04.18.07
Kır Çiçeği
Yazan: armes
Ben kır çiçeği olmayı sevdim,
yabani otlar arasında iki karış toprağa,
ve sonsuz gökyüzüne sahip bir kırçiçeği.
Ne bir lalenin zerafetine sahibim, Yazinin devamini okumak icin tiklayin »
Artık her şeyden haberiniz olacak !
Yazan: armes
Ben kır çiçeği olmayı sevdim,
yabani otlar arasında iki karış toprağa,
ve sonsuz gökyüzüne sahip bir kırçiçeği.
Ne bir lalenin zerafetine sahibim, Yazinin devamini okumak icin tiklayin »
Yazan: expert3
İki iyi kalpli genç; Süheyla ve Mecnun. Birbirlerini deliler gibi seven, beraberlerken bile birbirlerini özleyen muhteşem uyumlu bir çift.
Mecnun okulu bitirmiş, askerliğini yapmış ve sonunda DSİ’ de kadrolu bir iş sahibi olmuştur. Şimdi sırada hayatının en önemli görevi vardır, Süheyla’yı istetmek. Annesine konuyu açmış, babasının da olayı öğrenmesi ile iş kız tarafına haber verilmek suretiyle ciddiye bindirilmiştir. Kız tarafı olan Bünyamin amcanın ev sahipliği yaptığı bir gecede, havadan, sudan, ekonomiden, spordan muhabbetler edilirken iş en can alıcı noktaya yani “Allah’ın Emri Peygamberin Kavli” kısmına getirilmiş, Bünyamin Amcanın oğlumuz ne iş yapar?, evi barkı var mı?, evlenirlerse ne ile geçinecekler? sorularının da olduğu kısmı başarı ile atlatılmış ve iş “öp babanın elini” kısmına kadar gelmiştir. Söz, nişan, nikah günleri derken dünürler arası bir seferberlikle kuyumcu, perdeci, halıcı vs. derken Mecnun borç batağının içine biraz daha batmış ama Süheyla’ya olan sevgisinden kedi gibi bir insan rolü yapmıştır. Yazinin devamini okumak icin tiklayin »
Yazan: angelus
Sabah olur…Her zamanki sabahlardan bir farkı olmayan sabahdır…Siz öyle zannedersiniz… Değildir…
Babanız çıkar karşınıza kapıyı açtığınızda, yüzünü yıkıyordur. Klasik sabah ritüeli tabii ki.
Değildir…
Nefes alamadığını görürsünüz, sesinin kesildiğini görürsünüz, renginin solduğunu görürsünüz.
Yere düştüğünü görürsünüz. Yazinin devamini okumak icin tiklayin »
Yazan: mitili
Nerden esti bu tuzluk’ta yazma olayi diye soranlar olacaktir buyuk ihtimalle, cunku ben de sordum kendime. Kendime bile cevap veremedim ki size cevap vereyim diyorum bu soran ki$ilere ben. Cok du$undum lakin hakkinda yazacagim bir $ey bulamadim bir turlu. Ve uzun ugra$lar sonucu $oyle bir formul geli$tirdim:
Formul tek kelimeden olu$uyor: kari$tir. Bu kadar basit, ne kadar kisa degil mi? Evet. Her hafta birbirinden alakasiz konularla –bazen hikaye, bazen oyle bildigin yazi, hatta bazen bilmedigin yazi falan- siz degerli okurlarimla (oeah) bir araya gelecegim. Aslinda bir haydar dumen jr. falan mi olsam dedim ama sonra oha lan dedim bo$ver. Zannimca iyi demi$im. Uzatma lan! tamam abi.
pi-es: Kendime hayirli olsun demek istiyorum ve buradan beni destekleyen aileme, arkada$larima, canimdan cok sevdigim kirmizi pelu$ e$egime te$ekkurlerimi borc bilirim, ve hatta ederim bu te$ekkurleri. Yazinin devamini okumak icin tiklayin »
Yazan: goetica
senin inandığın meleklere ben inanmadım..
