 sene olmuş…

Bundan bir kaç hafta veya haftalar önce NTV’de yayınlanan, dört kadının sunduğu bir programı açtım seyrediyorum… Gazeteci hanımımız Alman bir partinin, arka planda sarışın bir Alman kızının göründüğü ‘Mach mich nicht an, Ali’ yani ‘Ali bana dokunma’ yazılı afişlerini haklı buldu… Hem de bahse konu partinin fikirleriyle örtüşen gerekçeyle… Neymiş efendim Türk erkekleri Alman kızlarına sarkıntılık ediyorlarmış da o yüzden haklıymışlar…
O vakit Türkiye’de bir taciz olmuştu onun etkisinde mı kaldı bilinmez… Ama konu hakkında daha farklı, daha başka bir perspektiften bakarak yorum yapılacak diye umut etmiştim… Yanılmışım… Mutlaka sarkıntılık edenler vardır…
Ama Almanlar ne kadar ediyorsa Türklerde en fazla o kadar ediyordur… Hayır, partinin bu afisinin maksadı Alman sarışınlarını korumak falan değildir… Tekrar artmaya başlayan ırkçılıktan pay kapmaktır… Afişin özü, sloganı 23 sene önce tuvalet duvarına yazılan yazıyla aynıdır… Ama tabi biraz yumuşatılmış, bakış açısı değiştirilmiş…
Politik cümle haline sokulmuş, makyaj yapılmış…

Gazeteci hanim belli ki bahse konu partiyi ve düşüncelerini bilmiyor… Tamam bilmiyorsun… Ama konudan bir adim geriye çekilip, Avrupa’da neler olup bitmiş çok çok yakin tarihlerde, ona da mı bakıp bir paralellik kuramıyorsun?
Görmedin mi Fransa’da yabancı gençler neden ayaklandı? Görmedin mi İsviçre’de beyaz koyunların, kara koyunu tekmeleyip, dışladığı afişleri? Geert Wilders’i duymadın mı? Pim Fortuyn vardı, Ayaan Hırsı Ali vardı şimdi Amerikalarda, simdi Geert Wilders var, Ehsan Jami var… Islamofobik figürler ortaya çıktı, biri meydanı bırakınca bir başkası yerini doldurdu… Haberin yok mu Avrupa’da neler olduğundan?.. Afişle bunlar arasında bir bağ kuramadın mi?.. Kuramadın… Kurmak istemedin belki de…

Tanımıyorsun Ali’yi… Onun neler çektiğini… Arada kalmışlığını… Bilmiyorsun… Güzel görünen hayatında ne acılar yaşadığını, nelere göğüs germek, nelere susmak zorunda kaldığını bilmiyorsun… Eminim Helga’yi, Fransuva’yi, John’u, Mark’i tanıyor, biliyorsundur… Ama Ali’yi tanımıyorsun değil mi gazeteci hanım? Kim bilir belki de ondan utanıyorsun… Helga, seve seve olurdun herhalde ama ‘Ali’ olmayı hakaret olarak algılarsın değil mi?

İstemezsin tabi açlığı yaşamış, perişanlığı yaşamış köyünden binlerce kilometre uzağa çalışmaya gitmiş Ali olmayı… 23 sene önce bir Alman Ali olmuş, Ali’yi merak etmiş… Ne yapar, nasıl yaşar bu ‘Ali’ diye… Sen merak etmezsin…
Tıpkı yıllarca önce iş ve aş veremediği için vatandaşlarını yaban ellere yollayan devletin gibi…
Ha yok, merak ediyorsunuz, ama merakınız Ali’ye değil alın teriyle kazandığı parasına… Benim bir ülkem vardı, kafa yorduğum…
Artık eskisi kadar umurumda değil… Kafa yormuyor artık eskisi kadar… Ne diyorduk…

Belki sana Ali olmak zor gelebilir gazeteci hanim… Ama ben Ali’yim… Köyünden kalkıp yaban ellerde elalemin bokunu temizleyen Ali’yim… Sokaklarda çöp toplayan Ali’yim… Eli yüzü kir içinde, kap kara olan Ali’yim… İtilen, kakılan Ali’yim…