sen tüyden kanatları güzel yüzleri,güzel saçları,güzel elleri olan meleklere
inandın..
onlar gibi değil,benim meleklerim camdan sevgilim..
dikkatsizce söylediğin her yalanda bir tanesi daha kırılıyor..
her parçası başka yere dağılıyor..
toparlamaya çalıştıkça ben,avuçlarımın içi kanıyor.. Yazinin devamini okumak icin tiklayin »
Yazan: grafolog
Formula 1’i takip edenler biraz hafızalarını zorlasın.. Michael Schumacher’in geçen sezonun ikinci yarısındaki beklenmedik performansı ile Fernando Alonso’yu zorlaması haricinde herhangi bir çekişme hatırlıyor musunuz? Schumi’nin şampiyonlukları zaten malum (adam kural değişikliklerine neden oldu), bir eski şampiyon Mika Hakinken, Schumi’nin Ferrari’sinin sorunları nedeniyle çok da zorlanmadan iki şampiyonluk elde etti, Alonso ise ilk senesinde çok rahat şampiyon oldu, ikincisindeyse –dediğim gibi- sezonun ikinci yarısında biraz zorlandı. Ama şimdi farklı bir sene bizi bekliyor. Bu sezonki bütün yarışları pür dikkat izleyin, zira hayatınız boyunca bir daha böyle bir çekişmeye şahit olamayabilirsiniz.
Şu an için dört pilot şampiyonluk için çekişiyor gibi gözüküyor. Ferrari’nin iki pilotu Kimi Raikkonen, Felipe Massa ve McLaren’in iki pilotu Fernando Alonso ile Lewis Hamilton. Ve evet, Hamilton bir çaylak. Ama tarihin şimdiye kadar gördüğü en iyi çaylak sıfatıyla başladı sezona. Kariyerinin ilk üç yarışının tamamında podyuma çıkan ilk isim oldu Hamilton. Yazinin devamini okumak icin tiklayin »
Yazan: zozan
Bu haftaki yazım da biraz gezelim görelim tadı vereyim dedim. Malum bahar da gelmişken çiçekler, böcekler, kuşlar falan iyi gelir bünyeye.
Emirgan korusu istanbul’un Avrupa yakasında bulunan bir koruluktur. Emirgan ismi Emir güne’den geliyor. 4. murat irana sefer yaptığı sırada Erivan kentini kuşatıyor. O sırada Erivan kalesini korumakla görevli olan Emir Güne 4. murat’ın kendi almasına izin veriyor. Sağladığı kolaylık nedeniyle 4. Murat İstanbul Boğazına nazır güzel koruluğu ona hediye ediyor. Böylece semtin adı Emir Güne oluyor, daha sonra bu isim mutasyon geçirerek Emirgan olarak kayıtlara geçiyor. Bu semte ulaşmak son derece kolaydır. Boğaz kenarında bulunabileceğiniz her durakta o tarafa giden bir otobüs bulabilirsiniz. Kabataş-sarıyer, Kabataş-bahçeköy, taksim-sarıyer, taksim-bahçeköy otobüsleri buradan geçmektedir. Çınaraltı veya emirgan duraklarında inerseniz kolaylıkla korunun yolunu bulabilirsiniz. Tek yapmanız gereken ağaçlara doğru yokuş çıkmaktır. Yazinin devamini okumak icin tiklayin »
Yazan: sepulturk
-Abi yazı noldu?
+Ronaldinhoo gidiyor, ronaldinhoo, ronaldinhooooooooooooooooooooooooooooooo
-Sepul yazı diyom abi yazı hani tuzluk filan?
+Ronaldinho attı 2 oldu sayın seyirciler!!!