Ve hatta yanan, yakılan bundan sonra daha da fazla yakılacak olan Ali’yim…
Sen yanmak istemezsin elbette ama ben istemesem de yanacağım…

Sıradan Avrupalıların ‘Ratko Mladic ve adamları gibi birileri Avrupa’da tekrar temizlik yapmalı’ diye yazdıklarını okumak, söylediklerini işitmek istemezsin elbette… Ali olmak zordur…
Ali olmak hakareti göze almaktır… Ali olmak dışlanmayı göze almaktır… Ali olmak yanmayı göze almaktır…
Ben elalemin bokunu temizleyen, çöp toplayan Ali’yim…

Peki sen kimsin gazeteci hanım ?

5 Yorum »

  1. sepulturk said,

    Şubat 17, 2008 at 14:13

    Leziz olmuş abicim. O programı ben de izlemiştim ve `dedirten` bir program olmuştu benim için. Yabancı yalakalığı hakkında ben anlamıyorum bu ülkenin insanlarını. Yazının içinde yılbaşında olan olaylardan etkilenmiş sanırım demişsin onla ilgili bir şeyler karalamıştım sözlükte, hatırlatmak istedim;

    yapılan tabiki hayvanlığın önde gidenidir. insanlık dışıdır. fakat benim anlamadığım bir mevzu var ki o da şudur; “abazan türkler”, “biz türkler adam olmayız”, “sadece türkler yapar bunu” gibi ibareler. o vakit ben size muhtelif zamanlarda yurt dışında yaşayan insanlardan duyduğum iki şey söyleyeyim.

    yer: zurih*
    olay: eski ev arkadaşım ve yanındaki iki kız arkadaşı yılbaşında sokağa çıkarlar. bir grup kendini bilmez ayı kızları sıkıştırır. onları korumaya çalışan arkadaşımın dudağını patlatırlar. kızlar ve arkadaşım kendilerini arabaya zor atarlar. arabanın camları kırılır. kaçarken bu densizlerden birisine çarparlar. ceza yerler.

    yer: londra
    olay: okuldan asistanım ve eşi sebebini hatırlamadığım bir sebep için kutlama alanına inerler. yine bir kargaşa çıkar ve kadının ellenmedik yeri kalmaz. kendilerini bir pub’a atarlar zar zor ve çıkmak için 1 saatten fazla beklerler orada.

    işin özü şudur. en ufak olaysa sürekli türklere bok atmak yersizdir. insan heryerde vardır ve malesef heryerde hayvan da vardır.

  2. alchoburn said,

    Şubat 19, 2008 at 14:15

    Düzenlemesini yapmaktan en çok keyif aldığım yazıydı bu hafta (gerçi hiç ‘ı’ harfi yoktu ebem ağladı ama.. ). Ülkemiz dışında yaşayan onlarca hakkı yenen insanımız var ve biz bu konuda hiçbir - tepkiyi bırakın - fikir sahibi bile değiliz.

    Düşünün ki; Almanya, İran gibi batı dünyasının genel olarak ambargo koyduğu bir ülkenin vatandaşlarına bile çifte vatandaşlık hakkı tanırken; bizim yüz bin yurttaşımızın hakkı gaspedilip, sınırdışı edilmeye çalışılıyor. Hala hükümet yetkilileri buna sessiz kalıp, oradaki insanları Yimpaş gibi ‘yeşil sermaye’ ortakları ile sömürüyorlar.

    Biz hala kendi ülke içi problemlerimize o kadar gömülmüş durumdayız ki, yurtdışı itibarımız iki paralık ediliyor, insanlarımız kahır çekiyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, ne oralı ne de buralı kalabiliyorlar.

    Bu konuya değinmen çok güzel olmuş anka, umarım devamı da gelir; ben de düzenleme yaparken sıkılmam.

  3. ankakusu said,

    Şubat 22, 2008 at 10:58

    Oncelikle yorumlariniz icin tesekkur ederim…

    Hemen degindiginiz konular hakkinda goruslerime dile getirmek istiyorum…

    Elbette biz Turklerde sutten cikmis ak kasik degiliz… Degiliz, degiliz ama baskalari ne kadar kirliyse bizde o kadar kirliyiz… Bu Bati ve Avrupa hayranlari gelsinler Avrupanin guzelliklerini, dogrularini, ki az degildir, sabaha kadar konusalim… Yine sevmeyebilirim kendilerini ama en azindan anlayabilirim… Amenna… Ama karsima cikipta bana karsi Avrupaliyi savunmasinlar… Kendi milletini hor gorup, kucumseyip Avrupalilara ilahmis gibi davranmasinlar…
    Verdigin ornekleri bahse konu baslikta okumustum daha once… Kesinlikle Avrupa’da da oluyor boyle seyler… Ama bizim millet dunya’dan bihaber oldugu icin bilmiyor… Kucucuk ulkelerde, mesela Hollande ve Belcika, subyancilik, cocuk pornosu almis basini gitmis… iki haftada bir haber cikiyor bunlarla ilgili… Neyse… Yahu daha dunku seriatcilar bile karsima cikip Avrupaliyi, bak Avrupayi degil Avrupaliyi, savunuyor… Bu ne istir anlamadim gitti…

    Gelelim ikinci yoruma, oncelikli irak’in i’si konusunda ozur dilerim…:) Agabey bende bu konularda kiziyorum devletimize, hukumetlerimize… Haksiz da sayilmam… Ama bir yandan da dusunuyorum, devlet Dogu’ya, Guney Dogu’ya, Ic Anadolu ve Karadeniz’in koylerine ne verebilmiski, gurbetcilere bir destegi olacak… Sahte gundemlerle geciyor omrumuz… Umarim devlet icindeki sorunlari halleder de gurbetcilere de ayiracak bir vakit bulur… Veya iki ise birden sarilir:D

    sevgiler, saygilar.

  4. alchoburn said,

    Şubat 22, 2008 at 14:12

    Canım kardeşim,

    ‘i’ ler konusunda şaka ediyorum elbette..

    Onun dışında; daha bu cumhuriyetin yeni kurulduğu yıllarda, hem Orta Asya hem de Kafkas’lardaki Türk gruplarına dahi Türkçe yayınların ve bilgilerin ulaştırdığı biliniyor. Düşün ki bir devleti oturtma safhasındasın ve bozkırdaki bir göçebe gruba dahi ulaşabiliyorsun. Eğer o devirde ve o meşakkatli durumda dahi bu başarıldıysa, bugün hayli hayli yapılabilir.

    Zaten güçlü bir devlet olmak, ayrım gözetmeksizin bütün bu sorunları en uygun şekilde çözmeyi gerektirir.

    :)

  5. muque said,

    Şubat 24, 2008 at 11:18

    “helmut diyor; pis yabancı
    tuğrul diyor; alamancı
    bir gün çekip gitsek burdan
    işe alır mı sabancı ?”

    (derdiyoklar-dazlaklar)

    bu yazıyı bu kadar geç okumu$ olmama gerçekten kızıyorum.mükemmel olmu$..

Leave a Comment

You must be logged in to post a comment.

Bu sayfanin toplam okunma sayisi. 147
Bu sayfayi $u anda okuyan ki$i sayisi. 1
Bu sayfayi ayni anda okuyan en cok ki$i sayisi. 3
Bu sayfanin bugune ait okunma sayisi. 0
Bu sayfanin en son okunma tarihi. 2008-05-16 00:03:13
Toplamda en cok okunan yazilar. Bugun en cok okunan yazilar. Bu ay en cok okunan yazilar. Bu hafta en cok okunan yazilar. Gecen hafta en cok okunan yazilar. Toplamda en cok okunan sayfalar. Bugun en cok okunan sayfalar.