Bu diyaloğu bilenler bilir. Kendini oyuna kaptırmış bir birey artık dünyadan kopmuş oluyor. Ama ne oluyor da bu kadar oyuna kaptırıyoruz kendimiz ve bunun bize etkileri neler oluyor?
Şimdi hayatınızı bir düşünün. Bu dergiyi okuyanların bir çoğu öğrenci. Bir kısmı üniversite, bir kısmı lise. Üniversite okuyan öğrencilerin hangisi istediği mesleğin bölümünü okuyor ya da lisedeki arkadaşlarımızdan hangileri istedikleri bölümlere gidebilecekler. Görüyorsunuz di mi bu sorularda bile mutlaka okumamız gerektiğinden bahsediyorum. İşin gerçeği okumadan adam olunmuyor bu canına yandığımın dünyasında. Evet zengin olabilirsiniz ama adam olmazsınız (toplumsal mesaj kaygısı ve hayat bilgisi). Yazinin devamini okumak icin tiklayin »
Yazan: schumi
(1946’dan 27 Mayıs 1960’a kadar geçen siyasal süreç)
Geçtiğimiz hafta demokrasi ve tek partili yönetim üzerine yazmıştım. Bu hafta kaldığım yerden devam etmek istiyorum. 7 Ocak 1946’da DP, İnönü’nün de onayıyla kurulduğunu söylemiştik.
DP kurulduktan kısa bir süre sonra tek parti diktasından bunalan halkın yoğun ilgisiyle karşılandı. Kısa bir zaman içerisinde 34 il ve 160 ilçede parti örgütlenmeyi başarmıştı. Bu hızlı büyüme ve gelişmeden korkan CHP, önce demokratik ödünler vererek muhalefetin hızını kesmeyi denedi. Bunları üniversite özerkliği, basın özgürlüğü, tek dereceli seçim sistemini getirmek olarak sıralayabiliriz. İlk seçimler 21 Temmuz 1946’da tek dereceli olarak yapıldı. Açık oy, gizli tasnif şeklinde son derece antidemokratik olan bu seçimlerde büyük ölçüde usulsüzlük yapılmıştı. DP’nin sadece 62 vekil çıkartabildiği seçim sonuçları, hemen hemen tüm illerde protesto gösterileriyle karşılandı. Yazinin devamini okumak icin tiklayin »
Yazan: ya basta viva zapatista
Melankoli kelimesi hep farklı çağrışımlara gebedir aslında. Kişinin içinde bulunduğu duruma göre bile değişen bir anlama sahiptir. TDK sözlüğüne bakınca iki anlam karşımıza çıkmakta: ilki ‘’kara sevda’’, ikincisi mecaz anlamıyla ‘’hüzün’’. Devrimci kelimesine baktığımızda ise ‘’ belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapan kimse’’ veya ‘’ devrim yapan veya devrime bağlı olan kimse, ihtilalci’’ anlamları karşımıza çıkmakta.
¼br />
IV. Enternasyonal’in Fransa Seksiyonu LCR (Devrimci Komünist Birlik)’nin kurucularından ve önemli isimlerinden olan felsefe profesörü Daniel Bensaid’in, sevgili U. Uraz Aydın tarafından Türkçeye çevrilen yazılarının bir araya getirilmesiyle oluşturulan kitabı ‘’Köstebek ve Lokomotif-Tarih Devrim ve Strateji Üzerine Denemeler’’de yazmış olduğu ‘’Devrimciler Neden Melankoliktir?’’ yazısı bu yazıyı kafamda oluşturmamı sağladı, fakat genellikle Bensaid’in yazısını aktarmak gerekli. Yazının ismi aslında Bensaid’in devrimcileri melankolik olarak gördüğünün de bir tezahürü. Yazinin devamini okumak icin tiklayin »
Project-Id-Version: WordPress 2.3.2 Türkçe dil dosyası
POT-Creation-Date:
PO-Revision-Date: 2008-02-05 15:43+0200
Last-Translator: Hasan Karaboga